| Bizim Kelimelerimiz(Alucra Yöresinde Kullanılan Kelimeler Deyimler.) |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Cuma, 21 Mart 2008 | |
|
–<< Bizim Kelimelerimiz >>–
Alucra ve Yöresi
(Ön çalışma)
“Bizim Kelimelerimiz” konulu bir araştırma ile “Alucra ve Yöresi” için kültürel bir çalışma başlatmış bulunmaktayız. Çalışmamız “Kelime-Kavram”, “Deyim” ve “Atasözleri” bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmamızın “Bizim Kelimelerimiz” bölümü tamamlanmış bulunmaktadır. Çalışmamız 6 aylık bir süreden beri devam etmektedir. “Deyim” ve “Atasözleri” bölümleriyle, “Yemeklerimiz”, “Meyvelerimiz”, “Horan ve Halaylarımız”, “Aylarımız” ve “Günlerimiz” gibi daha bir çok özelliklerimiz çalışmamızın kapsamı içindedir. Bu çalışmalar devam etmektedir.
1. Yöreye ait kaynak eserler incelenmiş ve bir çok yöre insanı ile bağ kurulmuş, araştırmaya katkıda bulunmaları sağlanmıştır. 3. Giresun’a komşu ikinci kuşak iller, “Rize”, “Bayburt”, “Erzurum”, “Tunceli”, “Elazığ”, “Yozgat”, “Çorum” gibi illerin kaynakları da incelenmiştir.
4. Araştırma ve çalışmalarımızda köy ve kasaba kökenli oluşumuzun büyük yararını görmüş bulunmaktayız.
5. Bu özelliğimizden dolayı bilimsel kaynaklara dayanarak akademik sayılacak bir eser meydana çıkacağından umutluyuz.
6. Dil biliminin belli başlı kurallarından olan ; “Etimoloji / Kökenbilim”, “Epistemoloji / Bilgi Teorisi” ve “Semantik / Anlambilim” kuralları, her kelimenin seçilmesi ve anlamlandırılmasında esas alınmıştır.
7. Arapça, Farsça ve Batı dillerinden alınan kelimeler, yöre ağzına ve Türkçe’ye halk tarafından uyarlandığı için, artık “Bizim Kelimelerimiz” olmuştur. (Bu kelimelerin sayıları çalışmamızda % 3-5 oranındadır.)
8. Yöre insanı “Müslüman Türk” olduğu için ; Arapça ve Kur’an kaynaklı birkaç kelime ve kavram bilerek ve isteyerek çalışmaya katılmıştır. (Amentü, Kulhü, Elham, Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhid, Sela, Ezan vd. gibi)
9. Namaz vakitleri zaman bildirdiği ve yörede buluşma (randevu) saatleri olarak kullanıldığı için, özellikle kayda geçirilmiştir.
10. İslam Dini’nde sonradan ihdas (icat) edildiği, bidat olduğu halde ; “Cumalık”, “Yedinci Gün”, “Kırk ve Elliikinci Geceler”, faydadan uzak olmadığı, sosyal hayata yararlı olduğu, fakirlerin karnının doyduğu, komşulukları pekiştirdiği için çalışmaya alınmıştır.
11. Ayrıca ve yine sonradan din ve sosyal hayatımıza girdiği, büyük yararları görüldüğü, bir çok insanın dinini öğrendiği için “Kandil Geceleri” de çalışmaya alınmıştır.
12. Anlam ve maksat bakımından hiçbir yararı olmadığı, Kur’an, sünnet ve ibadette yeri bulunmadığı halde ; “Iskat” ve “Devir” törenleri örneklik olarak alınmıştır.(Son zamanlarda bu âdetlerin terk edildiği görülmektedir)
13. Öz Türkçe kelimeler, Türkçe’nin ilk yazılı kaynakları olan; “Orhun Kitabeleri”, “Divan-ı Lügat-üt Türk”, “Kudadgu Bilig”, “Divan-ı Hikmet” gibi eserler incelenerek test edilmiştir. (Daha bir çok metod çalışmamızın planlanmasında yer almış ve uygulanmıştır.)
14. Türkçe’yi en iyi yazan ve söyleyen “Yesevi”, “Hacı Bektaş Veli”, “Yunus Emre” ve diğer eser bırakan bilge kişilerin eserleri incelenmiştir.
15. Bu çalışma kitap haline getirilecektir.
16.fÇalışmaya katılanlar “Araştırma ve Çalışmaya Katkıda Bulunanlar” bölümünde ismen yer alacak ve yöre tarihine geçecektir.
17. Ekte sizlere sunulan (71) sayfalık “Bizim Kelimelerimiz” bölümü, bir ön çalışmadır. Bu çalışmayı inceleyecek ve varsa ; eksik veya yanlışlarını tamamlayıp düzeltecek ve bize geri vereceksiniz.
18.“Deyimler” ve “Atasözleri” bölümleri için tarafımızdan ön çalışma yapılmış olup, halen devam etmektedir. Bu bölüme sizlerin katkılarınızdan sonra son şekil verilecektir.
19. “Yemeklerimiz”, “Meyvelerimiz”, “Sebzelerimiz”, “Ağaç ve Bitkilerimiz”, “Horan ve Halaylarımız”, “Oyun, Karşılama ve Oturak Havalarımız”, “Ay ve Günlerimiz” ve daha bir çok yöresel özelliklerimiz bu çalışma içinde ayrı bölümlerde yer alacaktır.
20. Bu çalışma yöresel olduğu halde, bölücü değil, bütünleştiricidir. Kültürümüzün yazılı ilk kaynaklarından başlayıp, günümüzde yaşanan kültür yapımız arasında bağ kurulmaya çalışılmıştır. (Araştırmamızda Güneydoğu Anadolu’da yer yer kullanılan ve “Kürtçe” dediğimiz “Kurmançça” ağzı bile incelenmiş, bu ağızda % 40 a varan “Öz Türkçe” kelimeler bulunmuştur.)
21. Çalışma, Giresun İli’nin Alucra İlçesi merkez alınarak ; 6 sınır il ve 17 çevre il olarak 23 il araştırması şeklinde planlanmıştır. Bu plana giren en az 100-110 ilçe bulunmaktadır. Çalışma her ne kadar geniş kapsamlı ise de ; “Alucra”, “Çamoluk” ve “Şebinkarahisar” insanını ve onun “Yöresel Ağzı”nı esas almıştır.
Çalışmamızın ekte sunulan “Bizim Kelimelerimiz” bölümünü kontrol etmenizi, yöreye has “Deyim” ve “Atasözleri”ni yazıp bize ulaştırmanızı en geç “1 Ay” içinde sizlerden bekler, en derin saygı ve sevgilerimizi sunarız.
(15.12.2008)
İhsan TEKOĞLU
–
–<< Bizim Kelimelerimiz >>
(Alfabetik)
- A -
Aâ ! ünl.: Ağa ! , büyük ve yaşlı adam (Hitap / çağrı )
Aânamak(h) f.:Anlamak
Aârı zm.:Şu yönden, şuradan, şu taraftan, ağrı (Yön göstermek)
is.: AazAğız
Aba aba !is. :Abla (Çocuk dilinde)
Abasızis.: Garip, kimsesiz, çulsuz
Abeceis.:Alfabe
s.: Abos Beleş, bedava , parasız, avanta
Abrul Ayı is.:Nisan, 4. ay
Acal is.:Ölüm anı, acel, ecel
Acamı s.:Deneyimsiz, genç adam, acemi
Acap zf.:Acaba, acep
Acar s.: 1. Atılgan, gözü pek, yiğit. 2.Yeni, göz alıcı, çok sağlam
Acuh(k) s.:Az, çok az, biraz, azıcık, accuk
Acumuk(h) is.:Kırlarda yetişen ve yenilen acı bir ot
Aga is. : Büyük erkek kardeş, ağabey, âbi, arkadaş
Ağ s.:Ak, beyaz
Ağarmak f.:1.Güneşin gelmesi, havanın ışıması.2.Beyazlaşmak
Ağartı is.:Süt, yoğurt, ayran, peynir gibi yiyecek ve içecekler
Ağartmakf.:1.Beyazlatmak, rengini açmak.2.Yüz güldürmek,başarmak
Ağca s.:Beyaza yakın, beyazımsı, beyazımtırak
Ağdı f.:Gün ışıdı, hava açıldı(Hava ağdı)
Ağız is.:1.Yöresel söyleyiş.2.Kesici aletin keskin tarafı.3. Yeni doğuran
memeli hayvanların ilk sütü, ağuz, avuz
Ağlaz s.:Her şeye itiraz eden, tutarsız, mızmız
Ağmakf.:1.Havanın ışıması, güneşin görünmesi.2.Sarkmak,meyil etmek
Ağnamak f.:Anlamak, ânamak(h)
Ağnatmak f.:Anlatmak
Ağrı zm.:Şu yönden, şuradan, şu taraftan, aarı (Yön göstermek)
Ağu is.:Zehir, avu
Ağulanmak f.:Zehirlenmek, avlanmak
Ağustos Ayı is.:Orak Ayı, 8. Ay
Ağuz is.:Memeli hayvanın ilk sütü, ağız, avuz
Aha zm.:İşte, işte bu, işte burada
Ahaca zm.: İşte bu kadar
Ahacukzm. :Çok yakın, şuracık
Ahaliis. :Halk, insan topluluğu
Ahbunis. :Sığır gübresi
Ahbunlamak f. :Gübrelemek
Ahıris. :1.Ahur, hayvan barınağı. 2.Son (Ahırzaman)
Ahırzamanis. :Kıyamete yakın dönem, insanlığın son günleri
Ahlatis. :Yaban armudu
Ahretlikis. :Kadınların kan kardeşliği
Ahşamis. :1.Akşam namazı.2.Akşam vakti
Ahtarıçis. :Fırın küreği, aktarıç
Ahtarmak f. :Altını üstüne getirmek, aktarmak
Ahuris. :Ahır
Ahurukis. :Balgam, tükürük, tükrük
Akınduruk(h)is. :Çam sakızı, reçine, akındırık
Alaçuk(h)is. :Çardak, bostan kulübesi, örtme, gölgelik, alaçık
Alais. :Ela, kırmızımsı, alaca
Alafis. :Ot, saman, hayvan yemi
Âlamakf. :Ağlamak
Âlaşmakf. :Topluca ağlamak
Alaşağıis. :Horonda bir ritim(Alaşağı vur dizi !)
Alayıis. :Hepsi, tümü, tamamı, topu(Alayı gelsin !)
Albastıis. :Yeni doğan bebeğin veya annenin kırkı çıkmadan ölmesi
Aldanguçis. :Tuzak, örtülü çukur
Alıçis. :Gülgillerden çiçekli ve meyveli bir ağaç ve ağacın meyvesi, aluç
Alıngaçs. :Alıngan, kırılgan, çok duygulu, hassas
Alkarısıis.:Kırk gün içinde loğusa anne ve bebeği boğduğuna inanılancadı
Almais. :Elma
Alucrais. :Giresun İli’ne bağlı ilçe, Kasaba, Merkez
Aluşguns. :Alışık, alışkın
Amelis. :İshal
Amentüis. :İslam Dini’nde iman esasları (Bakara Suresi, 2/177)
Ancazf. :1.Biraz önce.2. Bu kadar
Andırs. :İşe yaramaz, kötü, iğrenç
Andır kalsınf/s. :Uzak dursun, ölüden kalan giyecek olsun ! demektir
Andırmak f. :Anımsatmak, anımsamak, benzetmek
Angazis. : Ahşap bina kalıntısı, yıkık, enkaz
Angutis. :1.Yaban ördeği.2. Aptal, ahmak, şaşkın, angıt
Anşa is.:Ayşe
Anuh (k) is.:Dağ nanesi, nane
Anuris.:Vakar, ciddiyet, gurur, onur
Anurlu s.:Onurlu, vakarlı, ciddi, gururlu insan
Arafais.:Arefe
Aralık Ayıis.:Karakış Ayı, 12. Ay
Arasta(h)is.:Tavan arası, çatı aralığı, arıstak
Arhais.:1.Sırt, art, peş. 2. Destekçi
Artuk gelmekf.:1.Fazla gelmek. 2. İleri gitmek
Arudais.:Toprak damlarda toprak altına serilen dal ve yaprak
Arustah(k)is.:Toprak tavan
Arzuhalis.:Dilekçe
Aşis.:Yemek
Aşçıis.:Lokantacı
Aşhanıis.:Yemek yenilen yer, lokanta
Aşlıkis.:Yemeklik buğday, tahıl
Aşlamak f. :1.Eklemek, yemeğe su katmak.2.Ağaç aşılamak
Aşşa is.:Aşağı, alt
Aşuk(h) is.:Aşık kemiği, bu kemikle oynanan oyun
Ataşis.:Ateş
Attırmak f.:Küçük erkek çocukların sidik yarışı, çöğdürmek
Avaras.:İşsiz, boş gezen, aylak, avare
Avara Ayıis.:Ekim Ayı, 10. Ay
Avuzis.:Memeli hayvanların ilk sütü, ağız, ağuz
Ayah yoluis.:Evin dışındaki tuvalet, kenef, hela
Ayalis.:Kadın, eş, karı
Ayamis.:Hava
Ayama s.:Lakap takma, takma isim
Ayın oyun f.:Döküp saçmak, zayetmek
Ayıtlamak f.:Seçmek, ayırmak, ayıklamak
Ayleis.:Aile
Aynıgelmek f.:Mektuba cevap gelmesi
Ayruksu s.:Uyumsuz, anormal, ayrıksı
Azdırıh(k)is.:Azgın, saldırgan, şımarık
Azırgamak f.:1. Az bulmak, azımsamak.2.Küçük görmek
Azırgans.:1. Az bulan, aç güzlü, doymak bilmez.2.Küçük gören
- B - Bâ zm.:Bana, bağa
Bâ bak(h) ! ünl.:Bana bak !(Hitap / çağrı)
Babaçıha d.:Yediğin zehir olsun !
Babalanmak f.:Zıkkımlanmak
Bacıis. :Kız kardeş
Bacılık(h) is. :Kadın kadına arkadaşlık, kan kardeşliği
Bad(t) is. :Bahçe ve bostan korunağı ağaç çit
Badal is. :Merdiven
Badıç is. :Meyve ve sebze kabuğu
Bağ is. :Buğday destelerinin bağlanmış hali
Bağ bağlamak f. :Buğday destelerinin bağ haline getirilmesi
Bağcı is. :Erkek ırgat, bağ bağlayan işçi
Bağırtlak is. :1.Bir çeşit ötücü kuş. 2. Çok konuşan adam
Baha is. :Bedel, kıymet, değer, fiyat, paha
Bahalı s. :Çok değerli, fiyatı yüksek, pahalı
Baharın is. :Baharda
Bakraç is. :Kulplu, metal süt ve yoğurt kabı
Bal dudak is. :Herkese mavi boncuk dağıtan, eyyamcı
Barabar zf. :Birlikte, topluca, beraber
Bardabaş s. :Başına buyruk, keyfince davranan, savruk
Barmah(k) is. :Parmak
Barmah basmakf.:Sol elin baş parmağı ile imza yerine parmakbasmak
Basdırma is. :1. Tuzlanan dolmalık yaprak.2.Pastırma
Basuk is. :Gelişmemiş, kavruk kalmış
Başak is. :Buğday demeti
Batırmak f. :Sert bir cismi yumuşak cisme hızla daldırmak
Bayah zf. : Önce
Bayahdan zf. :Biraz önce, demin
Bayam is. :Bir çeşit ahlat, payam
Bazar is. :1. Pazar günü, haftanın 7. günü. 2. Çarşı, Pazar
Bazarörtesi is. :Pazartesi, haftanın 1. günü
Bazlama is. :Mayasız saç ekmeği
Bee(ğ) is. :Bey, beğ
Becit s. :Yeni, çok yeni, hiç kullanılmamış
Beh is. :Kaparo, pey akçesi
Bek s. :Sağlam, sert, katı, pek
Bekitmek f. :Hızlı ve sertçe yumruk vurmak
Bekirtmek f. :Sağlam ve sıkı bağlamak, sağlamlaştırmak
Bel is. :Toprak delici kürek
Bel bağı is. :Gelinin bakirelik kuşağı, bekaret kemeri, kemer
Bellemek f. :1.Toprağı bel ile kazmak. 2.Unutmamak için işaretkoymak
Beliğlemek f. :Uyku sersemliği, şaşkın hale gelmek, korkmak
Beniminen zf. :Benim ile, benimle, birlikte
Benimki is. :Kadın için kocası demek
Bennem is. :Ben ne bileyim, bilmezlik anlamına
Berhudar is. :Mutlu (El öpene “berhudar ol !” denir)
Beri is. :Buraya, yakına (Beri gel !)
