eksilt

Özlü söz....

             Adam olan adam...Haketmediği payeyi almaz...Haketmeyene paye vermez...

Abone Ol ! Gelişmeleri Bildirelim.






İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ziyaretci Defteri
Ücretsiz İlanlar
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.
Site Haritası
Günün Yazısı
Fıkralar
Alucra Sözleri,deyimleri
Alucra MYO Mezunları
Yazarlar
Alucra ve Köyleri Haberleri
Giresun ve İlçeleri Haberleri
Ülkemiz Haberleri
Köylerimiz
Bülten

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

KÜLTÜR VE AHLAK PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazartesi, 15 Şubat 2010
KÜLTÜR VE AHLAK
 
  KÜLTÜR 
 
 Kültür, Meydan Larousse ansiklopedisinde:
 
 “Bir toplumda geçerli olan, ve gelenek halinde devam eden,
 
her türlü duygu düşünce, dil, sanat ve yaşayış unsurlarının
 
tümü: Medeniyet.” olarak ifade ediliyor.
 
 Bu tanımlama özellikle milletler arası geçerliliği olan bir
 
ansiklopediden aynen alınmıştır ki daha iyi anlaşılsın.
 
 Medeniyet ise kök kelime itibariyle Medine’den gelmekte ve
 
şehir anlamını ifade etmektedir.
Medeniyet için ayrıca:
 
 “İnsanlığın daha iyi yaşamak için çalışarak ortaya koyduğu
 
teknik eserlerin bütününden ibarettir.”de denilmektedir ki, bence
 
doğru olan ifade budur.
 
 Medeniyet kültür oluşturan düzendir.
 
 Kültür ise;
 
 Bir toplumun tarih içersinde meydana getirdiği değerlerin
 
bütünüdür. İlim, sanat, ahlâk ve dine ait değerlerle şekillenen
 
kültür, bir yaşam biçimidir.
 
 Bu yaşam biçiminde;
 
 Davranışlarımız, düşüncelerimiz, ne yediğimiz,
 
içtiğimiz, ne okuduğumuz, neleri sevdiğimiz, nelere tepki
 
duyduğumuz vardır.
 
 Kültürler;
 
 Bireyselliği aşarak toplumlara hitap ederler.
 
 Toplumun ortak malı ve kendi öz davranışlarının eseri olduğu
 
için millidirler.
 
 Bir milletin varlığı ile ortaya çıkan, gelişerek bu güne gelen,
 
tarihi oluşumlardır ve süreklidir. Kuşaktan kuşağa miras yoluyla
 
aktarılırlar.  
 
 Kültürlerin;
 
 Birey davranışlarını yönlendirerek, toplumsal düzeni sağlamak,
 
topluma kimlik kazandırmak, toplumsal dayanışmayı ve birliği
 
sağlamak (Ben değil, biz bilinci.)ve toplumsal kimliğin oluşmasını
 
sağlamak gibi misyonları vardır.
 
 Buraya kadar kültürün ne demek olduğunu üç aşağı beş yukarı
 
özetlemiş olduk.
 
 Şimdi soralım;
 
 Tarihi süreç içersinde oluşan bir kültürü, diğer kültürler içersinde
 
eritmek mümkün müdür?
 
 Mümkündür.
 
 Bu günkü imkanlarla mümkündür.
 
 Nasıl mı?      
 
 Yavaş, yavaş alıştırarak, yozlaştırmak, değiştirmek, yoluyla.
 
 Kendi kültürünü ilkel gösterip,başka kültürlere özendirerek.
 
 Yardımlaşma yerine çıkarcılığı öne çıkarak
 
 Küreselleşiyoruz diye yabancılaştırarak.
 
 Peki bunları neyle yapacaksınız?
 
  Yazılı medya, görsel medya ile.
 
 Sizce başka bir şeye ihtiyaç var mı?
 
 “Peki kendi kültürlerine yabancılaşıp, kültür değişimine uğrayan
 
ve başkalaşan milletlere bir örnek verebilir misiniz?”
 
 "Veririz de...Onu da siz BULun!
 
 
 AHLÂK
 
 Ahlâk’ı, basit bir anlatımla tanımlarken; 
 
 “Ahlâk toplumların birlikte yaşama ve münasebetlerinde, en iyi
 
olduğunu düşündükleri davranış kurallarıdır.
 
 İnsanlık bu kuralları:
 
 a. Kişinin kendisine karşı görevi.
 
 b. Ailesine karşı görevi.
 
 c. Ülkesine ve milletine karşı görevi.
 
 d. Bütün insanlığa karşı görevi.
 
