eksilt

Özlü söz....

             Adam olan adam...Haketmediği payeyi almaz...Haketmeyene paye vermez...

Abone Ol ! Gelişmeleri Bildirelim.






İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ziyaretci Defteri
Ücretsiz İlanlar
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.
Site Haritası
Günün Yazısı
Fıkralar
Alucra Sözleri,deyimleri
Alucra MYO Mezunları
Yazarlar
Alucra ve Köyleri Haberleri
Giresun ve İlçeleri Haberleri
Ülkemiz Haberleri
Köylerimiz
Bülten

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

Alucra'lılar Kardeştir -1- PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 20 Aralık 2008
Tavsiyeler
İ   İhsan Tekoğlu
 
- Alucralılar Kardeştir : 1 -
 
 
       (Tavsiyeler : 1)
       (Anladığımız kadarıyla Alucra, yeni ve aydınlık bir yayın organına kavuşuyor, hayırlı olsun. “Alucra Haber Dergisi” ismi ile yayınlanacak derginin yetkilileri “Tülay Dolu” ve “Ömer Dokumacı” ziyaretimize geldiler. Kendi ifadeleri ile ; “Tamamen tarafsız, bölücü değil bütünleştirici, Alucra’ya ve Alucralılar’a yeni ve
aydınlık bir pencereden bakan, bakış açısı geniş ve erdem sahibi herkesi kapsayan, Alucra Sivil Toplum Kuruluşları ile eşit mesafede olan, “Basın Ahlâk Yasası” ve genel ahlâk kurallarına uyan, milli ve mânevi değerlerimize bağlı olmayı çıkar aracı değil, vazgeçilmez bir ilke edinen, primitif (ilkel) anlayışlardan uzak, gerçekten çağı kucaklamaya çalışan, milletimizin geçmişinden geleceğine köprü kuran, ayrıca ; sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda yöreye hizmet etmeyi hedefleyen bir yayın organı olacaklarını” söylediler. Doğrusu böyle bir “anlayış” bizim de öteden beri “anlatmaya” çalıştığımız yararlı bir anlayıştır. Çıkaracakları dergiye yazı yazmamı istediler.)
      
Neden yazıyoruz ?
       Yaratılış gayesine uygun bir hayatı inşa etmek isteyen ve bu isteğini başkalarına da anlatmak için gayret gösteren birisi olarak, bu isteği ilkelerimize uygun olduğu için, reddedemezdik. Hedefimiz “anlamak / anlatmak / anlaşmak” olsun diyerek yazmaya karar verdik. Ne var ki, bu satırların yazarının ve aile fertlerinin Alucra’da dikili bir ağacı kalmamıştır. Ailenin tüm yerleri ve taşınmazları “Tekoğlu Vakfı”na vakfedilerek yöre insan ve kurumlarının hizmetine verilmiştir. Bu aileden şu anda Alucra’da yaşayan hiçbir fert yoktur ve bundan sonra da olacağı meçhuldür. Hal böyle iken neden yöre yayın organlarında yazı yazıyorsunuz ? diye bir soru sorulabilir. Bu sorunun cevabı “Emr bilma’ruf ve Nehy anilmünker” farzını yerine getirmektir. “Allah’a (c), Elçisi Hz. Muhammed’e (s) ve Kur’an’a inanmayanlar iman etmiş olamaz” diye kısaca imanın özünü tarif ediyoruz. Eğer inanıyorsak ; <<Ve en yakınları(ndan başlayarak erişebildiğin herkesi) uyar.>>(Kur’an, 26 /214) emrine uymamız gerekmez mi? Her ne kadar bu emir, Allah’tan son Elçisi’ne gelmiş ise de, kıyamete kadar “ben müslümanım” diyen herkesi kapsar. Bu bilgilerden haberdar olmayanlar bu erdemli davranışların arkasında çıkar hesapları var diye düşünebilirler. İşte bu yanlış anlayışları elden geldiği kadar doğru anlayışlara yöneltmek bizim için “Allah’ın emri”dir.Yazılarımızda değerlendirdiğimiz ve tavsiye ettiğimiz; iyi, doğru ve yararlı anlayışların yanı sıra, tavsiye etmeyip men ettiğimiz; kötü, yanlış ve zararlı anlayışlar genel anlamda olup, özel kişi ve toplulukları hedef almamaktadır. Her zaman olduğu gibi mekan ve zaman üstü düşünüp, fikir platformunda yazmak sorumluluğunu taşıyarak işe başladık. Yayın organı doğru çizgisini terk ederek sapkınlığa düştüğü an, yazılarımızı ve “Allah’ın selamını” keseriz. “Tavsiyeler” üst başlıklı yazılarımız birer öğüt ve davettir (çağrıdır). Yazılarımızın doğru anlaşılıp hayata geçirilebilmesi ve yörede kardeşlik köprülerinin kurulması bizi mutlu eder.
         Yazıya başlarken cin ve insanşeytanlarınşerrinden(kötülüklerinden)Allah’asığınmakiçin; <<Eûzübillâhimineşşeytânırracîm.Bismillâhirrahmânirrahîm / Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınır, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım.>> diyerek başlayalım. Gayret bizden, yardım Yüce Allah’tandır.

