eksilt

Özlü söz....

             Adam olan adam...Haketmediği payeyi almaz...Haketmeyene paye vermez...
Ana Sayfa arrow Haber Gönder

Abone Ol ! Gelişmeleri Bildirelim.






İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ziyaretci Defteri
Ücretsiz İlanlar
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.
Site Haritası
Günün Yazısı
Fıkralar
Alucra Sözleri,deyimleri
Alucra MYO Mezunları
Yazarlar
Alucra ve Köyleri Haberleri
Giresun ve İlçeleri Haberleri
Ülkemiz Haberleri
Köylerimiz
Bülten

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

BU BALYOZ BAŞKA BALYOZ! PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Salih DEMİRÖZ   
Pazar, 28 Şubat 2010
BU BALYOZ BAŞKA BALYOZ!   
 
Yirmi yıl, otuz yıl masa başında oturup çalışacaksın,
 sonra emekli olacak madalya alacak boynuna asacaksın.
 Bende masa başında otuz yıl oturup, sonunda madalya mı
 aldım. Boynuma astım.
Benim boynuma astığım madalya ne idi biliyor musunuz?
 Boyun fıtığı, boyunluk takarak ve fizik tedavi ile uzun
 bir uğraştan sonra çıkardığımı sanıyordum o madalyayı
 ama çıkaramamışım. Gene nüksetti.
 Şu sıralar halim, memleketin hali gibi, ya tasma takıp,
 gene atlatmaya çalışacağım. Ya da riskli bir ameliyata girip,
 neticesine katlanacağım. Bu nedenle uykularım kaçıyor,
 sinirlerim geriliyor, beynim dumura uğruyor. Kaybediyor
 fonksiyonlarını.
 Bütün fonksiyonlarını kaybetmiş bir beyin ne yapar
 biliyor musunuz?
 Korku tüneline girer, afakanlar basar, gündüz gözleri
 felfecir okur ama göremez, sanki ayakları çarşafa
 dolanıyormuş gibi sık, sık tökezler geceleri karabasanlar
 basar. Uyuyamaz.
 Ben o haldeyim işte.
 Ben o haldeyim de, başkaları!
 
***
 Şu aralar alış verişleri ben yapıyorum.
 Parayı alıp, elime poşeti tutuşturan kasiyer bir boyunluğuma
 bakıyor, bir bana, ben bekliyorum ki bana fişimi versin, ama
 hareket yok.
 “Şu fişimi verir misin kardeşim?” dediğimde, bu defada
 yüzüme aval, aval bakmaya başladı.
 “Yüzde on sekiz kdv’ sini ilave edersem fiyat şu kadar
 olur, sana pahalıya patlar, razı mısın?” dedi, sırıtmaya
 başladı.
 Bu defa alık, alık bakmak sırası bana gelmişti.
 “Bu nasıl fişleme?” sözleri döküldü gayri ihtiyari
 dudaklarımdan. Baktım gene sırıtıyor.
  Birde utanmadan;
 “Bu fişleme bizimkiler geldikten sonraki hali, eskiden
 ödüyordun, geri alıyordun, şimdi ödersen iç ağrısı
 tutuyor, hangisini tercih edersin?” demesin mi!
 Boyunluk mani olduğundan, boynumuzu bükemedik,
 ama ödedik ve fişlendik.
 Ne yaparsın şimdi hüküm onlarda, fişlenmek için ödüyorsun!
 ***
 Poşeti yerine zar zor götürdük sıra tahlilleri doktora
 göstermeye gelmişti. Bilgisayardan neticeleri aldım. Doktorun
 karşısındayım.
 Bir tahlillere baktı, şöyle başını kaldırıp, birde bana baktı.
 “Sen kansızsın!” dedi.
 “Her erki elinde tutanı sevmek mecburiyetinde değilim,
 doktor bey, bizim kanımız asil bir kandır çabuk toparlarız siz
 reçeteyi ona göre yazın” dedim.
 Reçete yüklü bir reçete oldu.
 ***
 Koltuğa çöktüğümde günün stresini hala üzerimden
atamamıştım.
 Huzursuzum ya.
 Bir sağa dönüyorum koltukta, bir sola. gözlerim duvardaki
 resme takıldı, bir müddet öyle dalgın, dalgın baktım, baktım.
 Gözümün önünden bir takım insanlar geçiyor.
 