Beri bah(k) ! ünl. :Buraya bak, dikkat et
Beri benzer zf :1. Üstün körü, öylesine.2. Benzeri zor görülür
Berilik is. :İdarelik, yoktan iyi
Bertilmek f. :El ve ayak bileğinin burkulması
Besdil is. :Pestil
Beslek is. :Hizmetçi kız
Besmeleis. :Bismillahirrahmanirrahiym (“Acıyan ve esirgeyen Allah’ın adı ile”
anlamına)
Beşerleme is. :Ekin bağlarının beşli sıra ile yığın yapılması
Beşik is. :Kundak çocuğunun sallamalı özel karyolası
Beşik kertmesi is. :Kız ve erkek çocuklarının beşiktenişanlanması
Beştaş is. :Beş taş ve elle oynana çocuk oyunu
Beyle s. :Böyle
Beyhude zf / s. :Boşuna, boşu boşuna, yok yere
Bıcı bıcı yapmak f. :Küçük çocuğu yıkamak
Bıcık(h) s. :Mızmız, mızık
Bıçılgan is. :El, ayak ve yüzde çıkan sulu yara
Bıçkı is. :Testere, hızar
Bıdık(h)s. :Küçük, küçücük
Bıhın is. :Böğür, böğür boşluğu, bıkın
Bıldır is. :Geçen yıl
Bıldırki is. :Geçen yılki
Bıyıl is. :Bu yıl, bu sene
Bibaşına s. :Tek başına
Bibi is. :Babanın kız kardeşi, hala
Bicındıh(k) zf. :Biraz, bir parça
Bicik is. :Buzağı
Bicimcik zf. :Çok az, iki parmak arası
Bidutam zf. :Bir el dolusu
Bihal olmak f. / s. :Aklı gitmiş, sevdaya tutulmuş, karasevda
Bikoşam zf. :İki el dolusu
Bildik is. :Meşe meyvesi, yabani kestane, palamut, bilik
Bile zf. : Birlikte, beraber, dahi
Biri zm. :Tanınmayan insan, yabancı, soyut insan, birisi
Bişi is. :Tavada yağ ile kızartılmış hamur işi yemek, pişi
Bitecük s. :Biricik
Bitek s. :Yalnız, eşsiz
Bitike s. :1. Az.2.Küçük, çocuk kadar
Boduç s. :Kısa boylu, ufak tefek kadın
Bohça atmak f. :Nişan bozmak
Bolham s. :Cömert
Boyah is. :Boya
Boyahlı s. :Boyalı, çok süslenmiş
Boydah(k) s. : Tek başına, yalnız, eşsiz
Boylamak f. :1. Boy ile suyun derinliğini ölçmek.2. Yola düşmek
Boyunduruh(k) is. :Kağnı ve sabana koşulan hayvanların bağlandığı
iki başlı ağaç araç
Boz s. : 1. Gri, soluk renk.2. Sürülmemiş toprak, bozkır
Bozaltı s. :1. Alacakaranlık, ışığın gitmesi.2. Görünür görünmez varlık
Bozarmak f. / s. :Rengi atmak, yüzü kızarmak, suçluluk hali
Böcü is. :Hayalet, hortlak, korkutucu varlık(Çocuk için)
Böcük is. :Böcek
Böğrek is. :Böbrek
Böğün is. :Bugün
Böğür is. :1. Göğsün yan tarafı.2.Tepenin öbür yüzü
Böğürlenmek f. :Göğüs geçirmek
Böğürmek f. :1. Sığırların acı acı melemesi.2. İnsanın ağlaması
Bölemekis. :Kundak çocuğunu kundaklamak
Börülce is. :Fasulye, böğrülce
Bûis. :Buğ, buğu, buhar
Buğasak is. :Döllenme dönemine girmiş öğürsek inek ve dişi manda
Buğasamak f. :Dişi hayvanın döllenme arzusu, boğa istemek
Buğda is. :Buğday
Bulak is. :Göze, kaynak, pınar
Bulama is. :İkinci ağız sütten yapılan unlu ve yumurtalı yemek,tohuratma
Bunbar is. :Barsak dolması
Burmak f. :Tosunları kısırlaştırma eylemi
Burulgan is. :Girdap
Buymak f. :Üşümek, donmak
Büğelek is. :Sığır sineği, büvelek
Büğelek tutmak f. :Sığır sineğinin ısırdığı hayvanın delice koşması
Bük is. :Dağ sırtı, dönemeç, tepenin arkası
Bükük s. :Kambur, beli bükük, yaşlı
Büngüldemek f. :1. Yerinde duramamak.2. Fokurdamak, kaynamak
Bürük is. :Kadın atkısı, işlemeli baş ve omuz örtüsü
Bürümcek is. :Beyaz yemeni, baş örtüsü
- C -
Cahal s. :Bilgisiz, deneyimsiz, genç, cahil
Camadan is. :Yünden örülmüş sırt heybesi
Camı is. :Cami
Camış is. :Manda, kömüş
Caplamais. :Uzunluğuna yarılmış ince ağaç, kereste
Cavramak f. :Çabalamak, didinmek, debelenmek
Cazuis. :Geçimsiz ve huysuz kadın, cadı
Cecim is. :Yatak örtüsü, cicim
Cemek is. :Saban demirindeki çamurları kazıyan aygıt
Cenderme is. :Kolluk kuvveti, jandarma
Cenikis. :Giresun, Ordu ve Samsun bölgesinin sahil kesimi
Cıba is. :Sempatik ve küçük çocuk
Cıbık(h) is. :Alkış, cıbbık, cıbban
Cıbık çalmak f. :Alkışlamak
Cıbıl is / s. :1. Çıplak.2.Çok fakir
Cıcıh(k) s. :Güzel, yeni ve süslü çocuk giysisi
Cıcıhana is. :Büyükanne
Cıfıtis. :Karıştırıcı, ikiyüzlü, kurnaz, yahudi
Cıfıt çarşısıis. :Dedikodu meclisi, karıştırıcı topluluk
Cığızis. :Sözünden dönen, oyunbozan, mızıkçı
Cığızlık f. :Oyun bozmak, caymak, döneklik ve mızıkçılık yapmak
Cıh cıhis. :Kuş sesi, cik cik
Cılgais. :Keçi yolu, dar ve kestirme yol, su yolu
Cıncıh(k)is. :Cam parçası, süslü taş(Cıncık boncuk)
Cındık s. :Az, bir parça, parçacık
Cıngırdamak f. :Çınlamak, çıngırak sesi çıkarmak
Cıngırdatmak f. :Çalgı çalmak, zil çalmak
Cıngır is. :Kavga, gürültü, cıngar
Cırcır böceği is. :Ağustos Böceği
Cırlak is. :Dırdırcı, çok konuşan
Cırlamak f. :Dırdır etmek, çok ve boş konuşmak
Cırnah(k) is.. :Tırnak, kedi ve köpek pençesi
Cırtıbozuk is. :Cibilliyetsiz, soysuz, cinsi bozuk
Cırtlık is. :1.Bir çeşit serçe kuşu.2. Çok konuşan kadın
Cırtmıh(k) is. :1.Tekme, tekmük, tepük.2.Çifte
Cırtmıhlı is. :1.Sağa sola saldıran insan.2.Çifte atan hayvan
Cız ünl. :Ateş ve kötü anlamına çocukları uyarı sözü
Cızgı is. :Çizgi
Cızıh(k) is / s. :Yazı, çizik, çizgi
Cızıh çekmek f. :Anlaşarak hesap kapatmak, uzlaşmak
Cicik is. :Meme
Cicim is. :İnce kilim, yaygı, sergi
Ciğerli is. /s. :Yürekli, cesur
Ciğersiz is. /s. :Yüreksiz, korkak
Cil is. :1.Filiz, bitki kökü. 2. Saz. 3. Tohumun yeşermesi
Cilcil is. :Çok küçük bir darı türü, cicil
Cimcik s. :Çimdik
Cimciklemek f. :Çimdiklemek
Cinci s. : Üfürükçü, muskacı
Cindili s. : Zeki, kurnaz, cingöz
Cirim s. :Güç, kuvvet
Cudam is. :Adamdan sayılmayan, insan müsfettesi, adamcık
Culuh(k) is. :Hindi
Cuma is. :1.Cuma Namazı vakti. 2. Haftanın 5. günü
Cumalık is. :Ölen insan için ilk Cuma Günü yedirilen yemek ve duası
Cücük is. :1.Civciv. 2.Soğanın içi
Cümörtesi is. :Cumartesi, haftanın 6. günü
Cüz is. :Geometrik karelerde taş ile oynanan bir çeşit oyun
- Ç -
Çağ is. : Eski evlerde yıkanma yeri, banyo, çağlık
Çağırgan is. :Çağırıcı, davetçi, Alucralı yedi Alperen
Çakçak is. :Değirmenin döndüğünü belirten sesli aparat
Çakırdiken is. :Dikenleri kalın ve yakıcı bir diken türü
Çal is. :Çalılık, makilik, sorgunluk
Çalgan is. :Yüksekten çağlayarak akan su, çağlayan
Çalhama is. :Yağsız yoğurt ayranı, çalpama
Çalhut is. :1.Hırsız.2.Çok gezen.3.Cadı kadın
Çalmak f. : 1.Yoğurt çalmak(Mayalamak).2.Boya çalmak(Boyamak).
3. Kara çalmak, karalamak(İftira atmak).4.Hırsızlık yapmak
Çalpama is. :Yoğurttan yapılan ayran
Çaluk is. :1.Çalınmış eşya.2.Çarpılmış, felç olmuş, çalık
Çan is. :Koyunların boynuna takılan çıngırdak
Çangal is. :Fasulye sırığı
Çapa çapa is. / f. :Koşa koşa, çabuk çabuk, çabucak
Çapmak f. :Hızlı hızlı koşmak
Çapula is. :Tabanı çivili kösele ayakkabı
Çaput is. :Değersiz bez parçası, bez
Çara is. : Akıntı
Çaruk(h) is. :Kalın deriden yapılan eski tip ayakkabı, çarık
Çat is. :1.Yol ve dere kavşağı.2.Çatının anlındaki çatma
Çatak is. :Dere yatağı, sulu ağaçlı arazi
Çatma is. :Kır evi, alaçuk, çardak
Çaytaşı is. :Suda sürüklenip ovalleşmiş sert bir taş türü
Çebiç is. : Yaşını doldurmuş oğlak
Çec is. :Harmandaki samanlı samansız tahıl yığını, çeç
Çece is. :Ağabey
Çecik is. :1.Vida, cıvata, burgu. 2.Kazan ve tencere ağzı.3.Eklem yeri
Çedik is. :Terlik
Çekim is. / f. :1.Tartı, tartmak. 2.Öğürseyen dişi hayvanın döllendirilmesi
Çeltük is. :İri sap saman
Çember is. :Bir çeşit oyalı başörtüsü
Çemiç is. :Dut kurusu
Çemiççi is. :Dut kurusu üreten ve satan, Gareysarlı, Şebinkarahisarlı
Çemkürmek f. :1.Fino köpeğin havlaması.2.Ahlaksızların saldırması
Çente is. :Çanta
Çentik is. :İşaret, iz, kertik
Çepük is. :Alkış, el çırpma
Çepük çalmak f. :Alkışlamak, el çırpmak
Çerçi is. :Pırtıcı, seyyar satıcı
Çerşenbe is. :Çarşamba, haftanın 3. günü
Çetik is. :Kısa yün çorap, terlik
Çetmi is. :Giresun sahil kesimi insanı, Çepni
Çığırmak f. :1.Bağıra bağıra ağlamak, çığlık atmak.2.Türkü söylemek
Çıhı is. :Küçük bohça veya sandık, çıkın, çıkı
Çıngırdak is. :Zil, beşiklere takılan ve çın çın ses çıkaran oyuncak, çan
Çırpı is. :1.Sınırları belirlemek için çekilen ip.2.Çalı parçası(Çalı çırpı)
Çıtıl is. :Sinirli, öfkeli, pire için yorgan yakan adam
Çıtır is. :Karışık iş, tuzak
Çıtlak is. :Ateş yanarken çıkan kıvılcım
Çıtlatmak f. :İpucu vermek
Çibban is. :1.El çırpma, alkış, cıbban. 2.Elle çağırma
Çiçeklik is. :Odalarda gaz lambası konulan oymalı yer
Çiçeklenmek f. :Küflenmeye başlamak
Çiğin is. :1.Omuz.2.Damat evinde gelin ve güvey için yapılan takı töreni
Çiğit is. :1.Çekirdek, tohum.2.Bir çeşit fasulye
Çiftehase is. :Seyrek dokunmuş beyaz bez, bu bezden yapılan başörtüsü
Çimmek f. :Yıkanmak
Çimdirmek is. :Yıkamak
Çit is.:1.Bahçe sınırlarını çevreleyen korunak. 2.Yazma, yemeni, başörtüsü
Çocuklu is. :1.Gebe, yüklü.2.Çocuğu olan
Çor is. :Çapak, hastalık, yara
Çorlu is. :Hastalıklı, çapaklı göz
Çort is. :Çalılık, dikenli arazi
Çoruş is. :Kağnı ve sabanda öne koşulan acemi tosun
Çoruşbozan is. :Yeraltında kök salmış sabana takılan ve öküzleri
durduran,saban kıran, çoruşları geriye düşüren çok
sağlam bitki kökü
Çöğen is. :Kökleri yağlı bitki, hayvan yemi, geven, keven
Çöğdürük is. :Küçük abdest, idrar, sidik
Çöğdürmek f. :Küçük abdest yapmak, işemek, attırmak
Çöğmek f. :Çökmek, çömelmek, oturmak
Çöğür is. :Çalı dikeni
Çökelik is. :Yağsız ayran peyniri, çükelik, çökelek
Çökelekli is. :İçine çökelek konulan fırın pidesi
Çömmek f. :Topuk üzerine oturmak
Çöpür is. :Çöplü ve kirli yün artığı
Çördükis. :Bir çeşit tatlı ahlat meyvesi
Çulluis. :Varlıklı, zengin, efendiden adam, iş adamı
Çulsuz is. :Varlıksız, fakir, berduş, serseri, başıboş
Çü ! ünl. :Deh ! Binek hayvanını yürütme komutu
Çüş ! ünl. :Dur ! Binek hayvanını durdurma
- D - Dadah(k) is. :Çocuk yemeği, mama
Dağun is. :Zehir, zıkkım, ağu, kötülük, veba
Dağunun kökü d. :Zıkkımın kökü, kargış, beddua
Dal is. :1.Omuz, omuz başı.2. Odunluk ağaç, ağaç dalı
Dalamak f. :1.Isırmak.2.Sözle sataşmak
Dalap is. :Kızışmış hayvan
Dalaşmak f. : Atışmak, laf söz kavgası, it kavgası
Dalbacak is. :Zayıf, ince ve uzun adam