Nasıl ve nereden başlayalım ?
         Bu sorunun cevabını vermek için çok gerilere gideceğiz ve insanoğlunun atası Hz. Adem’den(a) başlayacağız. Hz. Adem’in ilk iki oğlu “Hâbil” ve “Kâbil” insanlık için iyiye ve kötüye örnek olmuşlardır. Hâbil ; iyiliği, doğruluğu ve yararlılığı temsil eder. Bu olumlu anlayışların karşıtı olarak Kâbil’de ; kötülüğü, yanlışlığı ve zararlılığı temsil eder. İnsanlar genel olarak bu iki huy ve karakter sınıfına ayrılır. Kısaca örnekleyerek Hâbil ve Kâbil kardeşlerin kıssasına Kur’an penceresinden bakalım. Yaptığı işler ve davranışlar Allah tarafından kabul edilmeyince, kötülüğün timsali Kâbil, iyiliğin timsali kardeşi Hâbil’i kıskanır ve ona <<...Andolsun seni öldüreceğim...>>(Kur’an, 5 /27) der. Yaptığı işler ve davranışlar Allah tarafından kabul edilen Hâbil ise, kardeşine ; <<...Andolsun sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. / “Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın.” Zalimlerin cezası işte budur.>>(Kur’an, 5 /28,29) diyerek cevap verir. Sonunda insanlık aleminin ilk katil insanı ve kötülük örneği Kâbil, iyilik örneği kardeşi Hâbil’i öldürür. Maide Suresi 30. âyeti bu eylemi şöyle açıklamaktadır : <<Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve kardeşini öldürdü. Bu yüzden de kaybedenlerden oldu.>> ve tarihe kötülüklerin önderi olarak geçti.
        
Emr bilma’ruf ve Nehy anilmünker nedir ?
Yukarıdaki ilk gerçek ve tarihi örnekten de anlaşılacağı üzere “ma’ruf / iyilik” ve “münker / kötülük” kıyamete kadar insanlar tarafından temsil edilecek ve savaş (düşmanlık) devam edecektir. İşte bu haksız, yersiz, kötü, yanlış, zararlı davranışve anlayışları önlemek için Yüce Allah, son Peygamberi Hz. Muhammed’in Elçiliği ile gönderdiği son ve dosdoğru Kitab Kur’an’da şöyle buyuruyor : <<Sizin içinizden ; hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten vazgeçiren bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.>>(Kur’an, 3 /104) Biz de kurtuluşa erenlerden olmak düşüncesiyle yöre insanını hayra çağırdık ve çağırmaya devam edeceğiz. Hayra çağırmanın metodu “Emr bilma’ruf ve Nehy anilmünker” olup, farz bir emirdir. Emr bilma’ruf kısaca ; iyiliği tavsiye ve teşvik etmektir. Nehy anilmünker ise ; kötülüğü men etmek ve iyiliğe dönüştürmektir. Eğer Hâbil ile Kâbil’in arasına girip hayra çağıran bir üçüncü insan olsaydı ne olurdu ? Belki de “anlaştırırdı”. Kim insanlığı hayra (iyiliklere) çağırıyorsa yanında, kim de hayırsızlıklara (kötülüklere) çağırıyorsa karşısında olacağımız bilinmelidir. Bu anlayış ve davranış imanın başta gelen bir cüzüdür (parçasıdır) ve farzdır. Farz olan birşeyi emretmek farz ve haram olan birşeyi men etmek te farzdır. Müslümanlar bu görevi ihmal ederse, aralarından küçük te olsa bir topluluk bu görevi üstlenmelidir. Müslümanların vazgeçilmez “iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak” sorumluluğunun namaz gibi önemli bir farz olduğunu şu âyetten açıkça anlamaktayız : <<Siz, insanlığın iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyi ve doğru olanı emreder, kötü ve yanlış olandan da alıkoyarsınız. Allah’a da inanırsınız.>>(Kur’an, 3 /110) Bu konuda hiçbir ilim adamı, sosyolog, psikolog, pedagog, eğitimci, yönetici ve siyasetçinin ulaşamadığı bir muhteşem anlayışı (hadisi) Peygamber Efendimizin dilinden dile getirerek, bu bölüme son verelim :<<Sizden, her kim bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin (ayıplasın). Bu ise imanın en zayıf derecesidir.>>(Müslim, İman, 78) Anlaşılan odur ki ; bu üç davranıştan hiçbirini göstermeyen “neme lazımcılar” da sonunda hesaba çekilecektir. Bu hadisin yorumundan “El ile değiştirme”nin kanun ve devlet tarafından yapılacağı, “Dil ile değiştirme”nin ilim adamları ve eğitim yoluyla yapılacağı, “Kalb ile buğz etme”nin ise kişisel olarak yapılacağı anlaşılmaktadır. Kimsenin yaptığı kötülükler yanına kâr kalmayacak ve şu hadisteki gibi adaletle hesabı sorulacaktır : <<Haklar, Kıyamet gününde sahiplerine iade edilecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır (hesabı sorulacaktır).>>(Riyazü’s-Salihin, 1/202) Bu hadisteki muhteşem benzetmeyi derin derin düşünmek lazım.
        