 Her iki ellerinde, çıralı dallı odunlar taşıyorlar.
 Ellerindeki çıralı odunları, biraz ilerde bir odun yığınına
 bırakan bu insanlar, önde boy sırasına göre duran, üç kişinin
 arkasında sıraya giriyor, boyunlarını büküyor, ayaklarına
 bakıyorlar.
 Önde bulunan en uzun boylu kişinin civanım bir delikanlı
 olduğu her halinden belli, üçü de kan ter içinde kalmış sanki,
 gözleri dışarı fırlamış gibi bakıyor.
 Odun yığını tutuşturulmuş, alevler birden fırlıyor, odunlar
 yandıkça çıtlak çıkarıyor, ateşin yaydığı hararet bana kadar
 geliyor.
 Civanım delikanlının ve öndeki iki kişinin biraz ilersinde
 sanki havada asılı imiş gibi duran masanın kenarında oturanlar
 var. Kanatlılarmış gibi geliyor bana. Önlerinde isim levhaları
 var, levhalarını çok ayık okuyorum.
 Birinde Münker, birinde Nekir yazıyor.
 Münkerin önünde kalın bir kitap var.
 Odunlar bu arada tam tutuşmuş, ateşin harareti artık hem
 civanım delikanlıyı, hem arkasındakileri iyice etkilemeye
 başlamış. Ter damlalarının yüzlerinden akışını görüyorum.
 Ayak diplerine takılıyor gözlerim, ter almaları göl oluşturmaya
 başlamış.
 Kitabın sayfalarını karıştıran Münker sayfaları karıştırmayı
 bırakıp, topluluğa dönerek;
 “Bu kitap sizin beraberinizde getirdiğiniz ortak kitabınızdır.
 Hüküm Sahibince;
 Şahsi kitaplarınız tek, tek incelenmiş ve verilen hükümlerin
 bu ortak kitabınıza işlenerek birleştirilmesi, emredilmiştir. Bu
 kitapta, hem şahsi hem de idari tasarruflarınızın, ortak hükmü
 var.”diyor.
 Kitabın ilk sahifesini açarken oluşan rüzgar ateşi sanki
 körüklüyor ve bir çatırtı kulaklarımı tırmalıyor.
 “Ortak kitabınızın yazımına 2002 de başlanmış ve devam
etmiş.
 İşte ilk sahifede kitaba giren ilkler.
 *Nüfusunun Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede,
 domuzu kesimlik hayvan sınıfına almak ve teşvik vermek,
 *Zinayı suç olmaktan çıkarmak.
 *Müslüman bir ülkeyi işgal eden Hıristiyan bir ülkenin
 askerlerinin ülkelerine sağ salim dönmeleri için dua etmek.
 *Her karışı şehit kanları ile sulanmış vatan topraklarının
 satılmasına;
 “Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya.”demek. 
 *Cami’yi, kiliseye çevirmek.
 * İslam’la özdeş hale gelmiş bir milletin adını ortadan
 kaldırarak, küresel bir yapılaşmanın eş başkanlığını yapmak. 
 Münker okuyor benim burnuma yanık et kokuları gelmeye
 başlıyor, bakıyorum sanki ateş coşmuş, gözlerim gurubun
 önündekilere ilişiyor, her taraflarından ter damlaları yağmur
 gibi dökülüyor, dökülen damlalardan biriken sular diz
 boylarına kadar yükselmiş, ürperiyorum.
 *Yıl 2006 Şehit kanlarıyla kurulan KKTC. Fin hamamında
 tasfiye terlemesinde. Şehitler huzursuz.
 *Yıl 2008 Sadece Allah rızası için kurulan vakıf müessesesi,
 beni destekle müesseseleri haline dönüştürülmüş, şahsi çıkar
 için Allah rızası unutulmuş, siyasetin ve siyasetçinin rızası
 peşinde
 *Yıl 2010 Fitne yılı, devletin bütün kurumları, birbirine
 düşürülmüş
 Ellerinden ekmekleri alınanlar ekmeklerini geri almak için