Dam is. : 1.Baca, toprak düz çatı.2.Ahır
Danacı is. :Dana çobanı
Danalık is. :Ahırlarda ineklerden danaları ayıran bölme
Dandik is. :Kalıbının adamı olmayan, boş, uydurma
Dangır dungur is. / s. :Kaba saba, patavatsız, dangalak
Daralmak(h) f. :İç sıkıntısı
Darı is. : Mısır
Darıhmak(h) f. :Darda kalmak, zora düşmek
Dasdar is. :İnce kilim, yaygı, sofra altına serilen bez, dastar
Daş is. :Taş
Daşlık is. :1.Kuş kursağı. 2.Taşlı arazi, kayalık
Daul is. :Davul
Davar is. :Koyun ve keçi sürüsü
Davulun dibi d. :Saçma, saçmalama, öllünün körü
Dayah(k) is. :1.Destek, payanda, kapı dayağı.2.Kötek, sopa,dayak
Debertmek f. :Karıştırmak
Debül debül d. :Paytak paytak, ördek yürüyüşü
Dede is. :Büyükbaba
Deel zf. :Değil
Değirmi s. :Yuvarlak
Delibaş is. :Huysuzluk yapan hayvan ve insan
Delimso(ğ) is. :Deli dolu, yarım akıllı, uçuk
Dem is. :Kan
Demin is. :Az önce
Demirkırat is. :Demokrat
Den is. :Buğday, tahıl
Dene is. :Buğday tanesi, tane
Depmek f. :1.Ayakla vurmak.2.İçine itmek, tepmek
Deprenmek f. :Kımıldamak
Depük is. :Tekme, tepük
Depüklemek f. :Tekmelemek, tepüklemek
Dêri is. :1.Akarca, kaplıca.2.Şenlik
Desde is. :Bir tutam buğday başağı, deste
Desde tutmak f. :Ekin biçilirken yoldan geçenlere ekin destesi tutup
bahşiş isteme geleneği.(Buğdayın kutsallığını ödüllendirme)
Desinlere gitmek d. :Gösteriş için hareket etmek
Deşmek f. :Yarmak, açmak, içini dışına çıkarmak
Devedikeni is. :Dikenleri sert ve acıtıcı bir diken türü
Devir is. :Ölenin ibadet borçları için ayrılan ve dua okuyucuları tarafından
paylaşılan para. (Bidat ve hurafe)
Deydaha zf. :İşte karşıda
Deyha zf. :Orada, ora, orası.(Elle işaret edilerek yer tarifi)
Deynek is. :Sopa, değnek
Deyneklemek f. :Sopa ile vurmak, dövmek
Dıga is. :Yaramaz küçük çocuk veya adam
Dıgıl is. :Kısa boylu, ufak tefek, cüce adam, bıdık
Dıman is. :Duman
Dındık is. :Küçük, bir parça
Dındıklamak f. :Gereksiz yere elle yoklamak, karıştırmak
Dırçık is. :Dırdırcı, sürekli konuşan kadın
Dırıh tutturmak d. :Kabullendirmek, yer ve yöre tutmak, başarmak
Dırlanmak f. :Sürekli söylenmek, dır dır etmek
Dırnak is. :Tırnak, dınnak
Dışlık is. :Dış giyim, palto veya pardesü
Dızık(h) s. :Sabırsız
Dızıkmak f. :Sabırsızlaşmak, sıkışmak
Dibek is. :Tahıl dövülen oyuk taş
Diblee is. :Lahana kavurması, bir çeşit mıhla, dibleğ
Didon is. :Alafranga, İstanbul görmüş, fötr şapkalı adam
Diğ is. :Dedikodu
Diğ dinlemek f. :Gizlice dinleyip koğuculuk yapmak
Dikelmek f. :1.Ayakta durmak, dikilmek.2.Kafa tutmak, dikleşmek
Dikeltmek f. :Ayağa kaldırmak, doğrultmak, dik tutmak
Dikhoran is. :Yöreye ait bir halk oyunu adı.(Alucra diki)
Dikmeis. :Yeni dikilmiş fidan
Dilik is. :Dilim
Dilleşmek f. :Atışmak, dırlaşmak, sövüp saymak
Direme is. :Büyük ve uzun çuval, harar
Diremek f. :Dikine dayamak, duvara dayamak
Direnmek f. :Ayakta durmak
Dirgon is. :Demir harman yabası
Diril is. :Çizgili gömleklik kumaş
Dişemek f. :1.Diş çıkarmak.2.Testere bileylemek
Diş hediği is. :Diş çıkaran çocuğa yedirilen haşlanmış buğday
Dişlek is. :Dişleri dışarı çıkık insan
Ditmek f. :Yünleri taramak için ayırmak
Diz bağı is. :Dizge çorabı dize bağlayan püsküllü bağ
Dizge çorap is. :Dize kadar uzanan nakışlı erkek çorabı
Doğuz is. :Domuz
Dolak is. :Kadınların başına doladığı renkli bez, bezek
Dolama is. :Tırnak çevresinde oluşan ağrılı iltihap
Dolma is. :Ahşap karkas arası kagir dolgu duvar
Domuzluk is. :Su değirmeninde çarkın bulunduğu yatak
Donak is. :Süs, donanım
Donaklı s. :Süslü, donanımlı
Donanmak f. :Giyinip kuşanmak, takıp takıştırmak
Doruk is. :Yüksek tepe, ağacın tepesi
Doyumluk is. :Bir öğün karın doyuracak yiyecek
Döğen is. :Harman sürme aleti, düğen
Döğen sürmek f. :Döğenle buğday saplarını başaktan ayırmak
Döğme is. :Ahlatın dövülerek kurutulmuş parçaları
Döl is. :1.Yavru.2.Soy, sop, zürriyet
Döl tutmak f. :1.Gebe kalmak.2.Soyu çoğalmak
Dönük is / s. :Dönmüş, vefasız, dönek insan
Dönüklük is :Vefasızlık, sözünden dönmek, döneklik
Döş is. :Göğüs, bağır
Döşek is. :Yatak, şilte
Döşürmek f. :Meyve veya sebze toplamak
Dulda is. :Gölgelik, kuytu yer, korunak, siper, dumda, dunda
Duldalanmak f. :Korunmak, saklanmak, dinlenmek
Dutamah(k) is. :1.Belge, evrak, dayanak. 2.Ateş tutuşturucu çalı çırpı
Duz is. :Tuz
Duz taşı is. :Sığırlara tuz verilen yaygın düz taş
Düğen is. :Harman sürme aleti, döğen
Düğü is. :Bulgur parçası, cicil darısı
Düğür is. :Gelin alayı
Düllüdüdük is. :1.Söğüt ve kavak dallarının kabuğundan yapılan düdük
2.Çok konuşan, dilbaz
Dürmeç is. :Ekmek arası, dürüm, tost
Dürmek f. :Katlamak
Dürü is. :Düğüne çağırılanlara götürülen hediye
Düşgün s. :1.Yaşlı, güçsüz, hastalıklı 2.Yoksul.3.Tutkun, sevdalı, tiryaki
Düşgünlük is. :Yaşlılık, güçsüzlük, yoksulluk, tiryakilik
Düve is. :Yaşını doldurmuş dişi dana, düğe
Düz is. / s. :1.Ova, yazı, düzlük. 2.Düzgün, doğru, saf ve temiz adam
Düzhoran is. :Yöreye ait davul zurna ile oynanan bir halk oyunu
- E -
Ebemkuşağı is. :Gökkuşağı (Yedi renkli bu kuşağın altından geçen cennete gider (!)
Eceis. :Ana, anne
Eçeis. :Büyük kız kardeş
Ecinliis. :Cin
Ecüks. :Azıcık, çok az, ecik
Edik is. :Bir çeşit kar ayakkabısı, hedik
Efendi şapkası is. : Fötr şapka, didon şapkası
Eferimünl. :Aferin, beğenme ve takdir etme anlamına
Eğiş is. :Tekne kazıma aracı
Eğrekis. :Hayvanların eğlenip dinlendiği yer, eyrek
Eğrek tuzuis. :Eğrekte hayvanlara verilen tuz
Eğretis. :Üstünkörü, geçici
Ehels. :Yetenekli, uzman, ehil
Ehmed(t) is. :Ahmet
Ehzan is. :1.Bağışlama, iyilik etme, cömertlik. 2. Allah’ı görür gibi olma hali.
3.Yörede erkek ismi, İhsan
Eke is. : Ergenlik çağına gelmiş, büyümüş, yaşlı insan
Ekeç is. : Akıllı küçük kız
Ekelemekf. :Tohumluk buğdayı tarlaya serpmek, ekin ekmek
Ekenek is. : Ekin ekilebilir tarla, arazi
Ekim Ayı is. :Avara Ayı, 10. Ay
Ekinciis. :Buğday eken, çiftçi (Sahil insanına göre; Alucra, Çamoluk ve
Şebinkarahisarlı anlamına kullanılır.)
Ekin yaymakd. :Gizlice başkasının yeşil ekininde hayvan otlatmak
Ekisis. :Sitem
Ekizis. / s. :İkiz
Eksüğetek is. :Kimsesiz kadın, eksüketek, kadın
Ekti is. / s. : Gözü doymaz, dilenci huylu, cimri
Ekzükis. / s. :Yarım, noksan, eksük, eksik
Ekzük görmek d. :Kız çeyizini tamamlamak, alış veriş yapmak
Eldeçis. :Dibek tokmağı
Elemeşkeres. :Apaçık, aleni, ortada
Elesefiyes. :Yalan yanlış veya gelişi güzel yapılan iş, rasgele
Eldeğirmeniis. :Tahıl öğütülen altı sabit, üst elle çevrilen taş aygıt
Elham is. :Fatiha Suresi, Kur’an’da 1. Sure
Elifba is. :Kur’an Alfabesi
Elikis. :Dağ keçisi, yabani keçi, ellik keçisi
Elkızıis. :Gelin, üvey kız, eş, kadın
Elleme is. :Dokunma, ilişme, karışma
Ellemek f. :1. El ile dokunmak. 2. Karıştırmak
Elli ikinci geceis. :Ölen için elli ikinci gece verilen yemek ve duası
Elleşmekf. :İlişmek, karışmak
Ellik is. :Eldiven
Elti is. :Erkek kardeşlerin eşleri
Elvecreis. :Alucra’nın ilk isimlerinden olduğu söylenen kelime
Elverirs. :Yeter, yeterli
Eme is. :Babanın kız kardeşi, hala
Emerike is. :Amerika
Emi is. :Babanın erkek kardeşi, amca
Emiceis. :Amca çocukları, amcazade
Emmebağ. :Ama, fakat, lakin
Ene is. :Babaanne, nene, ana
Enee ! ünl. :Anaa ! (Hayret ifadesi / Enee kız şuna bak !)
Enekeis. :Bilye, misket (Çocuk oyunu)
Enelikis. :Analık
Enteri is. :1.Kadın entarisi. 2. Erkek gömleği, frenk gömleği
Enük is. :Köpek yavrusu, enik
Epizf. :Epey, epeyce, hayli
Erincek s. :Tembel, uyuşuk, işten kaçan
Erinmek f. :Üşenmek
Erişteis. :Ev makarnası, erüşte
Erkişi is. :1.Kişilikli erkek. 2. Erkeğin cenaze namazında “Erkişi niyetine”
diyerek alınan tekbir öncesi söz
Ersiz is. :Kocasız kadın, dul
Erzingan is. :Erzincan
Erzürüm is. :Erzurum
Esbapis. :Çamaşır, esvap
Eseletten zf. :Aniden, ansızın (Gizlice yaklaşıp arkadan vurmak)
Esger is. :Asker
Esgerlik is. :Askerlik
Esgüğetek is. :Kimsesiz kadın, kadın, eksüğetek
Essah s. :Sahi, doğru, gerçek
Esürük is. :Aklı karışık, sarhoş
Eşkere s. :Açık, aşikar
Eşki s. :Limoni, ekşi
Eşki çalmak d. :Diş kamaşması
Eşkili fetir is. :Mayalı sac ekmeği
Eşşek is. :Eşek
Etlik is. :Semiz hayvan, kavurmalık, mezbahalık
Ěv ! ünl. :Acele et !
Evcülük is. :Evcilik (Çocuk oyunu)
Ěvedi is. / s. :Acele, ivedi
Evelik is. :Yemeği ve sarması yapılan geniş yapraklı bitki
Ev kızı is. :Evlenmemiş kız, kız çocuğu, öz kız
Evlek is. :Tarlayı ekerken ayrılan bölümler, hevlek
Ěvmek f. :Acele etmek
Eyle zf / s. :Öyle (Eyle olmaz !)
Eylenmek f. :1. Eğlenmek, durmak. 2. Alay etmek
Eyleşmek f. :Durmak, beklemek, dinlenmek
Eylül Ayı is. :Harman Ayı, 9. Ay
Eze is. :Tiyeze, teyze
Ezen is. :Namaza çağrı, ezan
Eziz is. / s. :1. Erkek ismi. 2. Üstün insan. 3. Ermiş, eren
- F -
Fadime is. :Fatma, Fedime
Fahı is. :Din hocası, imam, fakı
Fan fin fonis. :Anlaşılmayan konuşma ve peltekler için söylenir
Farımakf. :Rahatlamak, serinlemek, içi açılmak
Fart furts. :Atıp tutmak, palavra, zart zurt
Faşırtıis. :Kaynama sesi, parazit ses
Fedik is. :Karda batmayı önleyen ayakkabı, edik, hedik
Fer is. : 1.Ateş.2.Güç, kuvvet
Ferikis. :Piliç
Ferimek f. :Hafifleyip rahat etmek
Fetiris. :Sac ekmeği
Fırahtıis. :Ahşap kafesli bahçe korunağı, çit, fıraktı
Fırfırıkis. :Fırıldak, pervane, vantilatör
Fırfırokis. / s :Dönek insan
Fırıç is. :Armut (ahlat) ve elma kurusu
Fırtlak s. / is. : Yersiz ve zamansız davranan insan
Fısırık is. :Yetersiz, işe yaramaz
Fısırtıis. :Güçlükle duyulan ses, fısıltı
Fışkı is. :At, katır ve eşek gübresi
Fıtı is. : Bulgur veya yarma ufağı, kırıntı
Fıtırıkis. :Sümük
Fıtırıklı s. :Sümüklü
Fıtırmakf. :Sümkürmek
Fıtıramakf. :Bozulup kokmak
Fidelik is. :Bostanlarda fide yetiştirilen bölüm
Fiğ is. : Baklagillerden hayvan yemi
Firfirikis. :Topaç, tendürük, fırdöndü
Fiske is. : 1.Tenekeden yapılmış fitilli gaz lambası, idare lambası.
