eksilt

Özlü söz....

             Adam olan adam...Haketmediği payeyi almaz...Haketmeyene paye vermez...
Ana Sayfa

Abone Ol ! Gelişmeleri Bildirelim.






İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ziyaretci Defteri
Ücretsiz İlanlar
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.
Site Haritası
Günün Yazısı
Fıkralar
Alucra Sözleri,deyimleri
Alucra MYO Mezunları
Yazarlar
Alucra ve Köyleri Haberleri
Giresun ve İlçeleri Haberleri
Ülkemiz Haberleri
Köylerimiz
Bülten

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

YATIK MUSLUK MAHALLESİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Derya Tosun YILMAZ   
Cumartesi, 30 Ocak 2010
YATIK MUSLUK MAHALLESİ
Ankara'da yaşayan herkesin yolu düşmüşmüdür?  Bilinmez ama ismini en azından bir kez olsun duymuşuzdur.Gülveren mahallesi diye de bilinen ,yanı başımızda duran,koca kentin hayalleri çalınmış,umutları tükenmiş,dünyaları küçük ama yüreği büyük insanlarının mahallesi orası...
İçiçe geçmiş,minik şatoları,hayatları ve kaderleri kadar birbirine o kadar benziyor ki...her sokakta bir hüzün,çalınmış hayaller,çaresiz bakışlı kara gözlü çocuklar görmek mümkün...Çamurlu sokaklarında bilye oynayan masumlar, gökyüzünde süzülen uçurtmalara hayallerini yüklemiş minik yürekler...
 
Kız çocukarının ip atladıkları,evcilik oynadıkları,delikanlı abilerinin caka sattıkları belki gösterişsiz ama doğal ama hayatın ta kendisi kokan sokaklar...
 
Küçücük evlerde,aynı odalarda başlayan ve sonlanan hayat...Komşuluk ruhu herşeye rağmen dimdik ayakta hala...Bir lokma kazansa da paylaşmasını bilen yürekler var orda...
 
Bu güzel mahallenin adı güzel şeylerle anılmıyor malesef...Kimseler altında yatan sosyolojik,psikolojik boyutunu irdeleme gereksinimini duymadan kolayca yaftalıyor...Tinercilerin,gaspçıların,uyuşturucu vb. maddelerin mekanı diye anılıyor... Uzaktan bakınca ne görebilir ki insan ? Ne kadar tarafsız olabilir? Sormaz mıyız ki oradaki çocuklara imkanlar verildi ama onlar mı ellerinin tersiyle itip de illegal işlerin adamı oluverdiler...Oran sitesinin gökdeleni andıran evlerinden,parıltılı ışıklarından,tepeden bakmakla ne kadar anlaşılabilir ,orada ki hayat ve zorlukları?Çankaya'da bowling salonlarında,basket sahalarında zaman tüketen gençler varken,orada sokak maçları yapılıyor,kahvehaneler doluyor...Sizin evlerinizde mozart çalınıyor belki...Onların evlerinden hüznün ,isyanın sesi yükseliyor, hayatları gibi arabesk müzikleri de...
 
Onların sokaklarında darbuka sesleri yükseliyor.Oysa onlar istemezler miydi gitar dersi almak,piyano çalmak, bale yapmak?
 
Resim kursuna gidebilseydi Ayşe,sokaklarda duvarlara çizdiği çizgilerini kağıda döker ,belki adını tarihe yazdıran bir ressam oluverirdi. Ahmet ünlü bir araştırmacı,gazeteci,Elif bir bir öğretmen,Mehmet bir pilot....
 
İmkanlar mı sunuldu onlara? Ne itti onları yaftaladığımız suçlara,sorduk mu hiç? Elinde boya sandığıyla kaç sıfır yenik başladı hayata Kadir?
 
Kadir ne diyor kulak verin sesine:
 
Ben ayakkabı boyacısıyım..Yaşıtlarım okul sıralarını doldururken,her imkanları olup da hala fazlasını isterken,ben hasta babamın yükünü yüklendim omuzlarıma...Ben yatık musluk mahallesinin tüm çocuklarıyım!....Tercihlerim sorulmadı bana...Yüreğime soru soran,beklentilerimi,hayallerimi merak eden hiç olmadı...Pencersiz kaldım,uçurtmam tellere takıldı...
 
Ellerinin karası gibi olmuş hayatı, yarınlarından habersiz kazandığı günü kurtaran...
 
Acaba koca kentin,koca yürekli insan topluluğu kaderine terkedilirken soruldu mu kayıp hayalleri???
 
Onlar için yaptığımız en iyi şey,dışlamak,yadırgamak,kaçmak... Uzaktan bile olsa dönüp baktık mı az ötemizde duran çaresiz gözlere?
 
Nereden geldi değil mi aklıma Yatık Musluk mahallesi? Bu mahalle gibi ortak kaderi paylaşan bütün mahalleri yazdım aslında bu yazıda.
 
Bana özellikle bu mahalleyi yazdıran bir can, bir dost ,bir kalender yürek, bir mert delikanlıdır.O mahallede bir sürü çiçek var kimbilir ama bana birisini tanımak kısmet oldu.
 