 Tekel olmuş hak arıyorlar, coplanıyorlar.
 İniltiler artık kulaklarımı tırmalamakta, Münkerin sesini
kesik, kesik duyuyorum.
 *Ordunun mahremiyetine girilmiş, biri bizi gözetliyor gibi
 gözetleniyor, dinleniyor ama gene de suçlu onlar. 
  *Suçları sadece karşı olmak olan bir sürü insan toplanmış,
 dama tıkılmış, ancak ölüsü dışarı çıkıyor, suçlarını bilmeden
 haklarında verilecek hükmü beklemekte.
  *Yıl 2015 yapılan hatalar meyvelerini vermeye başlamış,
 ülkede 2015 yabancı vakıf faaliyet göstermekte, faaliyetleri…
 Kulaklarım çınlamakta sesler kesik, kesik.
 Arkada simsiyah bir gölge görüyorum sanki o gurubun
 üzerine doğru geliyor. 
 Münker okuyor, öndekilerden ve arkadakilerden akan terler,
 dizi aşmış boyuna gelmiş, fokurduyor. Benimde gözlerim
 fal taşı gibi açılmış.
 *Yıl 2030 Geni değişen bitkiler insanların da genlerini
 değiştirmiş, akşam insan olarak yatanlar, sabah domuz olarak
 kalkmaya başlamış. İlim adamları bunun geni değiştirilmiş
 bitkilerin insan genlerini etkileyerek değiştirmesinden
 kaynaklandığını ispatlamış.
 Münker;
 “Bunun ilk adımı da sizin döneminizde atılmış” diyor.
 *Yıl 2090 AB müzakereleri hala devam ediyor. Mütekabiliyet
 esasına göre toprak alanlarda, parçalanmış ülkeden özgürlük
 istemeye başlamış. Fıralıngitler de özgür devlet istiyor. Bu
 Türkler dokuz canlı hala canları çıkmadı diye hayıflanıyor AB
 komiseri.
 Benim gözlerim tekrar fal taşı gibi açılıyor, ter gölü artık
 kaynıyor. Fokur, fokur.
 Hani gelen bir karartı vardı ya o şimdi tam tepelerinde.
 Münker:
 “Hüküm Esfeli Safilin.” diyor. Ekliyor.
 “Zabani vur.”
 Bakıyorum karartının elinde bir balyoz.
 Bu balyoz okkalı bir balyoz, önce yukarı doğru kalkıyor ve
 topluluğun tamamının başına hızla iniyor.
 O fokurdayan suyun dibine doğru yönelenler, dibe vurup, tekrar
 yukarı yöneliyorlar, balyoz tekrar iniyor tekrar dibe.
 Ben:
 Balyoz, Esfeli Safilin, ilahi adalet diye haykırıyorum.
 Balyozdaki heybete bakıyorum. Bu Yüce Yaratanın bir
 cezası herhalde diye düşünüyorum.
 İniltiler, dehşet iniltileri kulaklarımı tırmalıyor.
 Arkadaki guruptaki bütün parmaklar civanım delikanlıyı
 gösteriyor.
 “Biz yapmadık o yaptı”
 Civanım delikanlı, diğer iki kişiyi göstermekte.
  Diğer iki kişinin elleri civanım delikanlıyı işaret etmekte.
 Ben;
 “Esfeli safilin balyoz, İlahi adalet!” diye haykırıyorum
 Kolumdan birisi çekiyor, fırlıyorum gözlerim sanki yerinden
 förtlemiş.
 “Basın burada mı?” diyorum.
 Bakıyorum hanım karşımda
  “Ne basını bey, kendine gel” diyor, dehşet içinde.
  “Nedir esfeli safilin, nedir balyoz.”
 Elini alnıma götürüyor.
  “Ateşin çıkmış senin, kabus görmüşsün” diyor.
 Ölçüyoruz hemen, ateş otuz dokuz buçuk.
 Hemen ilaç almalıyım.
 “Kekik kaynat hanım!”

Sevgi/Saygı bizden.
Ahmet Salih DEMİRÖZ
 28/02/10 Gücük ayının son günü
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için aşağıdaki resimleri tıklayınız.

Advertisement
Advertisement
Advertisement