2. Parmakla hafifçe vurulan şamar
Fistanis. :Kadın entarisi
Fişne is. : Vişne
Fizahis. :Yüksek sesle ağlamak, feryat etmek, çığlık, şivan
Fol is. :Kümeste bırakılan tek yumurta
Folluk is. : Kümes
Fotuçis. :Bacağı kısa kadın
- G -
Gabal s. / zf. :Götürü, toptan yapılan iş
Gabala bazar is. :Tek ve toptan fiyat
Gabara is. :Ayakkabı tabanına çakılan başlı çapula çivisi
Gabran s. :Kaba, anlayışsız, gaspçı, nobran
Gaçah is. :Eşkıya, terörist, kaçak
Gaçgöç is. :Kadının yabancı erkekten kaçması, kaçgöç
Gada is. :Dert
Gadit s. :Bir deri bir kemik, çok zayıf
Gaga is. :Çocuklar için şeker anlamına söz
Gagiliç s. :Biçimsiz, şekilsiz, yamuk yumuk
Gağırmak f. :Karganın ötmesi
Gağırtmak f. :Yerinden oynatmak, kanırtmak
Gavşak s. :Gevşek, yıkılmak üzere olan
Gah is. :Kabuklu elma veya armut kurusu
Gahırdak is. :Kıkırdak
Galuh(k) is. :Evde kalan kız
Gamga is. :Kıymık, yonga, odun kabuğu
Ganayaklı is. :1. Kimsesiz kadın. 2. Korkak erkek, kan ayaklı
Gancıh(k) is. :Dişi köpek, kancık
Ganırtmak f. :Kaldıraç ile yerinden oynatmak, kanırtmak
Gapcuk is. :Meyvelerin dış kabuğu
Gara s. :Kara
Garagura is. :Kabus, korkulu rüya, karabasan
Garagış Ayı is. :Aralık Ayı, Karakış, 12. Ay
Garamet is. :Dert, sıkıntı, zorluk, yokluk
Garar bazar is. :Göz kararı, aşağı yukarı, biçilen tek fiyat
Gardaş is. :Kardeş
Gardof is. :Patates
Gargış is. :İlenme, kötü dua, kargış
Garh(k) is. :Su yolu, hendek, hark
Garı is. :Kadın, karı
Garık(h) is. :Bostan bölmeleri
Garşuki is. :Karşıki
Gart is. :1.Yaşlanmış, yaşlı. 2. Sert kabuklu
Gasmuh(k) is. : Çam filizinin iç zarı, sıyırtma, kasmuk
Gasmuhçu is. :Kasmuk yiyen, Alucralı
Gaşuh(k) is. :Kaşık
Gatgu is. :Yardım, katkı
Gatıh(k) is. :Ayran, katık
Gatıhlı çorba is. :Ayranlı soğuk çorba
Gatır is. :Katır
Gatma is. :Kalın ve sağlam iplik
Gavat is. :Pezevenk
Gavuk is. :Kavuk
Gâvur s. :İslam Dini’ne karşıt, inancı bozuk, müslüman olmayan
Gâvurluk is. :Acımasızlık, insafsızlık, gaddarlık ve alçaklık
Gavut is. :Yağda kavrulmuş tahıl unundan yapılan yemek
Gaygana is. :Yumurta yemeği, omlet, kaygana
Gaygu is. :Endişe, kaygı
Gayhı is. :Kızak, kayak, kaykı
Gayım s. :Sağlam, sıkı, dayanıklı
Gayın is. :Evlilikle elde edilen akrabalık, kayın (kayınbaba)
Gaymak is. / f. :1. Sütün yağlı üst tabakası, kaymak. 2. Kızak kaymak
Gazel is. :Sonbaharda dökülen ağaç yaprakları
Gebeş is. :Karnı şiş erkek, göbekli
Gebre is. :Tımarlık kıl kese, kaşağı
Gecgere is. :Omuzda yük taşımak için kullanılan kollu ahşap araç
Geçe is. :Dere kenarı, yaka, taraf (o geçe, bu geçe)
Geçi is. :Keçi
Gedek is. :Manda yavrusu, malak
Gelberi is. :Fırın küreği, el tırmığı
Gelecoş is. :Peskütan, et ekmek karışımı sarımsaklı sıcak yemek
Gelinbacı is. :Ağabeyin eşi, yenge
Gelin göçürtmek d. :Gelini şenlik içinde damat evine götürmek
Gelin havası is. :Gelinin baba evinden ayrılması sırasında davul-zurna
veya kemençe ile çalınan hüzünlü ayrılık havası
Gelinlik tutmak f. :Gelinin söyletmelik almak için bir süre konuşmaması
Gendüme is. :Dibekte zarı alınmış keşgeklik buğday
Gergef is. :Oya ve nakış işlemeye yarayan çember, gergi
Gerilik is. :Düğün veya bayramlarda giyilen giysi
Germicek is. :Değirmen üst taşının çevrilmesini sağlayan aparat, araç
Get ! ünl. :Haydi git, bırak, boş ver
Geven is. :Kökleri yağlı bir ot, hayvan yemi
Gevelemek f. :Kem küm etmek
Geviş getirmek f. :Hayvanın yediklerini yeniden çiğnemesi
Gevmek f. :Ağızda çiğnemeye çalışmak
Gevremek f. :Kolay kırılır hale gelmek, olgunlaşmak (meyve)
Gevşek is. / s. :Sır saklamaz
Gevük is. :Dişsiz, ağzı eğik bükük
Gezeğen is. :1. Soğuk algınlığı, grip. 2. Uçuk, kabarcık
Gı ! ünl. :Kız ! (Kadın kadına hitap, seslenme sözü)
Gıbal s./ is. :Yüz göz, boy bos, tip, görünüş
Gıbalsız s. :Yüzü gözü, boyu bosu bozuk, tipsiz
Gıcı is. :Küçük kız çocuğu
Gıcıh(k) is. :1.Kuzu. 2. Sinir bozucu, antipatik
Gıcır s. :Yepyeni, pırıl pırıl, gösterişli
Gıç atmak f. :Hayvan tepmesi
Gıdıh(k) is. :1. Çene altı, gerdan. 2. El sepeti
Gıdıhlanmak f. :Gülmeyi sağlayan deri ürpermesi, gıdıklanmak
Gıdıhlamak is. :Gıdı gıdı diyerek koltuk altını parmakla okşamak
Gıldırgıcık s. :Ufak tefek ve işe yaramaz şeyler
Gılıh(k) is. :Üst baş, giyim kuşam, kılık
Gılıhsız is. :Üstü başı, giyim kuşamı bozuk, kılıksız
Gıpranmak f. :Kıpırdamak
Gırağ is. :1. Yüksek tepe. 2. Sabah saatlerinde ıslak toprağın buz tutması
Gıraan is. :1.Yüksek ve düzlük arazi. 2. Saçkıran
Gırbo(ğ) is. :Kurbağa
Gırkayak is. :Yengeç
Gırkmak f. :Koyun ve keçi yününü kesmek (Koyun kırkmak)
Gırkıç is. :Koyun kırkma makası, gırgıç, kırkıç
Gırnap is. :Sicim, ince ip, kınnap
Gıskı is. :Gergi, kıskaç
Gışın is. :Kışın
Gıt etmek f. :Diş ile ısırmak (çocuk)
Gıymıh(k) is. :Ağaç parçacığı, ince tahta, kıymık
Gız is. :Kız
Gızanbuh is. :Ekşimsi ve tatlı küçük çalı meyvesi
Gızcuğaz is. :Kızcağız
Gicişmek f. :Tatlı tatlı kaşınma isteği
Gidik is. :Keçi yavrusu, oğlak
Gil is. :Aile köken bildirir isim eki (Mehmetgil)
Gilar is. :Kiler
Gildan is. :İnce, kırmızımtırak göze veya su kurdu
Gildik is. :Davar gübresi
Gilik is. :Sac altında ısı ile pişen içli ekme, kömbe
Girebi is. :Kargaburunlu el baltası
Giresin is. :Alucra’nın bağlı olduğu il, Giresun
Girişmek f. :Kıyasıya kavga yapmak, acımasızca vurmak
Gişi zm../ is. :Kişi, kişilik (Er gişi / Her gişi)
Giyo(ğ) is. :Güvey, damat
Gocaarı is. :Yaşlı kadın eş, kocakarı
Gocaman is. :1. Kocamış erkek eş, koca. 2. İri yarı, çok büyük, kocaman
Gocunmak f. :Alınmak, pirelenmek
God is. :Tahıl ölçeği, gödük
Godoş is. :Deyyus, pezevenk, gavat, kodoş
Goğuk is. :Derin oyuk, ağaç kovuğu, kovuk
Goğur s. :Tipi ve rengi bozuk, ters, inatçı hayvan ve insan
Golcu is. :Orman bekçisi, kolcu
Goley s. :Kolay
Gopça is. :Düğme, ilik
Gor is. :Mezar, kabir
Goru is. :Ağaçlık yer, koru
Goşan is. :Avuç ölçüsü
Goya zf. :Yani, sanki, güya
Gozalak is. :Çam ağacının konik meyvesi, kozalak
Göbek is. :Tarla içindeki ekilemeyen taşlı bölüm, yer
Gödük is. :Silindirik ahşap tahıl ölçeği, god
Göğ s. :1. Sema, gök. 2. Yeşil ekin, olmamış ham meyve
Göğermek f. :Yeşermek, güvermek
Göğnük is. :Olgunlaşmış yumuşak meyve, göğnü
Göğnümek f. :Meyvelerin olgunlaşması, göynümek
Göğüş is./ s. :Gök mavisi, mavimsi
Gön is. :Büyükbaş hayvan derisi
Gölermek f. :Akarsuyun göllenmesi
Göresimek f. :Göresi gelmek, özlemek
Görsetmek f. :Göstermek
Görükmek f. :Gözükmek
Göze is. :Kaynak, suyun çıkış yeri
Gözcek is. :Gözlük
Guba is. :Tütünlük, baca
Gubarmak f. :Çalım satmak, böbürlenmek, kubarmak
Guc is. :Kucak
Gudalak is. :Çam kozalağı, kozalak
Guduruk is. :1. Yaramazlık yapan çocuk, kuduruk.2.Kudurmuş köpek
Gulah vermek f. :Önemsemek, dinlemek, ciddiye almak
Gullep is. :Büyük menteşe, dış kapı kilidi, sürgü
Guma is. :Ortak kadın, kuma
Gursak is. :1. Gırtlak, boğaz, kursak.2.Uçucu hayvanların taşlığı
Gursaklı s. :Onurlu, yürekli, cesur
Gursaksız s. :Onursuz, yüreksiz, korkak
Guşhana is. :Küçük tencere, kuşhana
Guş lastiği is. :Sapan
Guşluk is. :Kuşların uyandığı, güneşin yükseldiği sabah vakti
Guvah(k) is. :Saçta oluşan kepek, kuvak
Guytak is. :Kuytu
Guz is. :Güneş almayan yer, kuzey, gölgelik, kuz
Gücük is. :Kısa boylu adam
Gücük Ayı is. :Şubat Ayı, 2. Ay
Güççük s. :Küçük
Güdük is. :Kuyruğu kopmuş hayvan
Güğüm is. :Büyük ibrik
Gülesi tutmak f. :Gülme krizine tutulmak
Güleş is. :Güreş
Gülük is. :İşi boş ve yuvarlak çopur meşe meyvesi
Gülük oynamak f. :Gülük ile misket oynamak
Gümenli is. :Gebe
Gündöndü is. :Ayçiçeği
Gündük s. :Kuyruksuz kümes hayvanı
Günülemek f. :Kıskanmak
Gütmek f. :Hayvan otlatmak, çobanlık yapmak
Güvermek f. :1. Küflenmek. 2. Yeşermek
Güvez s. :Sabırsız, dızık
Güz is. :Sonbahar
Güzlük is. :Sonbaharda ekilen ekin
Güzün zf. :Sonbaharda, güz vaktinde
- Ğ -
Ğ Harfi : Türk dilinde, Ğ / Yumuşak Ge harfi ile başlayan Türkçe kelime
bulunmamaktadır.
- H -
Habu s. / zm. :Bu
Habura s. / zm. :Bura, burası
Hacar is. :Buğdaygillerden bir çeşit iri ve parlak tahıl
Hacar pilavı is. :Yöreye has özel ve güzel bir pilav
Hacat is. :Takım taklavat, edevat, alet
Haflanmak f. :Ürpererek korkmak
Hağu s. / zm. :O
Hahlu is. :Haklı
Hakk is. :Allah (c)
Hala is. :Babanın kız kardeşi, eme
Halbur is. :Geniş delikli büyük elek, kalbur
Halbur tatlısı is. :Kalbur yüzeyi ile şekillendirilen unlu bir çeşit tatlı
Hâli s. :Terk edilmiş, ıssız, boş
Halleşmek f. :Bir konuda dertleşmek, anlaşmak ve helalleşmek
Ham yapmak f. :Mama yemek (Çocuklar için)
Hameyli is. :Boyuna asılan gümüş kaplı kolye, muskalık
Hapahap nsz. :Yüz yüze gelmek, aniden karşılaşmak
Hapak is. :Yolların birleştiği yer
Haphap is. :Çocuk için kullanılan “ye”,“yut” anlamına gelen “hap et !” sözü
Hapeng is. :1. Kepenk.2.Tepenin arkası
Har is. :Sıcaklık, alev, ateş
Harar is. :Büyük çuval, telis
Hareket is. :Yer sarsıntısı, zelzele, deprem
Hark is. :Su yolu, ark
Harman is. : Tahılların taneden döğen ile ayrıldığı düz ve yuvarlak alan
Harman Ayı is. :Eylül Ayı, 9. Ay
Harman savurmak f. :Yaba ile buğday ve samanı havaya atıp ayırmak
Hartama is. :Kiremit yerine kullanılan ince çatı tahtası
Harus is. :Ekilip biçilemeyen bakımsız arazi
Hasıl etmek f. :Araziyi verimli hale getirme, bakım, nadas
Hasut s. / is. :Kıskanç, günücü, haset
Hasüktür ! ünl. :Defol anlamına gelen kovma sözü
Haşgil is. :Haşılı çok yiyen, doymak bilmeyen, obur
Haşhaş is. :Yemeği de yapılan yapraklı bir çeşit sebze
Haşıl is. :Buğday (gendüme) kırığından yapılan bulamaç, keşgek
Haşlak s. :Rüzgar ile kavrulmuş, tanesi boş tahıl, ekin
Haşlık is. :Harçlık
Haşu s. / zm. :Şu
Hatun kişi İs. :Seçkin ve kişilikli kadın
Haura(da) s. / zm.:Ora, orada
Havas is. :Heves
Havaslanmak f. :Hoşlanmak, göz koymak, sevmek, heveslenmek
Hay hay zf. / ünl. :Olur, pekey anlamına söz
Hayâ is. :Utanma duygusu, edep, terbiye (“Utanmıyorsan istediğini yap”)
Haya is. :Erbezi, testis
Hayat is. :Ev önündeki üstü kapalı, yanları açık yer, taraça
Hayıf is. :Öç, intikam
Hayıflanmak f. :Esef etmek, üzülmek
Hayın is./ s. :Alçak, hain
Hayva is. :Ayva
Haziran Ayı is. :Kiraz Ayı, 6. Ay
Hē zf. :Peki, olur, evet
Heç zf. :Boş, değersiz, yaramaz, hiç
Hedik is. :1. Bir çeşit kar ayakkabısı. 2. Haşlanmış buğday
Hekâ is. :Hikaye
Helâ is. :Ayak yolu, apteshane, kenef
Helâl is. :Nikahlı eş
Helbet zf. :Elbet
Hele ho de ! ünl. :Öküzleri harekete geçir, sür anlamına söz
Helik is. :Taş duvardaki küçük taş parçaları
Hemi ? zf.. :Emi ? Öyle mi ? Evet mi ? anlamına soru sözü
Herek is. :Zayıf koyun
Heri ünl. :Yürü, git, işin mi yok anlamına (Heri sende ! İşine bak !)
Herif is. :Kaba saba görgüsüz adam, erkek
Herk is. :Ekilmeyip dinlendirilen, sürülerek hasıl edilen tarla, nadas
Herle is. :Un çorbası, helle
Herslenmek f. :Kızmak, sinirlenmek, hırslanmak
Hevlek is. :Tarla sürülürken ayrılan her bir bölüm, evlek
Heyiklemek f. :Gizli gizli gözlemek, izlemek, takip etmek
Heylemek f. :Hayvanlara sesleniş sözü (Ho, çü, çüş, vd.)
Hı zf. :Peki, evet
Hıdrellez is. :Hızır İlyas efsanesi, 6 / 7 Mayıs günleri
Hıldırhış s. :Dağılmış, parçalanmış, bozulmuş
Hılhışır s. / is. :Eli ayağı tutmaz, perişan, yaralı bereli
Hılt is. :Hile, hileli iş
Hıltah(k) is. :Bol gelme, gevşek olma
Hımıh(k) is. :Burun ve genizden konuşan insan
Hımkırık is. :Sümük
Hımkırmak f. :Sümkürmek, burun temizlemek
Hınç is. :Öç, intikam
Hınik is. :Sümük
Hınkirmek f. :Sümkürmek, burun temizlemek
Hınzır is. :1. Domuz. 2. Pis, arsız, hayasız, kötü insan
Hır is. :Kavga, gürültü patırtı, dalaş
Hırhız is. :Hırsız, uğru
Hırıt is. :Zayıf ve güçsüz hayvan veya insan
Hırlamak f. :1. Hırıltılı ses çıkarmak. 2. Köpeğin hırlaması
Hırlaşmak f. :Ağız kavgası yapmak
Hırlı is. : İki anlama kullanılır : 1. İyi, doğru,uslu, güvenilir. 2.Yaramaz,kötü,
şımarık, güvenilmez kimse. (İnsan bu, hırlı mı, hırsız mı bilinmez ?)