Aslında onun kendisini yazmam başlı başına bir konu olurdu ...İyi ki onu tanımışım...Zaman zaman sohbet ederiz hayata dair onunla...
 
Onu tanımak başka bir dünyanın penceresini aralamak oldu benim için...
 
Adil,merhametli,sevecen, adam gibi adam...Adının değerini bilen,kutsallığına layık birisi O!
Dostunun sonuna kadar dostu! Kanayan yaraları seve seve saran,imkanları doğrultusunda herkesin imdadına koşan birisi O! Baba o ,babacan...Taha'sı var en büyük servetim dediği evladı...Hayata bağlılığı,duruşu, çizdiği yolla mahallesinin kaderini kendi kaderi yapmamış birisi O...
 
Mahallesinin üzerindeki uğultulu rüzgara kapılmamış, kara bulutların altında hapsolmamış O...
 
Beni yüreğine misafir eden ,o güzel insana ve onun nezdinde tüm mahallesine kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum...
 
Ve diyorum ki;her köşe başında görmeye alıştığımız sepet dolusu çiçekler gibi olsun hayatınız... Ve size hor bakan her göze bir çiçek uzatın... Size nefret ekene siz sevgi biçtirin...
 
Derya TOSUN YILMAZ
 

Yorumlar  

 
# sedat kumaş 2010-01-31 00:27 yazınız aslında sadece türkiye'nin bir gerçeği değil bütün dünya ülkelerinin bir gerçeği bence. bu ara sokaklarda mahallelerde birçok yetenek sahibi çocuk, genç imkansızlıklar yüzünden yok olmaktadır. bu konuya duyarlı olduğunuz için teşekkürler yazılarınızın devamını bekliyoruz.elinize ve yüreğinize sağlık. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Ahmet KISA 2010-01-31 01:50 Kişiler yaşadıkları çevrenin getirdiği yaşam tarzlarını ve alışkanlıkların ı benimser ya da kanıksamak durumunda kalır.Bu tamamen maddi imkânların sonucudur.Elbette ki herkes,en doğal hakkı olan yüksek hayat standardını ve fırsat eşitliğini yakalamak ister. Alınan yanlış ekonomik kararlar, beraberinde işsizliği ve geçim sıkıntısını getirir.Ülkemizde de bunun örneklerinin her geçen artmakta olduğunu görüyoruz. Piyasayı aldatmacalarla canlı tutmaya çalışmak, sadece borsadan yüksek meblağda haksız kazanç elde edilmesini sağlar.Halkın birebir maruz kaldığı, hissettiği gerçekleri görememek maalesef iktidarların en çok seçtiği yöntemdir. Derya hanım seçtiğiniz konu mükemmel.Yazınız içerik olarak doyurucu.İçimizi acıtan ve yürekten etkileyen çok duygulu betimlemeler ve gerçek yurt manzaraları var.Üzerinde durulması düşünülmesi ve tartışılması gereken uzun plan ve program gerektiren ve çok acil hayata geçirilmesi elzem durumlar.Tebrik ediyorum kaleminizi yüreğinizi.Selam ve hürmetlerimle… Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# Ahmet KISA 2010-02-01 12:11 Elbette ki her birey en güzel şartlarda yaşamak ister.Maalesef dünyanın her yerinde olmasa da ülkemizde ve çoğu ülkelerde fırsat eşitliğinden bahsetmek nerdeyse imkânsız.Yıllardan beri süregelen yanlış ekonomik hamlelerle işsizlik artmış, geçim sıkıntısı halkın bir numaralı sorunu olarak gündemde kalmıştır.Kalkınma hamleleri olarak sunulan proğramların işe yaramadığı gün geçtikçe kendini daha çok hissettiriyor.Derya Hanım bu yazınızda ülkemizde yıllardır kanamakta olan yaraya parmak basmışsınız.Çok duygusal ve sevecen yaklaşımınız, halkın çektiği olumsuz koşulları özümseyerek anlatışınız yazınızı mükemmeliyete taşımış.Kaleminizi ve yüreğinizi tebrik ediyorum.Selam ve hürmetlerimle.. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# servet 2010-02-02 11:01 Derya kardeşim yazını saygı ile okudum yatık musluktan biraz yukarı çıksan 60 evler ,hayattaki bağlantı apartman dairesi komşuluğu gibi değil sizin dediğiniz gibi sanki hepsi aynı aileden .memleketleri ayrı ama gönülleri bir. bunları sizin gibi görenlere teşekkürler , selamlarımı sunar diğer yazılımlarını bekleriz ,saygılar. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# BERDARİ 2010-02-11 22:40 Sorunları dile getirmek bile günümüzde büyük bir cesret isterken kocaman yüreğinizle bunu yazıya dökerek aktardığınız için kutluyorum. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# BERDARİ 2010-02-11 22:37 kanayan yaraya parmak basmak her yazarın işi değildir.Bunu yazmanız bile ne kadar yürekli olduğunuzu ortaya koyuyor.O kocaman yüreğinize sağlık. Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için aşağıdaki resimleri tıklayınız.

Advertisement
Advertisement
Advertisement