Alucralılar Kardeştir.
         Yazımızın konu başlığında, Alucralılar kardeştir diyerek yola çıktık. Konuyu insanlığın başlangıcından itibaren ele alarak günümüze geldik. Günümüzde İslâm ve Türk Dünyası korkunç bir “kültür emperyalizmi” altında ezilmekte ve manevi değerlerinden kopartılmaktadır. Batı (AB) ve ABD ekonomik ve teknolojik üstünlüklerine dayanarak dünyayı kontrolüne almak için var gücü ile çalışmaktadır. Batı “misyonerlik” çalışmalarıyla dinimize saldırmak, “asimilasyon” yoluyla insanımızı soysuzlaştırmak ve “soykırım” yaparak direncimizi yok etmek istemektedir. İslâm Dünyası’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını “sömürgecilik” sanatlarını kullanarak ele geçirmekte, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) ve Yeni Ortadoğu Projesi (YOP) projeleri ile hedefine ulaşmaya çalışmaktadır. Batı her sahada <<...İçimizdeki bir takım beyinsizler>>(Kur’an, 7/155)den kendilerine yardımcı ve ortak bulmaktadır. Anadolu coğrafyamızda terör ve bölücülük Batı tarafından desteklenmektedir. Çeyrek yüz yıldır terör, anarşi, enflasyon, devalüasyon gibi sosyal ve ekonomik hastalıkların demografik (halk / insan) yapımızı bozduğu ve bu bozulmanın küçük yörelere kadar bulaştığı meydandadır. Böylece toplum yapımız ters düz edilmekte ve “kardeş kardeşe düşman” hale getirilmektedir. Bu yozlaşma ve bozulmadan “yöre insanımız” olumsuz etkilenmekte ve birbirileriyle “kardeşlik bağlarını” koparmaktadır. Bu gidiş iyi bir gidiş değildir. Bu gidişe bu vatanın her evladı sorumluluk duyarak dur demelidir. Biz de “neme lazım” demeden yöre insanımızı kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmeye çağırıyoruz. Çünkü biz kardeşiz. Bu kardeşlik Allah’ın emridir, şöyle ki ; <<Müminler, ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.>>(Kur’an, 49/10)Bu emre itaat etmeyen (uymayan) her mümin öncelikle “Allah’a karşı gelmiş” olur.
         Biz de, her zaman olduğu gibi Allah’ın ; <<Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır...>>(Kur’an, 16/125)emrine uyarak yöre insanımızı “Ahlâkta ve Kardeşlikte Alucra Birliği”ne çağırıyor ve kardeşlerimizi sevgi ile selamlıyoruz. (Konuya devam edeceğiz)          
 
 
* * *
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için aşağıdaki resimleri tıklayınız.

Advertisement
Advertisement
Advertisement