Hırtaboz s./ is. :Şaşkın, sersem, zıpır
Hırtlak is. :Boğaz, hırtloğ, gırtlak
Hışır s. :Yırtık pırtık, çok eski, kullanılamaz
Hışır olmak f. :Yara bere içinde kalmak, yorgun argın olmak
Hıyanetlik is./ s. :İhanet etme, hainlik, hıyanet hali
Hızan is. :Çoluk çocuk, ev halkı
Hicab is. / s. :Utanç, sıkılma, haya etme, hicap
Hicap is. :Yüz ve gözü örten örtü, peçe
Hilaf is./ s. :Yalan, yanlış
Hilafsız s. / is. :Yalansız, doğru
Him is. :Duvar temeli
Hoo(o) ünl. :Sığırları yürütme komutu
Hobuş ! ünl. :Omuz veya sırta alınacak çocuğa bin anlamına söz
Hoçur s./ is. :Kısa boyunlu insan
Ho de ! ünl. :Kağnı veya sabanı sür anlamına söz
Hoğ s. :Öfke, şiddet, hiddet, aşırı haz
Hola s. :Ayar, düzgünlük, denge
Hôlamak f. :Öküzleri sürmek, hareket ettirmek
Holasız is. / s. :Ayarsız, düzensiz, dengesiz
Homurmak f :Homurdanmak
Homzur is. :Kötü ve baş belası insan
Homzur kesilmek d. :Topluma alçakça zulüm yapmak
Hon is. :Buğday biçerken tarlanın ayrılmış her bir bölümü
Hon kesmek f. :Buğday tarlasını biçmek üzere bölümlere ayırmak
Hor is. :Değersiz, aşağı, işe yaramaz
Hora geçmek d. :İşe yaramak, makbule geçmek
Horan is. :Yöre halk oyunlar, halay (Alucra Diki)
Hor görmek f. :Aşağılamak, küçük görmek, dışlamak
Horum is. :Ot yığını, ot balyası
Horuz is. :Horoz
Hoşab is. :Komposto, hoşaf, hoşap
Hoşirik is. :Sulanmış ve iltihaplanmış yara
Hozan is. :Ekilmemiş veya sürülmemiş tarla
Höllük is. :Kundak çocuklarının kundağı içine bez yerine konulan ısıtılmış,
elenmiş ince toprak
Höpürdetmek f. :İçecekleri sesli içmek
Höst ! ünl. :1.At ve katırı uyarma sözü.2. Kaba ve anlayışsız insanı uyarma
Hu(u) ! ünl. :Kadınların birbirine seslenme ve çağırma sözü
Huda is. :1. Tanrı, İlah. 2. Hile, tuzak, düzen (Hile huda)
Hulus is. :Buğday tarlalarında kendiliğinden biten bir ot türü
Huma kuşu is. :Talih kuşu
Humay is. :Tanrı, Allah (c)
Huy is. :1.Ruh, karakter, sinirsel özellikler, akıl. 2. Hayvana verilen içgüdü
Huylu is. :1. İyi huy sahibi olmak, huylu. 2. Ruhsal problemli olmak, huysuz
Huy tutmak f. :Bayılmak, sinir ve sara nöbeti geçirmek
- I -
Ihbal is. :Şans, kısmet, talih, baht
Ihlamak f. :Ağır yük ve hastalık sebebiyle inilemek
Irah(k) s. :Uzak, ırak
Irakı is. :Rakı
Iramazan is. :1. Ramazan Ayı. 2. Erkek ismi, Ramazan
Irazı is. :Razı olan, kabul eden
Irbıh is. :İbrik
Irgamak f. :Sallamak, ırgalamak
Irganmak f. :Kıpırdamak
Irgat is. :Buğday biçen kadın, kadın tarım işçisi
Irıza s. :Erkek ismi, Rıza
Irzıkırıh(k) is. :Namussuz
Isgat is. :Ölenlerin namaz ve oruç borçları için dağıtılan ve verilirken “Aldın
kabul ettin mi ?” denilerek verilen sadaka, ıskat.(Bidat, dindışı, hurafe)
Isgatçı is. :Isgat alan, mezarlık dilencisi, kefen soyucusu
Isıcak is. / s. :1. Isınmış, sıcak. 2. Hamam
Isırgan is. :Yaprakları acı ve yakıcı yemeklik, ilaçlık bitki
Isıtma is.:Sıtma hastalığı (“Isıtma, bu iti bir daha tutma” diye muska yazılan hastalık)
Islık is. :Parmaklar ve dudaklar arası çıkarılan tiz ses
Islık çalmak d. :1. Islıkla çağırmak.2. Elleri cebinde boş gezip ıslık çalmak
Istahan is. :Tahıl parçalayıcı ve zarlarını soyucu taş silindir, değirmen
Işgın is. :Dağlarda biten ve çiğ olarak yenen bir çeşit bitki
Işımak f. :Aydınlanmak, güneş açmak (Gün ışıdı / Güneş doğdu)
- İ - İci is. :Büyükbaba, dede (Bazı yörelerde ağabey anlamına)
İçdonu is. :Kilot
İçerlemek f. :Alınmak, darılmak, içine atmak
İçi is. :Büyük erkek kardeş, ağabey, ici
İçlik is. :İç çamaşırı, fanila
İdare is. :Camsız, fitilli gaz lambası, fiske
İflah is. :Kurtulma, iyileşme, onma
İflah olmaz s. :Kurtulmaz, iyileşmez, onmaz
İflahsız s. :Kurtuluş umudu kalmamış
İkizler s. :Alucra’nın Pirili Köyü’ndeki ikiz tepeler
İlazım s. :Lazım
İlenger is. :Geniş ve büyük yemek kabı, kenger, lenger
İlenmek f. :Beddua etmek, kargışlamak
İlik is. :Düğme, kopça
İlişmek f. :Karışmak, bulaşmak, takılmak
İlkin zf. :Önce
İlkindi is. :İkindi Namazı vakti, akşama doğru
İmdek is. :Ümit
İmik is. :Boğaz, gırtlak, ümük
İmme bağ :Emme, lakin, ama
İndem zf. :O kadar değil
İndeme zf. :Gerektiğinden fazla
İni is. :Küçük erkek kardeş, kayın kardeş
İnme is. :Felç, nüzul, çalınma
İnne is. :İnat, ısrar, keskin karar bildirir söz ve tavır
İnne de is. :İnadım inat anlamına, inadına, kesinlikle
İnnem is. / s. :Beklenti, beklenenden fazla
İnneme zf. :Hepten, tamamıyla, büsbütün
İreceb is. :1. Recep Ayı. 2. Erkek ismi
İreli zf. :İleri
İrellemek f. :İlerlemek
İreng is. :Renk
İrezil s. / is. :Rezil
İrezillik is. :Rezil olma durumu, rezalet, rezillik
İrilemek f. :Samanın incesini yiyip, irisini küründe bırakmak (Sığır)
İseyin is. :Hüseyin
İskemi is. : Sandalye, iskemle, oturak
İstida is. :Arzuhal, dilekçe
İşgil s. :Şüphe, kuşku, vesvese, kuruntu
İşgillenmek f. :Şüphelenmek, kuşkulanmak
İşlik is. :Yelek
İşmar is. :Kaş göz işareti
İt is. :Köpek
İt dirseği is. :Arpacık, göz hastalığı
İtlik is. :Alçalma, alçaklık, kemikçilik, yalakalık, köpeklik, kinizm
- J -
J Harfi :Türk dilinde, J / Je harfi ile başlayan Türkçe kelime
bulunmamaktadır. Batı dillerinden alınan kelimelerin
başına C ön eki konularak bu kelimeler dilimize uyarlanmıştır.
J = C için örnek: (Jandarma = Candarma, cenderme / Jilet = Cilet /
Jimnastik = Cimlastik) gibi
- K -
Kabal s. / zf. : Götürü, toptan yapılan iş
Kabala pazar is. :Tek ve toptan fiyat
Kaçgöç is. :Kadının yabancı erkeklerden kaçması, gaçgöç
Kadeyif is. :Gadeyif tatlısı, kadayıf
Kadınkişi is. :1. Seçkin ve ağırbaşlı kadın. 2. Kadının cenaze namazında
“Kadınkişi niyetine” diyerek alınan tekbir öncesi söz
Kadirmevla is. :Her şeye gücü yeten, Allah (c)
Kadit s. :Çok zayıf, gadit
Kafa is. :Baş, kelle
Kafa kağıdı is. :Kimlik, nüfus cüzdanı, nüfus kağıdı
Kafasız s. :Anlayışsız, aklı az, aptal
Kağırtmak f. :Yerinden oynatmak, kanırtmak
Kağnı is. :Öküz arabası
Kağşak s. :Gevşemiş ve dağılmaya yüz tutmuş
Kah(k) is. :Erik, armut, elma ve kayısı kurusu, gah
Kâhat is. :Kağıt, kaat
Kahbe is. :1.İhanet eden, dönek insan. 2. Kötü kadın
Kakıç is. :Kusur, ayıp iş, başa kakma, kakınç
Kalaba is. / s. :Topluluk, çokluk, kalabalık
Kalık is. :Evde kalmış kız, galuh
Kalu Bela is. :İnsanın ruh halindeyken Allah’a verdiği söz (Araf, 7/172)
Kamga is. :Odun parçacıkları, kıymık
Kanak is. / s. :Her söze inanan, saf, kanıcı, bön
Kancık s. :1.Dişi köpek. 2.Dönek insan. 3.Kötü kadın
Kandaz is./ s. :Doymak bilmeyen adam, obur
Kandil is. :1.Fitilli yağ lambası. 2.Berat, Miraç, Regaib, Mevlit geceleri
Kanık is. :Azla yetinen, tok gözlü, kanaat eden
Kanırtmak f. :Yerinden oynatmak, kağırtmak
Kanlı is. :Katil, kan davasında ilk öldürülmesi düşünülen kişi
Kansız s. :Korkak, duygusuz, ciğersiz
Kant is. :Şeker ve limonlu sıcak içecek
Kapuska is. :Etli lahana yemeği
Karakış Ayı is. :Aralık Ayı, 12. Ay
Karakura is. :Korkulu rüya, kabus, garagura
Karaltı is. :Gece karanlığında veya uzaktan seçilemeyen görüntü
Karamet is. :Dert, çile, sıkıntı, kaza, bela, garamet
Kardaş is. :Arkadaş, kardeş, gardaş
Kareysar is. :Şebinkarahisar Şehri, Gareyser
Kargış is. :İlenme, kötü dua, gargış
Kârhan is. :Çıkarcı, bedavacı, gaspçı, zorba
Karık is. :Bahçe sulamak için açılan su yolu ve dikim alanı
Karşılama havası is. :Düğün ve şenliklere katılanları karşılarken davul
zurna ile çalınan şen ve şakrak hava
Kart is. :1.Gençliği, körpeliği ve tazeliği kalmamış, gart. 2. Sert kabuklu
Kartmak is. :Beden kiri
Kartol is. :Patates, gardof, gardol
Kasaba is. :Alucra Şehri, Merkez, Pazar
Kasılmak f. :Kendini beğenmek, kasınmak
Kasım Ayı is. :Koç Ayı, 11. Ay
Kasmuk(h) is. :Çam filizinin sütlü ve sulu iç zarı, sıyırtma
Kasmukçu s. :Kasmuk yiyen, Alucralı
Kaş is. :1. Raf. 2. Çatı kenarı
Kaşmer is. :Maskara, soytarı, gaşmer
Katık is. :Ayran, gatık
Katıklı çorba is. :Ayranlı soğuk çorba
Katmer is. :Tavada pişirilen yağlı ekmek, kete
Katuaz is./ s.. :Kaba saba, yontulmamış sert ve inatçı insan
Kavil is. :Karşılıklı söz verme, anlaşma, sözleşme
Kavlak is. :Güneşten veya soğuktan derisi soyulmuş insan
Kavrak is. :Kurumuş ve kolay yanan dal, çalı çırpı, yaprak
Kavram is. :Tutam, demet
Kavurga is. :Kavrulmuş tahıl, gavurga
Kavut is. :Yağda kavrulmuş tahıl unundan yapılan yemek, gavut
Kayhı is. :İki ayak üzerine oturtulmuş kollu kızak, kaykı
Kayıntı is. :Açlık gideren atıştırılacak yiyecek
Keçileşmek f. :İnatlaşmak, inadı tutmak
Kef is. :Kalın ve katı köpük
Kefin is. :Kefen
Kehle is. :Bit
Keke is. :Kekeme, peltek, laluh(k)
Kekük is. :Kokulu bir bitki, dağ nanesi
Kekül is. :Perçem
Kelam-ı Kadim s. :Kur’an, Mushaf
Kelek is. :Koyunların boynuna asılan çan
Kelem is. :Lahana
Kelep is. :Sarılmış kol boyu ip çilesi, çile
Keleş is. :Yörede kavruk kalmış, gelişememiş, çelimsiz insan anlamına
Kelik is. :Ayakkabı eskisi
Kelime-i Şehadet is.:<
Muhammeden abduhu ve resuluh >>Yâni Türkçesi : “Ben şahitlik
ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki ;
Muhammed O’nun kulu ve elçisidir” anlamına gelir.
Kelime-i Tevhid is. :<<Lâ ilâhe illallah, Muhammeden resûlulllah >>
Yâni Türkçesi : “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın
elçisidir.” anlamına gelir.
Kelle is. :1. Baş, kafa. 2. Buğday başağı
Kellebaş is. :Hayvanın kelle ve paçasından yapılan yemek
Kem is. :1. Ottan yapılmış bağ ipi, ken. 2. Kötü, kötü söz
Kem çalmak f. :Ottan bağ ipi yapmak, ken çalmak
Kemçük s. :Yamuk, eğri (Kemçük ağızlı)
Kemre is. :Sığır gübresi, ahbun, tezek
Kemrelik is. :Ahbunluk, gübrelik
Kemük is. :Kemik
Kemükçü is. / s. :Kemik peşinde koşan, köpek huylu, satılık adam
Kenef is. :Ev dışındaki ayak yolu, hela
Kenef böcüğü is. :Keneflere toplanan bir tür arsız sinek sürüsü
Kenef böceği is. :Çıkarları için alçaklaşan insan
Kenet is. :Menteşe
Kenger is. :Pilav kabı, büyük tepsi, lenger, ilenger
Kepenek is. :Kelebek, pervane
Kersen is. :Hamur yoğrulan ahşap yarım daire tekne
Kerti s. :Bozulmuş gıda, bayat
Kertik is. :Ağaca vurulan işaret, iz, kesik, kertük
Kese is. :Kestirme yol, keçi yolu
Kesek is. :1. Parçalanmış toprak parçası. 2. Kesilen ekmek parçası
Kesmük is. :1. Mısır koçanı. 2. Saman irisi. 3. Maya tutmayan süt
Kesmüklemek f. :Samanı irilemek
Kesmüklük is. :Ev ve ahır önlerindeki örtme, sundurma
Keş is. :Yağı alınmış, kurutulmuş ayran çökeleği, kurut
Keşik is. :Sıra, nöbet
Keşkek is. :Etli buğday (gendüme) yemeği
Keşlek s. :Ufak tefek adam, yavşak
Kete is. :Sacda yapılan bir çeşit yağlı közleme
Kevgür is. :İrice süzgeç
Kevük s. :Dişsiz
Kıcı is. :1. Küçük kız, gıcı. 2. Küçük kuzu
Kıpık is. :Yarı kapalı göz
Kırağı is. :1. Tepenin başı, dağ boynu, geçit. 2. Toprağın buz tutması
Kıran is. :Dağ sırtı, düzlük, tepe başı
Kırik is. :Yeni doğmuş tay
Kırkıç is. :Koyun kırkma makası, gırgıç
Kırkıncı gece is. :Ölen için kırkıncı günde verilen yemek ve yapılan dua
Kırkını kutlamak f. :Kırk gününü dolduran çocuk ve anne için tören
Kırlent is. : Anadolu evlerinde divan arkasına konulan işlemeli, oyalı yastık
Kışgılemek f. :Saldırtmak
Kışlatmak f. :Hayvanları kış mevsiminde bakıp besletmek
Kıtlama is. :Şekeri ağızda tutarak çay içme, Erzurum işi çay içme
Kıyık(h) is. / s. :Aralık, yarı açık
Kıyıklamak f. :Aralamak
Kızağan is. :Erkek arayan dişi hayvan, köpek
Kızambuk(h) is. :Bir çeşit ekşi ve tatlı çalı meyvesi, gızanbuh
Kikirdemek f. :Kızların kesik kesik gülüşmesi
Kil is. :1. Yağlı köpüren ince toprak. 2. Sabun yerine kullanılan kil
Kipi s. :Sıkı
Kiraz Ayı is. :Haziran Ayı, 6. Ay
Kirez is. :Kiraz
Kirli çıkı is. / s. :Eli sıkı, gizli mal biriktiren, tutumlu
Kirman is. :Çatallı büyük yün eğirme aleti, terşi
Kirtik is. :Sabun artığı, parça sabun
Kişmiş is. :Kuru üzüm
Kitlemek f. :Kilitlemek
Kocaarı is. :Yaşlı kadın eş, kocakarı, gocaarı
Kocaman is. :1. Kocamış erkek eş, koca. 2. İri yarı, çok büyük, gocaman
Koç Ayı is. :Kasım Ayı, 11. Ay
Koç katımı is. :Koyun ve keçilerin öğür alması dönemi
Koğ is. : Dedikodu
Koğcu s. :Dedikoducu, söz taşıyan, münafık huylu
Koğ dinlemek f. :Konuşanları gizlice dinleyip başkalarına taşımak
Koğur s. :Rengi bozuk, inatçı, ters, goğur
Kokmuş is. :Dedikoducu kadın veya erkek
Kom is. :Davar ağılı, köm
Konak is.:1.Gösterişli Türk evi. 2. Konaklanan yer. 3.Kundak çocuklarının
başındaki kepek, guvak
Konsol is. :Çekmeceli küçük dolap, komidin, bahü
Koşam zf. :İki avuç dolusu
Kozalak is. :Çam ağacının konik çiçek kurusu, kudalak, kozak
Kök is. :1.Şeker pancarı. 2. Yer elması
Köleçehre is. :Yüzü gözü pek güzel olmayan insan
Kölük is. :1. Boynuzsuz hayvan. 2. Ucu künt ve yuvarlak bıçak
Kömbe is. :Tepside pişirilen büyük ve içi üzümlü ekmek
Kömsük is. :İçilmiş sigara artığı, kösmük
Kömüş is. :Manda, camış
Köp is. :Kağnıda öküz gübresinin toplandığı yer
Körpü is. :Köprü, geçit
Köso(ğ) is. :Ucu yanık odun parçası, köseği
Köstü is. :Köstebek
Kösüre is. :Kolla çevrilen bileği taşı
Kötülemek f. :Zayıflamak, güçsüzleşmek, hasta olmak
Kuba is. :Ocak ve ateş bacası, koba, guba
Kubat s. :Kaba saba, biçimsiz, gubat
Kudurmak(h) f. :Yaramazlık yapmak (çocuk için)
Kuduruk is. :1. Yaramazlık yapan çocuk, guduruk.2.Kudurmuş köpek
Kufa is. :Ağaç su kabı, kofa
Kulhü is. :Kur’an’da 112. İhlas Suresi (Üç kulhü, bir Elham okumak)
Kulun is. :At ve eşek yavrusu
Kulunlu s. : Gebe kalmış at veya eşek
Kurdalamak f. :Karıştırmak, kurcalamak, elle yoklamak
Kursaklı s. :Onurlu, kişilik sahibi, ciğerli
Kursaksız s. :Onursuz, kişiliksiz, ciğersiz
Kurt kapmak f. :Kurdun alıp kaçması ve yemesi
Kuru is. :Fırında kurutulmuş somun, fırın kurusu
Kuşburnu is. :Gülgillerden reçel, çay, ilaç yapılan, meyvesi yenilen ağaç
Kuz is. :Gölgelik yer, kuzey taraf
Kuzu kulağı is. :Ekşimsi, yayvan yapraklı yenilen bir ot, roka
Kuzulamak f. :Gebe hayvanların doğum yapması
Kuzuluk is. :Kuzu ağılı
Küçüklenmek f. :1. İt yavrusunun kuyruk sallaması, yaltaklanması.