 Ve bütün bunların başında ise, Yüce Yaratıcısına karşı görevi
 
olarak tespit etmiş, buna kendi kültürlerinin gelenek ve
 
göreneklerini de katarak şekillendirmiştir.
 
 Kişi, bu kurallara göre:
 
 Ailede, eğitmenler eli ile öğrenerek ve toplumdan görerek
 
şekillenir, kişilik kazanır.” demişiz.(Edep ya hu 08/07/08)
 
 Yanlış mı demişiz?
 
   ***
 
 İnsan düşünen, algılayan, sorgulayan bir varlık olduğuna göre,
 
dünyaya geldiği ve aklının erdiği günden itibaren, hayata uyum
 
sağlayabilmek, bir takım ihtiyaçlarını karşılayabilmek için,
 
başka insanlarla yardımlaşmaya, ortaklaşmaya gidecektir.
 
 Bu da sosyalleşmedir.
 
 Bu tespitlerden sonra insanı tekrar tanımlarsak, bu tanım:
 
 “İnsan düşünen algılayan ve sorgulayan sosyal bir varlıktır”
 
olacaktır. Yukarıda, basit bir şekilde izahı yapılan ahlâk
 
yapılaşması, önce kişinin kendisinde oluşmaya başlayacak ve
 
kişinin, iyileri alan, kötüleri dışlayan huyunu ortaya çıkaracaktır.
 
 İnsan aynı zamanda duygularla yüklü bir varlıktır.
 
 Sevgi duyan, Saygı ile hareketlenen, beğenen, beğenmeyen ve
 
hoşuna gitmeyen şeylere tepki veren duyguları vardır. 
 
 Biz insanlar doğruluğu, yalan söylememeyi ve sözünde durmayı,
 
adaletli olmayı düstur edinenleri hem severiz hem sayarız.
 
 Duygularımızı hayata geçirmek, içimizdeki iyileri başkalarına
 
aktara bilmek eğitimi gerektirir.                                                                                  
 
 Eğitim almak kadar, eğitim vermekte, bir eğitim işidir.
 
 ***
 
 Ne demiştik, nerede kalmıştık;
 
 Ahlâkın temel öğesi iyinin kötüden ayrılması ve iyilerin alınması
 
olduğuna göre, şekillenmesi de toplumların gelenek ve görenekleri
 
ve inançları doğrultusunda olacaktır.
 
 Din bu faktörlerin başında gelir.
 
 Peygamberler yaşadıkları dönemin örnek insanları ve ahlâk
 
önderleridir.
 
 Peygamberimiz için Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim de:
 
 “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin. (Kalem/4)” demiştir.
 
 Peygamberimiz ise bir hadis’inde :
 
 “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” 
 
diyor.
 
 Cumhuriyetimizin banisi Atatürk ise:
 
 “Hiçbir millet yoktur ki, ahlâk esaslarına dayanmadan
 
yükselsin. Aydınlarımız vatan ve millet fikrini vermekle
 
beraber, rakip milletlere karşı varlığımızı kavrayabilmek
 
çin gereken hususları temin ederse, görevlerini daha geniş
 
bir şekilde yapmış olur.(E.Ziya Karal Atatürk’ten düşünceler
 
S/70)” diyerek;
 
 Yükselmek ve ileriye gitmek için, ahlaki değerlerimizi
 
korumamızın ve sağlamlaştırmamızın önemini ortaya koyuyor. 
 
   ***
 
 Bu gün ahlaki değerleri bir kenara koymuş;
 
 “Ben bu vatanı iki kadın memesine satarım” ve “Bayrakları
 
bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır. Toprak eğer uğrunda ölen
 
varsa utanmalıdır” diyen, ensest ilişkiyi onaylayan bir kişilik,
 
başında bulunduğu tarafının ne olduğu belli bir yayın
 
kuruluşunda, topluma yön vermeye çalışıyor, din hakkında
 
ahkam kesiyorsa, geldiğimiz nokta hangi nokta sizce?
 
 Ar ve namus anlayışındaki çöküşü neyle izah edebiliriz sizce? 
 
 ***
 
 Bu konular hakkında yüzlerce, binlerce sahife akademik
 
eser yazabilirsiniz ama kaç kişiye okutabilirsiniz onu bilemem. 
 
Sevgi/Saygı bizden l5/02/10
 Ahmet Salih DEMİRÖZ   
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için aşağıdaki resimleri tıklayınız.

Advertisement
Advertisement
Advertisement