eksilt

İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ücretsiz İlanlar
Ziyaretci Defteri
Alucra Meslek Yüksek Okulu
Alucra Sözlüğü
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Sitedekiler

Yok

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

HAMASET- HABASET- GAFLET ve PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 31 Ocak 2010
        HAMASET- HABASET- GAFLET ve
     DEMOKRASİ ADINA DEVLETİ YIKMAK!
 
 Başbakan grupta, bir o yana anlatıyor, dönüyor bir bu yana
 anlatıyor.
Epeyce dertli.
Yollardan bahsediyor, çetelerin avukatlığından bahsediyor,
yandaş basından bahsediyor, tek parti diktasından bahsediyor,
ve;
 
 “Değerli kardeşlerim,bazı köşe yazarları da bize, kusura
 
bakmasınlar, bize gaz vermeye çalışıyorlar. Kimse bize
 
gaz vermesin. Biz ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Ne
 
zaman ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Biz bu yola
 
çıkarken bütün bunların planlamasını yaparak çıktık.”
 
diye kendisine akıl vermeye kalkan, akıl danelere ders veriyor.
 
 Yukarıdaki paragraftan;
 
 “Biz bu yola çıkarken, bütün bunların planlamasını
 
yaparak çıktık.”, cümlesini alarak bir tarafa koyalım ve
 
izlemeye devam edelim.
 
 Başbakan savcı olmuş, iddianame hazırlıyor.
 
 Balyoz gibi sayıyor!
 
 Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Necip
 
Hablemitoğlu, Abdi İpekçi, İşte Hrant Dink ve…
 
 Getirip birleştiriyor.
 
 “Aynı şey Danıştay olayında, hemen manşetler nasıl
 
atıldı. Şimdi ne oldu? Hop, o da Ergenekon’la birleşti.”
 
 Bu cümleleri de alıp, bir tarafa koyalım.
 
 Devam ediyor.
 
 “Gizli kapaklı, işlerin aydınlığa çıkmasından kim neden
 
endişe ediyor?”diye bir soru soruyor. 
 
 Bu soruyu da, bir tarafa not edelim.
 
 Sol tarafa dönmüş anlatıyor, konumuz Demokrasi.
 
 “Biz yetkimizi milletten aldık, hesabımızı da doğrudan
 
millete veririz.”
 
 Alkışlar.
 
 Başbakan sağ tarafa dönüyor, açılım dersinde.
 
 Kürt kökenli vatandaşların meselesini görme, Romanlar,
 
Aleviler, azınlıklar...
 
 Bir sağa, bir sola dönüyor;
 
 Milliyetçiliğin kötülüğü ve Ulusalcılığın ilkelliği dersi veriyor
 
 “Türkiye’yi çağdaş dünyadan ve kavramlardan koparan
 
ilkel bir ulusalcılıktır.”diye dersi bitiriyor.
 
 Gayet düzgün cümlelerle hazırlanmış, taraftara gaz veren
 
bir konuşma. Bu cümleleri yanlış almış olabilirim diye
 
sitelerine baktım ve not aldım, tamamını alırsanız yedi, sekiz
 
sahife.
 
 Taraftara hamaset!
 
 Muhalif olana habaset!
 
 Millete?
 
 ***
 
 Bir durum tespiti yapalım.
 
 İktidara gelmişsiniz, belki her şey güllük gülistanlık değil
 
ama, terör bitmiş, kurumlar çalışıyor, devlet, devlet babalığını
 
yapıyor, kıt kanaat da olsa millet geçiniyor.
 
 Ve millet, tek millet.
 
 Bu gün, doğumuzda ayaklanma provaları değil, doğrudan
 
ayaklanmalar var.
 
 Devleti, devlet yerine koymayan “s…” çeken belediye
 
başkanları görevden alınamıyor, görev başında.
 
 PKK. Aklanarak, içimize salınma aşamasına gelmiş.
 
 Mahremiyetine girilmiş, töhmet altında bırakılmış, bir Ordu,
 
kendini, hukuk çerçevesinde savunma mekanizmaları arama
 
peşinde.
 
 Yargı kendilerine bırakılmıyor, müfettişler, başlarına
 
demoklesin kılıcı gibi sallandırılıyor, sensorlar(Büyük kulak)
 
peşlerin ayırtılmıyor.
 