2. İnsanın korku ve çıkar için yalvarıp yaltaklanması
Külek is. :Ahşap, kollu süt, yoğurt ve yağ kabı
Külfet is. :Bakılması zorunlu insanlar, aile bireyleri
Künde is. :Büyük hamur parçası
Küpül is. / s. :Kısa ve şişman insan, şişko
Kürt kürt s. :Kütür kütür (Bir şeyi ses çıkararak yemek)
Kürtük is. :Kar yığını, erimeyen dağ karı
Kürün is. :1. Su ve yem için ağaçtan oyulmuş yalak. 2. Ahşap su taşıma
kabı, bir çeşit su tankı
Küskü is. :Büyük demir veya ağaç levye, kaldıraç
Küşül is. / s. :Karnı şişik, güçsüz ve zayıf adam
- L - La ! ünl. :Lan, ulan, ula
Laluk is. / s. :Peltek, kekeme
Lavaş is. :Bir çeşit ince pide
Lavanta is. :Gül suyu, çiçek suyu, kolonya
Lavlak is. :Konuşması anlaşılamayan adam
Leçber is. :Çiftçi, rençber
Leçberlik is. :Çiftçilik
Lenger is. :Geniş ve büyük yemek kabı, kenger, ilenger
Loğ is. :Silindirik toprak dam sıkıştırma aracı, loğ taşı
Loğkeş is. :Loğ taşının kolu
Loğlamak f. :Loğ ile toprak damın toprağını sıkıştırmak
Lohusa is. :Yeni doğum yapmış kadın, loğusa
Löküs is. :1. Modern insan. 2. Fitilli lüks gaz lambası
- M -
Mâda s. :Başka, gayri
Mada is. :Mide
Madımak(h) is. :Ufak, yeşil yapraklı, yemeği yapılan bir bitki türü
Mahna is. :Sebep, bahane, dayanak
Mahrem is. :Yakın ve helal olan kadın, yakınlar
Mahsustan is. :Şakadan bilerek söylenen yalan söz ve yapılan eylemler
Makat is. :Minderli, yastıklı, sıralı alçak sedir
Mal is. :Büyükbaş hayvanlar
Malak is. :Manda yavrusu, gedek
Malcılık is. :Hayvancılık
Manut s. :İnatçı
Maran is. :Kağnı tekeri
Mart Ayı is. :Mart Ayı, 3. Ay
Martaval is. :Palavra, yalan söz
Martavalcı is. :Palavracı, halk dalkavuğu
Mart Dokuzu is. :21 Mart Nevruz veya Ergenekon Bayramı
Maskara is. :Gülünç ve utanmaz adam, kaşmer
Masta is. :Hayvan sürmek için ucu sivri ve demirli uzun sopa, mostul
Mayasıl is. :Basur
Maşala is. :Bahçe bölümleri, maşlak
Mayhoş s. :Ekşimsi
Mayıs is. : Taze ve cıvık sığır gübresi
Mayıs Ayı is. :Mayıs Ayı, 5. Ay
Maza is. :Olay, kaza, bela, kavga, gürültü
Mazı(u) is. :Kağnının ağaç dingili
Meğsimek f. :Önemsemek, adam yerine koymak
Meğsimemek f. :Önemsememek, adam yerine koymamak
Mê is. :Kuzu melemesi
Meh ! ünl. :Al, buyur
Meh Meh ! ünl. :Yem verir gibi yapıp hayvanları kandırıp çağırmak
Mehel s. :Uygun, münasip, hak etme
Meheldir s. :Uygundur, haktır, yerindedir
Mehle is. :Mahalle
Melemez is. / s. :Sessiz, sakin, utangaç, zavallı insan veya hayvan
Memiş is. :Mehmet
Mengür is. :Samı, sığırları ahıra bağlayan araç, mengürüf
Menşür is. :Meşhur, tanınmış
Merek is. :Samanlık
Merkez is. :Alucra, her hafta kurulan halk pazarı
Mertek is. :Toprak damın iç kısmına döşenen ahşap
Mesel is. :Kıssa, masal, hikaye, destan
Meymenet is. :1.Surat, yüz, çehre, kılık. 2. Uğur, bereket, hayır, iyilik
Meymenetsiz is. :Suratsız, hayırsız
Mıdara s. :Dayanıksız, zayıf, güçsüz, mudara
Mıh is. :Çivi
Mıhla is. :Yumurtalı, soğanlı, kıymalı, patatesli, sebzeli yemek
Mıhsıçtı s. :Cimri, eli sıkı
Mındar is. :Haram, bozulmuş yiyecek, kesilmeden ölen hayvan, murdar
Mısmar is. :Büyük çivi
Mısmıl is. :1. Uyuşuk, beceriksiz. 2. Eti haram olmayan hayvan
Mıstık(h) is. :Mustafa isminin kısaltılmış şekli
Mırıh(k) is. :Harmanda uçuşan ince saman, toz
Mıtı s. :İşe yaramaz, zevzek, boş konuşan
Mıymıntı s. :Uyuşuk, tembel, işe yaramaz
Mızık is. / s. :Sözünden dönen, güvenilmez, vefasız
Mızımak f. :Caymak, sözünden dönmek, vefasızlık yapmak
Mızırıh(k) is. :Mızmız, mızıkçı, dönek
Mitil is. :Yatak, yorgan, döşek
Mô ! ünl. :Sığır melemesi, böğürme
Modul is. :Mastanın veya öğenderenin ucundaki çivi
Mostul is. :Masta, öğendere, modul
Mö ! ünl : Küçük sığır melemesi
Möhgem s. :Sağlam, muhkem
Möhim s. :Önemli, mühim
Möhlet is. :Süre, müddet, mühlet
Mucmuruh(k) is. :Dev
Mucuruh(k) is./ s. :Obur, doymak bilmeyen
Mucur is. :Tahıl ölçeği
Muhanet s. :Alçak, korkak, hain, namert, iyi gün dostu
Muhatara s. :Gevşek, geçici, zayıf
Mumbar is. :Barsak dolması
Murç is. :Taş ve ahşap oymak için kullanılan delici alet
Mücber is. :Yumurta, kabak ve yoğurttan yapılan yemek
Müğet olmak f. :Göz kulak olmak, korumak
Mühür basmak f. : İmza yerine mühür basmak
Mühür kazdırmak f. :İmza bilmeyenin adı yazılı-kazılı mühür yaptırmak
- N -
Nabal is. :Günah, vebal
Nabal almak f. :Günah almak, vebal almak
Nahır is. :Sığır sürüsü
Nalet is. :Lanet
Nalet okumak f. :Lanet etmek, lanetlemek
Namahrem is. :Birbirine helal olmayan kadın ve erkekler
Namaz is. :Günde beş vakit kılınan Allah buyruğu
Namazlık is. :1. Seccade. 2. Beyaz baş örtüsü
Nâpısın ? ünl. :Ne yapıyorsun ?
Nar is. :1. Kızgın ateş. 2. Cehennem
Nassın ? ünl. :Nasılsın ?
Ne ? ünl. :Ne diyorsun ? anlamına soru
Nebri is. :Huyu bozuk, inatçı, tipsiz Rum genci
Nedecen ? ünl. :Ne yapacaksın ?
Nedisin ? ünl. :Ne iş yapıyorsun ?
Ne gerek ? s. :Gereksiz, yararsız
Nenni is. :Ninni
Neme zm. :Neyime
Neme gerek zm. :Bana ne
Nemrut is. / s. :Asık suratlı, meymenetsiz
Nene is. :Nine
Nesihat is. :Öğüt verme, nasihat
Netameli s. :Uğursuz, tehlikeli, ters, sakar
Nevri dönmek f. :Yüzü al al olmak, mor kesilmek, morarmak
Nevruz is. :1. Nevruz / Bahar çiçeği. 2. Yeni gün, Bahar Bayramı,
Ergenekon Bayramı, Mart Dokuzu (Eski Tarih), 21 Mart
Nevür is. :Bet beniz, yüz rengi, nevir
Nezük s. :Nazik, kibar, görgülü
Nifi is. :Oynak ve hafif meşrep Rum kadını
Nisan Ayı is. :Abrul Ayı, 4. Ay
Nohda is. :Nokta
Nüzul is. :Felç, inme
- O -
Ocağına şivan düşsün d. :Evin ocağın yıkılsın, ölesin anlamına
Ocak is. :1.Ev, hane, oba, soy, boy. 2. Yatır
Ocak Ayı is. :Zemheri Ayı, 1. Ay
Ocakbaşı is. :Evde ateş yakılan bacalı yer
Ofalamak f. :Ovmak, ovalamak
Oğa zm. :Ona
Oğlak is. :Bir yaşındaki keçi
Oğlak kebabı is. :Oğlağın bütün olarak fırında kızartıldığı yöresel kebap
Oğmak f. : Zengin ve güçlü olmak, onmak
Oğmasın is. :Onmasın, sürünsün, el açsın anlamına beddua
Oha ! ünl. :Hayvanları ve anlayışı kıt insanları uyarmak ünlemi
Ohlo(ğ) is. :Hamur açmak için kullanılan silindirik araç, oklava
Ok is. :1. Kağnının uç kısmı. 2. Çatının anlı
Omaç is. :Ayran ve undan yapılan bir tür çorba
Orak is. :Ekin biçme aleti
Orak Ayı is. :Ağustos Ayı, 8. Ay
Orakçı is. :Ekin biçen kadın ırgat
Oralı olmamak d. :Görmezden gelmek
Osmak f. :Yorulmak, pes etmek, bıkmak, usanmak
Ot Ayı is. :Temmuz Ayı, 7. Ay
Otlak is. :Mera, yaylım yeri, çayır çimen, otluk
Oturak havası is. :Davul zurna ile çalınan, dinlendirip düşündürücü ezgi
Oyalı is. :Kenarları işlemeli başörtüsü
Oynak is. / s. :1.Göçük. 2. Hafif meşrep kadın. 3. Dönek insan
Oyun is. :Hile, tuzak
- Ö -
Öcü is. :Çocukları korkutmak için uydurulan hayali yaratık
Ödlek s. :Korkak, tabansız, üfürük adam
Öğez is. :Küçük sinek, üvez
Öğür almak f. :İneklerin döl tutup gebe kalması
Öğürsemek f. :İneklerin boğaya gelmesi, buğasamak
Öke is. :Ana, analar, atalar
Öküz arabası is. :Kağnı
Öküz boncuğu is. :Öküzün boynuzları arasına takılan mavi boncuk
Öküz koşmak f. :Öküzleri saban veya kağnıya bağlamak
Öllüğün körü d. :Yanlış ve yersiz laf edenlere söylenen tepki sözü
Örk is. :Hayvanları otlağa bağlayan ipli demir kazık
Örklemek f. :Hayvanları örkle yaylım yerine bağlamak
Örtme is. :Üstü kapalı, yanları açık ev ve ahır önü yer, sundurma
Örtü is. :Yatak, döşek
Örük is. :Örülmüş kadın saçı
Örüzger is. :Rüzgâr, yel
Öttürmek f. :Düdük çalmak, nefesli çalgıları üflemek
Ötürük is. :İshal, sürgün, amel
Övmeç is. :Kavrulmuş un yağ ve şekerden yapılan bulamaç, yemek
Öylen is. :1.Öğle vakti. 2. Öğle namazı
- P - Pahıl is. :Kıskanç, hasetçi, hasut
Pahlava is. :Baklava
Pâla is. :Bakla, pağla
Pala is :Çaput kilimi
Palak is. :Ayı yavrusu
Palaz is. :Keçi kılından dokunmuş kilim
Pambuh(k) is. :Pamuk, beyaz
Pancar is. :Karalahana, çetmi lahanası
Pank is. :Park, bahçe
Papah(k) is :Bere
Papara is. :1.Azar, uyarı dayak. 2. Et suyu, soğan ve ekmek yemeği
Parduç is. :Bez fırın süpürgesi
Parpu is. :1.Azar. 2.Ateşi kızdırma, odun atma
Parpulamak f. :1.Azarlamak, paylamak. 2.Ateşi alevlendirmek
Partal is. :Martaval, yalan dolan, palavra
Partalcı is :Yalan dolanla toplumu kandıran
Pasa s. :Devamlı, boyuna, durmadan, sürekli
Patates föğüllemek f. :Patates külbastısı yapmak
Pat çat zf. :Az çok
Patos is. :Harman makinesi
Pat sat zf. :Ara sıra
Payam is :Kokulu ve tatlı bir çeşit ahlat
Peğ is. :Yıkık bina arsası, virane
Pelik is. :Örülmüş kız saçı, örük
Pelüt is. :Meşe, pelit
Penpe is. :1. Pembe. 2.Kadın ismi
Perçem is. :Alına düşen saç, kakül
Peri is :1. Çok güzel kız, peri kızı, melek. 2. Kadın adı
Perili s. :Tekin olmayan yer, ev
Peri kızı is. :Rüyalara giren, delikanlılara görünen çok güzel kız
Perşenbe is. :Perşembe günü, haftanın 4. günü
Pervane is. :Kelebek, kepenek, ışığa koşan küçük kelebek
Peskütan is. :Torbada saklanan sulandırılmış yoğurt
Peş is. :Arka
Peşine düşmek f :Çocukların annenin arkasına düşmesi
Peşkir is. :El, yüz havlusu
Peştembal is. :Peştamal, kadınların dış eteği
Peydahlamak f. :Gayri meşru çocuk edinmek
Peydahlanmak f. :Aniden ortaya çıkmak
Peyke is. :Evlerde duvara dayalı sedir
Pezemek is. :Pezevenk
Pezük is :Yaban pancarı, pazu, pazı
Pırtı is. :Bez, manifatura, kumaş
Pırtık is. :Eskimiş bez parçası, çaput
Pıskırık is. :Aksırık
Pıtlak is. :Patlamış mısır
Piç is. :1. Gövdeden ayrı biten bitki dalı. 2. Gayri meşru çocuk
Piltik is :Eskimeye ve parçalanmaya yüz tutmuş giysi
Pimpirik is. :Kuşkulu, vesveseli, sinirli insan
Pin is. :Kümeste bırakılan tek yumurta, kümes
Pirpirim is. :Semiz otu, pürpürüm
Pisik is. :Kedi yavrusu, kedi
Pisik balı is. :Meyve ağaçlarının tatlı ve koyu akıntısı, kedi balı
Pişi is :Tavada kızartılan yağlı hamur işi, ekmek
Pişmancalık is. :Kaparo, beh, pey
Porit is. :Boz renkli it
Poşa is. :Sepetçi, çingen, elekçi
Pöçük is. :Kuyruk sokumu, uç
Pöhrenk is. :Ağaç su borusu
Pörtlek is :Gözleri ve dudağı dışa çıkık, patlak, patlak göz
Puğar is. :Çeşme, puar, pınar
Puhu is. : Baykuş
Pul is. :1.Yazma ve oyalı başörtülerinin kenarına dikilen çok ince metal süs.
2.Eskiden dilekçelere yapıştırılan 16 kuruşluk damga pulu
Pulluk is. :Demirden yapılmış bir çeşit saban
Pur is. :Sert ve ince kumlu killi toprak
Pus is. :Sis, duman
Puş is. :Puşt
Pür is :Bir tür çam, çam dalı
Pürçüklü is. :Havuç
Pürpürüm is. :Semiz otu
- R -
R Harfi : Türk dilinde, R / Re harfi ile başlayan Türkçe kelime
bulunmamaktadır. Genellikle R harfi ile başlayan yabancı
kelimelerin başına sesli harf konularak Türkçeleşme sağlanmıştır.
Aşağıda bunun bazı örnekleri verilmiştir :
I-rahmet is. :1.Yağmur. 2.Ahiret
I-rahmetlik is. :Rahmetli, merhum
I-rahmetlik olmak f. :Ölmek
I-rahmete gitti f. :Öldü
I-ramazan is. :1.Ramazan Ayı. 2. Erkek ismi
I-razı is. :Kabul eden, razı olan
I-rıza is. :Erkek ismi
İ-recep is. :1.Recep Ayı. 2.Erkek ismi
U-rum is. :Rum (Yunan olmayan eski Bizanslı)
U-rus is. :Rus
- S -
Sâ zm. :Sana
Saban is. :Çift sürmek için kullanılan tarım aracı (eski)
Sabı is. :Küçük çocuk, sabi, sabu
Sabun otu is. :Sabun gibi köpüklenen ve temizleyici özelliği olan bir ot
Sac is :Üstünde hamur işi yemek ve ekmek pişirilen metal ev gereci
Sac ayağı is. :Sacın üstüne oturtulduğu üç ayaklı demir araç
Saçı is. :Gelinin başına saçılan para, çiçek ve şeker
Sadır is. :Küçük abdest, çöğdürük, sidik, idrar
Sağdıç is. :Gelin veya damat vekili, sağduç
Sağız is. :Sakız
Sağaltmak f. :Yara veya çıbanı iyileştirmek
Sağmak f :Süt sağma işi
Sağrak is. :Yağ tulumu
Sahab is. :Koca, eş, sahip
Sahan is. :Kalaylı bakır tabak
Sahat is. :Saat
Sahil is. :Karedeniz kıyı şeridindeki kentler
Sahoğul is. :Ahır süpürgesi, büyük ve saplı süpürge
Salahana is. :Boş gezen, çalışmayan, tembel, sorumsuz
Salmak f :1. Serbest bırakmak. 2. Yaylıma götürmek (Çayıra salmak)
Salhım is. :Salkım
Sâli is. :Salı günü, haftanın 2. günü
Samı is. :Öküzleri boyunduruğa bağlayan ağaç bağ
Sambağı is. :Samıları bağlayan püsküllü bağ
Sap is. :1. Tutma yeri. 2. Harmanlanıp sürülmemiş buğday yığını
Sapa is. :Kestirme, tenha ve kısa yol
Sapak is :İki yol ağzı, yol ayrımı
Saplı is. :Büyük bakır kepçe
Saplık is. :Balta, kazma ve kürek sapı için kesilen odun
Sarığıburma is. :Bir çeşit yöre baklavası, saroğburma
Sasuk s. :Kokmuş, bozulmuş, tadı gitmiş
Satlık s. :Satılık
Savak is. :Değirmen suyunu başka yöne çeviren düzenek, savacak
Say is. :Sarp ve kayalık vadi, dere kenarı uçurum
Sayvan is :Çoban kulübesi, çoban barınağı
Sazak is. :Bataklık, sazlık
Sebeplenmek f. :Yararlanmak
Sef s. :Yanlış
Seferibirlik is. :Seferberlik (Seferibirlik seferberlikten çok daha geniş anlamlıdır.
Savaş, afet ve salgın hastalıklarda halkın yediden yetmişe birlik
içinde çaba gösterip insanüstü gayret göstermesi anlamını taşır.)
Seğirtmek f. :Çapmak, koşmak
Seksenmek f. :El veya sopa ile vurmaya kalkışmak
Sela is. :Cenazeyi duyuran dua ve Hz. Muhammed’e getirilen selavat
Selek is :Küçük sepet, sele
Seme is. :Sersem, yarı uykulu insan, semehor
Semelik s. : Sersemlik, uyku hali, uyku mahmurluğu
Semend is. :Üzerinde hamur açılan ahşap hamurluk
Sepmek f. :Serpmek
Seslenmek f. :Çağırmak, hitap etmek
Sevündürük s. :Çok sevinen, coşkulu
Sevündürük olmak f. :Sevinçten dili tutulmak
Sıçan is. :Fare
Sıçan eriği is. :Yabani erik
Sıfra is. :Sofra
Sıhıtmak f. :Sıkıştırmak
Sınamak f. :Denemek
Sınıkçı is. :Kırık ve çıkıkçı
Sıpartlamak f. :Kol ve bacak giysilerini yukarı sıvamak
Sıpçık is :Meyve sapı
Sırık is. :İnce ve uzun odun (Fasulye sırığı)
Sırtarmak f. :Sırıtmak
Sıvarmak f. :Hayvanları sulamak, su içirtmek
Sıyırtma is. :Çam filizinin zarı, soymuk, kasmuk
Siğnenmek f. :Saklanmak, gizlenmek, sinmek
Siğnebit is. :Saklambaç oyunu
Silkmek f :Meyveyi devşirmek, silkelemek
Simirik is. :Cimri, êkti
Simso is. :Kurnaz, sinsi
Sini is. :Büyük metal tepsi
Sinmek f. :Saklanmak, gizlenmek, siğnenmek
Siper is. :Okul önlüğü
Sirke is :Bit yumurtası
Sirpoşlu is. :Kapaklı metal sahan
Siron is. :Yufkadan yapılan yoğurtlu, sarımsaklı, şekerli yemek
Sitil is. :Büyük metal kova
Sivri is./ s. :1.Tepe, çıkıntı. 2. Ucu sivriltilmiş sopa
Soğucak s. :Biraz soğuk
Soğukluk is :Serinlik veren içecek
Sofu is. :Din bilgisi olan, hafız
Sohum is. :Ağız dolusu lokma
Sokarıç is. :Soğan ve kıymanın kavrulması ile yapılan yemek, soharıç
Soluğan is. :Nefes darlığı çeken, tıknefes
Sôna is. :Sonra, soğna
Sorhun is :Sepetçi söğüdü, süpürgelik ince çubuk, sorgun
Sormuk(h) is. :Kundak çocuğunun ağzına verilen şekerli bez, emzik
Sorutmak f. :Küzünü buruşturmak, somurtmak
Soyha is. :1.Beğenilmeyen kötü insan.2.Yararsız ve huysuz hayvan
Soymuk(h) is. :Kasmuk, sıyırtma, çam filizinin sulu zarı
Sozalmak f. :Suyun azalması, kesilmesi ve durması
Söhür is. :Sahur yemeği, sahur, söfür
Sökel s. :Topal, hasta
Söyletmelik is. :Gelinlik tutan geline konuşması için verilen hediye
Sucu is. :Çamura yatan, dönek
Su dökünmek f. :Küçük abdest yapmak
Susak s. :Susamış, susuz kalmış
Südük is. :1.Soy, sop, aile (südüğü bozuk).2.Sidik
Südüklü is. :Yatağa sidik kaçıran
Sümsük is. :1.Yumruk. 2.Pısırık
Sümsüklemek f. :itip kakmak, yumruklamak
Sümsük oyunu is. :Boks
Sündürme is. :Yağda pişen sıcak peynir
Sünmüş is./ s. :Gözleri ile süzerek bakan hafif meşrep kadın
Süpürtmek f. :Kovalayıp kaçırtmak
Süt çürüğü is. :Maya tutmamış bozulmuş süt
Sütlü is. :Sütlaç
Süyen is. :Baş parmak ile işaret parmağı arası uzunluk
Süve is. :Kapı ve pencere kasası, çerçeve, söve
Süzme is. :Suyu süzülmüş yoğurt
- Ş -
Şak şak is. :Değirmenin üst taşına bağlı ses çıkaran aygıt
Şalak is. :İçi geçmiş, işe yaramaz kavun karpuz ve kabak
Şaplah(k) is. :Şamar
Şargada is. :1. Yaramaz çocuk. 2. Şerli insan. 3.Şergada
Şeher is. :Şehir, kent
Şelek is. :Sırt sepeti, küfe
Şep is. :Şap
Şer is. :Kavga, gürültü, dövüş, kötülük
Şergil is. :Askıntı, baş belası
Şeytan arabası is. :Bisiklet
Şıh is. :Yaşlı ve bilge kişi, dindar
Şıhırdım is. :Çok meyveli ağaç dalı
Şıma is. :Çimento, horasan harcı, beton
Şıngırdak is. :Oynak ve hafif meşrep kadın
Şıtanmak f. :Arsızlanmak
Şıvgın is. :Sürgün, filiz
Şilte is. :Yatak, yorgan, döşek, yatak örtüsü
Şimdik zf. :Hemen, şu anda
Şindi zf. :Şimdi
Şip is. / s. : Çevik, eline ayağına çabuk, hızlı
Şirpit is. :Göz çapağı
Şişek is. :İki yaşındaki koyun
Şişmek f. :Kendini büyük görmek, şişinmek
Şivan is. :Feryat figan, ağıt, bela
Şoğut is. :Tükürük, salya
Şor is. :Tuz
Şubat Ayı is. :Gücük Ayı, 2. Ay
- T -
Târı is. :Tanrı (Yörede Allah anlamına kullanılır.)
Tac is. :Yöre kadınlarının alınlarına taktığı altın ve gümüş alınlık
Taht is. :Yüksek peyke, yatak serilen yer
Taflan is. :Kara yemiş
Tafsilat is. :Ayrıntı, geniş kapsamlı bilgi
Tahım is. :1. Araç, gereç. 2. Takım elbise
Tahtadelen is. :Ağaçkakan kuşu
Tahu is. :Takı, altın
Talaş is. :Heyecan, telaş
Tamah s. :İstek, aç gözlülük
Tamahkâr is. :Aç gözlü
Tapan is. :1.Tarlaya ekilen tohumu örtmek için toprağı düzenleyen araç.
2. Öküz nallama aparatı
Tapan çekmek f. :1.Sürülen tarlayı düzlemek. 2.Sürülmüş harmanı
toplamak
Tar is. :1.Kümes hayvanlarının tünek yeri. 2.Kağnının yan kolları
Taran ağızlı is. / s. :1.Geniş ağızlı. 2.Ağzına geleni söyleyen
Tas is. :Su kabı, metal bardak
Tavatur is. :1.Yaygın söylenti. 2.Çok acayip. 3Çok fazla. 4.Tevatür
Tavlu is. / s. :Beslenmiş, şişman, semiz, tavlı
Tavşaniçi is. :Bir çeşit çok malzemeli yemek
Tavukalan is. :Kartal, şahin, akbaba
Tay is. :At yavrusu, kırik
Tay durmak f. :Yük hayvanını yüklerken yükün karşı tarafını tutmak
Tebelleş s. :Musallat olma, sürekli dert ve bela olma, askıntı
Tehne is. :Issız yer, tenha
Tekir is. :Teker, tekerlek
Tekmük is. :Tekme
Tekmüklemek f. :tekmelemek
Tekne kazıntısı is. :Son çocuk
Telek is. :Kuş kanadı
Telis is. :Seyrek dokunmuş büyük çuval, talas
Teltük is. :Noksan veya fazla gelen, küsurat
Temmuz Ayı is. :Ot Ayı, 7. Ay
Temsil is. :Fıkra, garip olay, hikaye
Tene is. :Dene, tane
Tendürük is. :Topaç
Tenhe is. :ıssız yer, tenha, tehne
Tente is. :Gölgelik, saçaklık
Tentene is. :Dantel
Tenteş is. :Denk, benzer, eşdeğer
Tepeli is. :Alucra Merkezi’nin Tepe Mahallesi’nden olanlar
Tepik is. :Tepme, tekme
Tepir is. :İri taneleri ayıran tepsi, bir çeşit elek, tepür
Tepişmek f. :Tekmeleşmek
Tepmek f. :Hayvanların arka ayakları ile tekme atması
Tepük is. :Tekme, tekmük, tepik
Tepüklemek f. :Tekmelemek, tekmüklemek
Tepük oynamak f. :Futbol topu oynamak
Terek is. :Mutfak rafı
Terezi is. :Tartı, terazi
Terki is. :Semerin arka tarafı, ikinci binicinin oturduğu yer
Terpoşlu is. :Kapakları kirpikli sahan
Terşi is. :Yün eğirme ve bükme aleti, teşi
Teşt is. :Sac veya bakır çamaşır leğeni, teşti, teş
Teştik is. :Çamoluk İlçesi Merkezi, Mindeval
Tertip is. :1. Düzen, sıralama, plan, program. 2. Aynı dönem askerler
Tevek is. :Kavun, karpuz, kabak ve hıyarın uzunlamasına dalları
Tevür is. :1. Yüz rengi. 2. Değişik, başka, çeşit
Teyin is. :Sincap
Tez zf. :Çabuk
Teze s. :Yeni, taze
Teze gelin is. :Yeni gelin, gelinlik tutan gelin
Tezek is. :Yakmak için kurutulmuş sığır tersi, organik yakıt
Tığ is. :1. Buğdaydan ayrılmamış saman yığını. 2. Dantel şişi
Tığ çekmek f. :Buğday tanelerini samandan ayırmak
Tığ makinesi is. :Sap samanı buğdaydan ayıran harman makinesi
Tıkız s. :Boynu kısa ve şişman
Tık tık is. :Takunya
Tıman is. :Uzun kadın donu
Tınaz is. :Ot ve saman yığını
Tırabuzan is. :Trabzon Şehri
Tırıt is. :1. Bulaşık adam. 2. Soğan, ekmek ve et suyundan yapılan yemek
Tırmaşmak f. :Kaşınmak
Tırmık is. :Sürülmüş topraktaki taş ve çöpleri ayıklayan taraklı tapan
Tırpan is. :Ot biçme aleti
Tırtıya katmak f. :Değer vermek, hesaba almak
Tısga is. :1. Soğan fidesi. 2. Kısa ve küçük şey
Tiken is. :Diken
Tirendez s. :Titiz, özenli
Tirit is. :Tırıt, yemek
Tirki is. :Küçük hamur teknesi
Tirşe is. :Bez şerit
Tocak is. :Oğul torunu
Todarmak f. :Darılmak, küsmek
Tohlu is. :Yaşını doldurmuş kuzu, toklu
Tohuratma is. :ineğin ikinci ağız sütünden yapılan yemek
Tokaç is. :Çamaşır yıkama aleti, ucu yassı tokmak
Tokmak is. :Dibekte den döğme aleti
Tomat is. :Domates
Tomba is. / s. :Yiğit, yürekli, kavgacı, savaşçı
Toplaşmak f. :Toplanmak
Torpah is. :Toprak
Tosbağa is. :Kaplumbağa, tosbâ
Tozak is. :İnce ve kesik kesik yağan kar, kar sepelemesi
Törpü is. :Eğe
Tös ! ünl. :At, eşek ve katırlara uyarı seslenmesi, geriletme komutu
Tuç is. :Tunç, tuc
Tuluh(k) is. :Yayık
Tumd is. :Tarla sınırı, tund, tump
Tunda is. :Gölgelik yer, dulda
Tura is. :Çatı, çatı arası
Turşu mıhlası is. :Lahana turşusundan yapılan yemek
Tutak is. :Ellerin yanmasını önleyen iki tutmaçlı bez, tutacak
Tutam is. :Avuç içi, parmak arası tutulan ot veya ekin, demet
Tutarga is. :Dayanak, güvence, elde mevcut güç
Tutmaç is. :Yoğurtlu, mercimekli hamur yemeği, bir çeşit mantı
Tükan is. :İş yeri, dükkan
Tülbent is. :1. Kenarı işlemeli beyaz çiftehase baş örtüsü.
2. Süzgeç olarak kullanılan seyrek dokunmuş beyaz bez
Türüdü is. :Sonradan görmüş, türedi
Tütünlük is. :Ateş bacası, dumanlık, kuba
- U -
Ucun ucun zf. :Azar azar
Uçkur is. :Belbağı
Uçuk is. :Toprak kayması, çökük
Udurha is. :Lades
Uduşmak f. :Lades tutmak
Uğra is. :Hamurun yapışmaması için serpilen un
Uğunmak f. :Ağlaya ağlaya bayılmak,soluğu tıkanmak,kendinden geçmek
Uğundurmak f. :1. Acımasızca dövmek. 2. Topacı çok hızlı çevirmek
Uharı is. :Yukarı
Uhlum is. :Yol yordam, ayar, yöntem
Ula ! ünl. :Ulan, lan, la (Erkeklere seslenmek)
Ulâ ! ünl. :Hayret ve şaşkınlık ifadesi
Ulamak f. :Eklemek, iliştirmek, yama yapmak
Ulu is. :Bilge kişi, yaşlı, büyük
Umma is. : Lohusanın memelerinin şişmesi, yemek kokusundan etkilenmesi
Ummaç is. :Ekmekli lahana yemeği
Ummak f. :1. Umut etmek. 2. İstemek. 3. İçi çekmek
Unnama is. :Unlu kara lahana çorbası
Untaşı is. :Kolay yontulan ve bilye yapılan bir taş çeşidi
Uruba is. :Giyecek elbise, giysi
Urgan is. :Kalın ip, halat
Urum is. :Bizans kalıntısı insan, Rum
Urus is. :Rus
Uslu is. :1. Akıllı, sözü dinlenen yaşlı insan. 2. Terbiyeli
Utmak f. :Lades tutuşmakta yenmek, ütmek
Uû ! ünl. :Vah vah (Üzüntü ve hayret ifadesi)
Uyhu is. :Uyku
Uylamak f. :Boyuna aynı işi yapmak, alışkanlık haline getirmek
- Ü -
Üçayak is. :Yörede oynanan bir halay çeşidi
Üçerleme is. :Buğday bağlarını üçlü yığma
Üçetek is. :Üç parçalı işlemeli kadın eteği
Üfürük s. :Zayıf ve çelimsiz
Ürmek f. :Köpek havlaması
Ürüsüm is. :Nam, şan, şöhret
Ürüya is. :Rüya
Üsküre is. :Silindirik, derin metal su ve ayran tası
Üst-baş is. :Giyim, giysi, elbise
Üstlük is. :Dış giyim (Kadın)
Üşük is. :1. Don çalmış, buz tutmuş şey. 2. Aklını kaybetmiş
Üşümek f. :1. Soğuktan etkilenmek. 2. Kişi veya herhangi bir işten
soğumak, uzaklaşmak. 3. Aklını kaybetmek
Üşüklenmek f. :Soğuktan titreyerek ürpermek
Ütmek f. :1. Oyunda kazanmak, utmak. 2. Alevden geçirmek
Ütülmek f. :Oyunda kaybetmek
Üvez is. :Bir çeşit sinek
Üzerinden saat geçmek d. / f. :Bayılmak
- V - Vadesi gelmek f. :Ölmek
Vara vara s. :Ağır ağır, acelesiz
Vâriyet is. :Zenginlik, varlıklılık
Vâriyetli is. / s. :Zengin, varsıl
Vâriyetsiz is. / s. :Yoksul
Vazırt ! ünl. :Geç git ! Yallah ! (El işareti ile kovmak)
Vazırtı is. :Bozuk ses, zart zurt, dengesizlik
Vazırtık is. / s. :Kaçık, dengesiz
Vekil is. :1. Avukat, vekalet alan, güvenilir kimse. 2. Milletvekili, milletin
vekaletini alan ve onun adına çalışacağını, onun haklarını
koruyacağını söyleyen kimse, politikacı
Vesiyet is. :Vasiyet
Vıcıh(k) s. :Cıvık, sulanmış
Vıcırık is. :1. Vıcıh, vıcık, cıvık. 2. Sulu adam
Vırıldamak f. :Kendi kendine vır vır söylenmek, dır dır etmek
- Y - Yaba is. :Harmanda kullanılan ucu taraklı ahşap araç
Yaban is. :Dağlık, ormanlık, kırlık yer
Yadigar is. :Hatıra verilen şey
Yağırnı is. :Sırt, yağarnı
Yağlaş is. :Mısır unu veya ısırgan otundan yapılan yağlı yemek
Yağlı is. :Yağlı fırın pidesi
Yağlık is. :Kız mendili
Yağnış is. :Yanlış
Yağrı is. :Kürek kemiği
Yağuz is. :Güçlü, kuvvetli, yürekli insan
Yahni is. :Sulu et yemeği
Yal is. :Köpek ve sığırlara verilen kepekli sıcak aş
Yalak is. :Hayvanların su içtiği kap, kürün
Yalaka is. :Arsız, sırnaşık, yağcı, dalkavuk
Yalama is. :Dudak şişmesi ve acıması şeklinde hastalık
Yalanguç is. :Yalancı adam
Yalap is. :Fırın odunu
Yalavu is. :Alevli ateş, yalağu
Yalbudak is. :Çıplak, yalbırdak
Yalloz is./ s. :1.Obur, pisboğaz. 2. Yersiz, yurtsuz
Yaloğuz is./ s. :Yalnız, kimsesiz, tek başına, yalavuz
Yaloğuzluk is. :Yalnızlık
Yamacına gelmek f. :Yakınına gelmek, yaklaşmak
Yamaç is. :Bayır, dik arazi
Yamalık is. :Küçük bez parçası
Yâmur is. :Yağmur
Yar is. :Dik yer, uçurum
Yaradan is. :Allah (c)
Yaramaz is. :İşe yaramayan, yaramazlık yapan, kötü
Yaramazlık f. :Çocukların kudurukluk yapması
Yarımağız s. :İsteksiz, öylesine
Yarımca is. :Yarım baş ağrısı, yarımca ağrı
Yarma is. :1.Ağaç kütüğünü dikine kesip doğrama. 2. Buğday kırığı
Yarmaça is. :Uzunlamasına yarılan ağaç parçası, dik
Yarpak is. :Yaprak
Yarpuz is. :Kır veya dere nanesi
Yassı is. :1.Yatsı Namazı. 2. Yatsı vakti
Yaş is. :Kesilmemiş canlı ağaç, taze fidan, genç ağaç
Yaşar is. :İki yaşındaki sığır, tosun
Yaşlı is. :1.Yaşlanmış, kocamış ihtiyar. 2.Yas tutan, gözü yaşlı, çok ağlayan
Yaşmak is. :Yemeni, oyalı, başörtüsü
Yatağan is. :Yatalak, felçli, hasta
Yatır is. :1.Türbe. 2.Yürüyemeyen, felçli
Yatuk is. :Küçük ambar, zahirelik
Yavan s. :Yağsız
Yavşak is. :1.Bit yavrusu, sirke. 2.Geveze ve yılışık kimse
Yayak is. :Yayan, bineksiz
Yaygı is. :1.Sofra veya masa örtüsü. 2.Yere serilen sergi
Yayhamak f. :Yıkamak
Yaylak is. :Çayır, otluk, yayla
Yaylakçı is. :Yaylaya çıkan, yaylacı
Yaylım is. :Otlak
Yayılmak f. :Otlamak
Yaymak f. :Otlatmak
Yazma is. :Desenli ve pul işlemeli başörtüsü
Yazu is. :1.Düzlük, ova. 2.Yazı. 3.Kader (Alınyazısı)
Yedinci gün is. :Ölünün yedinci gününde verilen yemek ve yapılan dua
Yeğin s. :Hızlı, çabuk
Yeğin yeğin is. :Hızlı hızlı
Yeğni s. :Hafif
Yeğnik is. :Hafif meşrep, hayasız
Yeğnilik s. :Hafiflik, davranış bozukluğu
Yekden zf. :Birden, aniden, durup dururken
Yeke yeke zf. :Tek tek, bir bir, birer birer
Yekinmek f. :Vurmaya kalkışmak, davranmak
Yel is. :Rüzgar, örüzger
Yemiş is. :Meyve
Yemlik is. :1.Çiğ yenen bir bitki. 2. Yem kürünü, yalak.
Yenge is. :Kardeşin, arkadaşın, dayı ve amcanın eşi
Yeni yetme is. / s. :Toy, acemi
Yere diz vurmak f. :Horan veya halayda yapılan coşkulu bir hareket
Yere yakın is. / s. :1. Kısa boylu. 2. Huyu bozuk, cin fikir
Yerden bitme s. :Kısa boylu
Yeri ! ünl. :Yürü, haydi, git anlamına (Yeri git !)
Yerimek f. :Yürümek
Yerişmek f. :1. Koşup yetişmek. 2. Tohumun toprağı delip bitmesi
Yerüklü is. / s. :Yiyecek kokusu alan, aşeren gebe kadın
Yesir is. :Esir, tutsak
Yesyeni s. :Yepyeni, yepisyeni, yeni yapılmış
Yeter is. :1.Yetişir,tamam. 2. Son olsun anlamına kız çocuğu adı
Yetik is. :Yetişmiş, öncekileri görmüş, gençlere göre yaşlı
Yetmek f. :Yardıma koşmak, ulaşmak, yetişmek
Yığın is. :Harman kenarına sürülmek üzere yığılan buğday bağları
Yığrılmak f. :Kıvrılmak, büzülmek, büzülüp yatmak
Yıkıh is. :Yıkılmış bina, enkaz, yıkık
Yıkmak f. :Güreşte tuş yapmak
Yılan gırhan is./ s. :Tekeden süt çıkaran, anasının gözü, eli sıkı, cimri
Yılhı is. :At sürüsü, başıboş at, yılkı
Yılık is. :Yılmış, yılgın, yorgun, gözü korkmuş
Yiğen is. :Kardeş çocukları, yeğen
Yitik is. :1. Sürüden ayrılan hayvan. 2. Ordudan ayrı düşen asker.
3. Kayıp mal
Yitmek f. :Kaybolmak, saklanmak
Yohlamak f. :1. Elle yoklamak. 2. Aramak
Yohluh(k) is. :Fakirlik, çaresizlik, yokluk
Yohsa bağ. :Yôsa, yoğsa, yoksa
Yohsul is. / s. :Fakir, çaresiz
Yolmak f. :El ile ot, ekin ve yonca koparmak
Yoluk is. :Yolunmuş ot, ekin ve yonca destesi
Yolyolah(k) is. :Töre
Yonga is. :Küçük ağaç dilimi
Yordam is. :Usül, kural, yöntem
Yosma is. :Güzel kadın
Yöğrük s. :İyi koşan, hızlı, becerikli, yüğrük
Yöre is. :1. Memleket, çevre, bölge. 2. Değirmen taşları arasında kalan un.
3. Hamur altına atılan un
Yu(ğ) is. :Yün, yun
Yuha is. :1. Derin olmayan, sığ. 2. Yufka
Yuha yürekli is. / s. :Acıyan, gönlü güzel, sevecen, yufka yürekli
Yumak f. :Yıkamak
Yumurtalı is. :Bir çeşit yumurtalı fırın pidesi
Yumuş is. :Söz, emir, görev, talimat, direktif
Yumuşluk is. :Söz dinleyen, görevi yerine getiren insan
Yunak is. :Yıkanılacak yer, banyo, hamam
Yunaklık is. :Kadınların topluca yıkandığı ve çamaşır yıkadığı yer
Yunmak f. :Yıkanmak
Yusup is. :Yusuf (Erkek ismi)
Yutmak f. :Yenmek, aldatmak, ladeste kazanmak
Yutulmak f. :Yenilmek, ladeste kaybetmek
Yuyucu is. :Yıkayıcı (Cenaze yıkayan)
Yüğrük is. :Eline ayağına çabuk, becerikli, yöğrük
Yük taylamak f. :Yük hayvanına dengeli yük yüklemek
Yüklü is. :Gebe, hamile
Yüklük is. :Yatak yorgan dolabı
Yülük is. / s. :Ustura ile saçı sakalı kesilmiş, yülünmüş
Yülümek f. :Ustura ile tıraş etmek
Yürek yarmak f. :1. Üzmek. 2. Düşman çatlatmak
Yüzbar etmek f. :Yüzleştirmek
Yüz görümlüğü is. :Temiz çıkan gelin kıza verilen armağan
Yüzlük is. :Başı ve yüzü soğuktan koruyan yün veya tiftik bere
- Z -
Zaar is. :Kocamış, kapı kapı gezen ve havlamayan köpek
Zabah is. :1. Sabah Namazı vakti. 2. Sabah
Zahmet is. :1.Sıkıntı, güçlük, yorgunluk, eziyet. 2. Zahmet etme, lüzum yok
Zahra is. : Buğday, tahıl, zahire
Zalım is. :Acımasız, gaddar, zalim
Zallah(k) is. :Zart zurt eden, boş konuşan, dengesiz
Zangil is. :Her işe burnunu sokan
Zavzu is. :Bahçede ekili yenilecek yeşillikler, sebze
Zeklenmek f. :Konuşmaları alaylı bir şekilde taklit etmek
Zelve is. :Boyunduruk kayışını sıkıştıran ağaç çivi
Zelzele is. : Yer sarsıntısı, hareket, deprem
Zemheri is. :Ocak Ayı, 1. Ay
Zencir is. :Zincir
Zerzavat is. :Her türlü sebze
Zevzek is. :Boş ve çok konuşan, geveze
Zıbarmak f. : Hayvan ve kötü insan için ölmek anlamına, gebermek
Zıbın is. :Çocuk iç çamaşırı
Zıhım is. :Ağu, zehir
Zıhımın kökü d. :Haram yiyenlere beddua yerine söylenir
Zılgıt is. :Azar
Zındıh(k) is. : Allah ve ahiret inancı olmayan, Allah tanımaz, ateist
Zıpka is. :Şalvar şeklinde pantolon, zıba
Zırlah(k) is. :Durmadan ağlayan çocuk
Zırlamak f. :İnce bir sesle hem konuşmak hem ağlamak
Zırza is. :Sürgülü kapı kilidi, zerze
Zırzıba s. :Tıka basa yeme, doyma
Zibil is. :1.Süprüntü, çer çöp. 2. Çok bol ve değersiz mal
Zilif is. :1. Zülüf. 2. Erkek ismi
Zirzop is. :Bilinçsiz, yaşı büyük aklı küçük
Zonkir is. :Kaba adam
Zopa is. :Sopa (Sopa atmak)
Zulum is. :İşkence, eziyet, eza cefa, acı çektirme, haksızlık, zulüm
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Alucra Sözleri,deyimleri 