 Ordunun tepesine bir balyoz dikilmiş;
 
 “Bu balyoz demokratik balyoz, kıpırdarsan tepene düşer ha.”
 
feryatları ortalığı kaplamış.
 
 Her şey karman çorman, ortaya saçılmış bir sürü fitne fücur.
 
 Emeklisi, İşçisi, memuru, esnafı köylüsü, bütün birikimleri
 
ellerinden alınmış ve çoğunluğu işsiz bir millet.
 
 İhracat rakamlar abartılarak ortalığa saçılmış, yurdum geni
 
değiştirilmiş yiyecek ve eşyanın ithal cenneti haline getirilmiş,
 
 Bankacılık, finans sektörü yabancıların eline geçmiş.
 
 Bir miras yedi gibi değerleri satılan bir ülke. 
 
 Şimdi gelin, siz bu sözü değerlendirin.
 
 “Biz bu yola çıkarken, bütün bunların planlamasını
 
yaparak çıktık.”
 
 Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz, bize akıl vermeyin,
 
demenin en güzel örneği bu
 
***
 
 Vatanımı bölüp parçalamak isteyen güçlerin;
 
 CİA, sı, MOSSAD’ı, KGB’sı ve PKK militanlarının
 
tetikçileri suçsuz, hiç ortada gözükmüyor.
 
 Ama: 
 
 Benim yurdumu, bölünmemesi için canlarını ortaya
 
koyarak savunan, Mehmet’im, Ahmet’im, yani ORDUM
 
suçlu.
 
 Bu olacak şey mi?
 
 Hukukça tespit edilmemiş, bir durumda, Türk Milletinin
 
değerlerini kötülemeye ve hüküm giymeden kimseyi
 
suçlamaya başbakan dahil, kimsenin kötüleme hakkı yoktur. 
 
 Ben soyundan gocunmayan bir Türk ferdi olarak ,
 
“Ergenekon” benim şanlı bir destanımdır, terör örgütü
 
olamaz diyorum.
 
 Ben vatandaş olarak, sana benim değerlerimi karalama
 
görevi de vermedim.
 
 Gizli işler varsa ortaya çıkarmak senin görevin.
 
 Bulunduğu makamda hukuksuzluğu yüksek yargıca
 
ortaya konulmuş olmasına rağmen o kişinin orada
 
tutularak, milletin dinlendirilmesi, gizli kapaklı iş
 
yaptırılması doğrumudur diye sormakta bir vatandaş
 
olarak da benim görevim.
 
 Evet demokrasilerde iktidarları millet getirir, millet
 
götürür.
 
 Millete hesap verilir.
 
 Millete sormadan milletin tasvip etmediği işlerin
 
yapılmasının hesabı da verilir.
 
 “Millet beni çoğunlukla iktidara iktidar yaptı, öyle
 
ise herkes bana biat etsin, ben istediğimi yapayım.”
 
demek, ancak otokrasi ve teokrasilerde görülür.
 
 Bir milleti silerken, yeni bir millet yaratmaya
 
çalışmak da neyin nesi?
 
 İslam’la özdeşleşmiş, adalet, insanlık önderi bir
 
millet, masonik bir ideoloji ile, bütün değerlerinden
 
koparılarak, küreselleştirilerek ortadan kaldırılırken,
 
senin boğazını sıkacak bir oluşumu kabul etmen için mi
 
madalya aldın? 
 
 Biz bir millet, bir ulus olmak için değil de, bağımsızlık
 
savaşını, küreselleşmek için mi verdik, sayın başbakan.
 
 Fransız’ı, İngiliz’i, Amerikalısı ulus devlet olmaktan
 
taviz vermezken, siz ilkel buldun diye biz federasyon mu
 
olacağız.
 
 Sayın Başbakan, benim milletim seni, beni karala ve
 
parçala diye göreve getirmedi.
 
 Şunu bil ki, sözde demokrasi adına hiçbir millet kendi
 
devletini yıkma yetkisini kimseye vermez.     
 
 Benim milletimde en kısa zamanda seni, layık olduğun
 
yere ,verdiği görevi elinden alarak gönderecektir.
 
 Mağrur olma padişah, senden büyük Allah (cc) var.
 
 Ah milletim, padişahta mağrur olacak hiçbir hikmet
 
yoksa o zaman bunu nasıl diyeceğiz.
 
 Sevgi/Saygı bizden 30/01/2010
 
 Ahmet Salih DEMİRÖZ
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >