eksilt

Özlü söz....

             Adam olan adam...Haketmediği payeyi almaz...Haketmeyene paye vermez...
Ana Sayfa arrow Haber Gönder

Abone Ol ! Gelişmeleri Bildirelim.






İçerik

Ana Sayfa
Alucra'nın Haritası
Alucra'nın Tarihi
Örnek Çocuklar
Fotoğraf Albümü
Ziyaretci Defteri
Ücretsiz İlanlar
Alucra Yemekleri
Şiirler
Kaybettiklerimiz.
Site Haritası
Günün Yazısı
Fıkralar
Alucra Sözleri,deyimleri
Alucra MYO Mezunları
Yazarlar
Alucra ve Köyleri Haberleri
Giresun ve İlçeleri Haberleri
Ülkemiz Haberleri
Köylerimiz
Bülten

Alucra Örgütleri

Alucra Derneği
Alsiyad
Alucra Vakfı
Galyod
Alucra Kent Meclisi
Köylerimize Ait Sayfalar

Üye giriş

Okuyucu Yorumları

Giresun Haber

4.Alucra Meslek Yüksek Okulu Serüveni PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cuma, 11 Temmuz 2008

Hasan KAPTI

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır !” (Hadis-i Şerif)

(“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır !” yazımız “Alucra Meslek Yüksek Okulu’nun Serüveni” bölümü ile devam etmektedir.)

IV – Alucra Meslek Yüksek Okulu’nun Serüveni :

– Komite ve Kuruluş Gayesi,

– Komiteden Derneğe Geçiş,

– Yüksek Okul Derneği Ne Yapmıştır ?

– NÖbet Değişimi Ne Getirmiştir ?

– Mehmet Karamustafaoğlu Gerçeği Nedir ?

Komite ve Kuruluş Gayesi

Çağrı Hareketi’nin Öncesinde 20.05.2003 tarihinde “Alucra Vakfı” adına bir toplantı yapılmış ve “Alucra Meslek Yüksek Okulu” yapılması gündeme getirilmiştir. “Muhittin Gülal”ın Vakıf YÖnetim Kurulu Başkan Vekili olduğu bir zamanda, kendisinin Vakıf YÖnetim Kurulu Başkanı olmadığı halde, vakıf başkanı gibi davranan, yüksek okul iÇin komite kurulmasını teklif eden ve milletvekili “Nurettin Canikli” adına hareket ettiğini sÖyleyen, bir yıllığına sırf bu iş iÇin vakıf başkanlığı yapacağını dile getiren, finansman konusunun Önemli olmadığını, sayın vekilimizin ve vakfın kaynak olarak hazır olduğunu, Önemli olanın “okul iÇin izin” almak olduğunu sÖzlerine ekleyen ve hakikaten ilk genel kurulda “Vakıf Başkanlığı”na seÇilen (!) “Mustafa AÇıkel”in tayin ve tespit ettiği ilk “Komite” aşağıdaki isimlerden oluşmuştur :

1 – Doğan Yakupoğlu 6 – Mustafa Taşbaşı

2 – İhsan Tekoğlu 7 – Muhittin Gülal

3 – Mehmet Karamustafaoğlu 8 – Mustafa AÇıkel

4 – Ömer Demirağ 9-- Durmuş Canikli

5--Nusret Bulutcu 10 – Ahmet Erilli (DÖnemin Alucra Belediye Başkanı)

Komite Başkanlığına “İhsan Tekoğlu” ile “Doğan Yakupoğlu”nun teklifi üzerine Prof. “Nusret BulutÇu” seÇilmiş, sekreterlik Av.“Mustafa Taşbaşı” tarafından yürütülmüştür. Komiteye daha sonra bir Çok insan alınmışsa da istenilen ve beklenilen sonuÇ alınamamış, toplantılara devam düşük olmuş ve zamanla “Komite” dağılmıştır. Su üstündeki gÖrünümü ve takdim, teklif ve tespit şekliyle bu komitenin gayesi : “Alucra’ya Meslek Yüksek Okulu aÇılması” gibi gÖrünse de, ne yazık ki ; daha sonra anlaşıldığı gibi adam parlatmak ve siyasal gÖsteri yapmak gayesi güdüldüğünden dolayı komite verimli olamamıştır. (Yukarıdaki Özet bilgiler Doğan Yakupoğlu, Mehmet Karamustafaoğlu, İhsan Tekoğlu, Mustafa Taşbaşı ve konu ile ilgili kardeşlerimizden alınmıştır.)

Komiteden Derneğe GeÇiş

Çeşitli Çevreler ve insanlar ile yaptığım gÖrüşmelerin sonucunda “Komite, her ne kadar güdümlü bir anlayışla yola Çıkarılmışsa da, aralarında okul iÇin düşünen ve Çalışmak isteyen insanlar da vardı” diye bir gÖrüşe sahip oldum. Ne var ki “Emanetleri ehline verin” (4/58) Allah buyruğundaki sır, her yerde olduğu gibi, burada da gerÇekleşmiş, iş yapmak iÇin değil, iş olsun diye yapılan tayin sonucu komite yetersiz ve başarısız olmuştur. Deyim yerindeyse “Havanda su dÖğülmüştür”. Komitenin yÖnetim tarzını, divan heyeti seÇilmemesini, gündemsiz toplantı yapılmasını, toplantı günlerinin gelişigüzel ve keyfi olmasını, Çalışmaların toplantı tutanağı tutularak tarihe geÇirilmemesini, geniş tabanlı bir yapılanmaya gidilerek konunun halka mal edilmemesini, plansız ve programsız Çalışılmasını tenkit eden ve hatta bu konularda komitenin Çalışmalarına faydalı olması iÇin bilimsel bir yazı hazırlayıp komite üyelerine sunan “İhsan Tekoğlu”nun uyarıları ve tavsiyelerinin dinlenilmemesi üzerine komiteden Çekilmesi bile ; ne yazık ki havanda su dÖğmeyi Önleyememiştir. üzülerek ifade edeyim ki ; Alucra’ya, Alucra İnsanına, Alucra kurum ve kuruluşlarına ve neredeyse Alucra’nın dağına taşına “Particiliği” bulaştıran insanlar, İhsan Tekoğlu gibi erdemli ve tarafsız bir insana karşı ; kurguladıkları particilik politikalarını bilmeyerek bozduğu iÇin ; “Seni kınıyoruz, bizi adam yerine koymuyorsun” diyerek, haksızlık etmişler ve edep dışı davranış gÖstermişlerdir. Bu kaos ve kargaşa iÇindeki “Güdümlü Komite” yok olup gittiği iÇin, komiteden netice alınamayacağını gÖren bir grup insan, havanda su dÖğmemek üzere kurumlaşmaya karar vermiş ve “Alucra Eğitim ve Kültür Derneği”ni kurmuştur. Derneğin fikir yapılanmasını ve tüzük Çalışmalarını İnş. Müh. “Mehmet Karamustafaoğlu”, yasal işlemlerini ise “Selahattin ÇÖdek” yürütmüştür. Bu konuda “Çağrı Hareketi” ve Özellikle “Doğan Yakupoğlu”nun Önemli destekleri olmuştur. Akademisyen olduğu iÇin yararlı olacağı düşünülen Prof. “Nusret BulutÇu” dernek başkanlığına uygun gÖrülmüştür. Derneğin ilk yÖnetim kurulu aşağıdaki isimlerden oluşmuştur :

1 – Nusret BulutÇu 5 – Nuri Yeşilbaş

2 – Mehmet Karamustafaoğlu 6 – Ömer Karamustafaoğlu

3 – Selahattin ÇÖdek 7 – Hüseyin SaraÇoğlu

4 – Atilla Yakupoğlu

Bu dernek yÖnetimi, komitenin yapmak isteyip de yapamadığı “Alucra Meslek Yüksek Okulu” projesini yürütmek üzere yola Çıkmış ve komite Çalışmalarındaki ciddiyetsizliği bir nebze gidererek yararlı işlere el atılmasını sağlamıştır. YÖnetim kurulu yıllık genel kurullarda nÖbet değişimine tabi tutulmuş, Çalışamayan üyelerin yerine komitede Av. “Mustafa Taşbaşı”, “Ömer Demirağ”, “Enver Süleymanoğlu”, “Cem Ekiz” ve “Ali Ağca” gibi isimler kısa dÖnemlerde gÖrev almışsa da kayda değer bir Çalışma iÇinde olamamışlardır. (Bu bilgiler, araştırma ve incelemelerimiz sırasında olayların iÇinde bulunanlardan elde edilmiştir.) Yüksek Okul Derneği Ne Yapmıştır ? Yüksek Okul Derneği dediğimiz “Alucra Eğitim ve Kültür Derneği”, kollektif veya bireysel de olsa ; “Sivas Cumhuriyet üniversitesi”ne bağlı olarak iki bÖlümlü “Alucra Meslek Yüksek Okulu”nun “AÇılış İznini” alarak kurulmasını sağlamıştır. Bu izin alınması ve yüksek okulun aÇılması işini her Önüne gelen : “Ben yaptım !” diyerek Övündüğü iÇin ; burada bu konuya girmek istemiyorum. Biliyoruz ki, dünya bÖyle gelmiş bÖyle gidiyor ve bÖyle gidecek. İşi yapanlar konuşmayacak, işin yapılması iÇin Çalışmayanlar konuşacak, fotoğraf Çektirecek ve her platformda “Ben yaptım...” diye yüzleri kızarmadan Övünecekler. Ne olur, bir kere de “Biz yaptık...” deyiniz. Allah sebep olanlardan ve Çalışanlardan razı olsun ! HiÇbir katkısı olmadığı halde yalan-yanlış sÖzlerle toplumu kandırmaya yeltenenleri, insanları dış gÖrünüşleriyle değerlendirip, kendisini bulunmaz “Hint Kumaşı” sanıp, şu veya bu sebeple hemşehrilerini hor gÖrenleri Allah ıslah eylesin ! Bütün bu üzücü hal ve hareketlerin yanında, takdir edilecek ve Örnek gÖsterilecek hareketler de olmuştur. İki bÖlümün aÇılışı sırasında bir Çok insanımız nakdi ve ayni yardımda bulunmuş ve bu insanlar hiÇbir zaman yardım ettiklerini bile sÖylememişlerdir. İşte Allah, gerÇekten de onlardan razı olsun ! Yüksek okulun aÇılışında okul binası olarak kullanılan “İmam-Hatip Derneği” binasının tahsis edilmesini sağlayan “Osman Erilli Hoca” ve dernek başkanı “Abdurrahman İbil” her yÖnüyle destek olmuşlardır. Özellikle bir Önceki Alucra Belediye Başkanı “Ahmet Erilli” ile dÖnemin Belediye Başkanı “İbrahim BıyıkÇı” büyük ilgi ve gayret gÖstermiştir. Burada bir gerÇeği dile getirmeyi erdemlilik sayıyorum. ŞÖyle ki ; bir Çok yÖre insanı “Çağrı Hareketi olmasaydı, Yüksek Okul aÇılamazdı” diyerek bizzat bana teşekkür etmiştir. “Çağrı Hareketi”nin 1 ve 2 No.lu Bildirileri okunursa, bu sÖzlerin gerÇek olduğu hemen anlaşılır. Çağrı Hareketi’nin getirdiği olumlu rüzgar, “Alucra Vakfı” ve “iÇimizdeki birkaÇ anlayışsız” hariÇ, tüm Alucra Sivil Toplum Kuruluşları’nı “Yüksek Okul Kampanyası”na sahip Çıkmaya yÖneltmiştir. “Giresun üniversitesi RektÖrü Sayın Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Beyefendi”, İstanbul’da yapılan Giresunlular toplantısında “Mehmet Karamustafaoğlu”na : “Alucralılar kampus binalarını yaparsa ve yurt sorunlarını ÇÖzerse, Alucra’ya daha fazla bÖlüm veririz” deyince ; iş ciddiye binmiş, laf ve sÖz dÖnemi kapanmış, sıra iş yapmaya gelmiştir. Giresun üniversitesi tarafından kabul edilebilir yeni bir proje, finansman ve inşaat yapılması sÖz konusu olunca, o zamanki dernek başkanı Prof. “Nusret BulutÇu” : “Benim üniversitemde bana araştırma gÖrevi verildi. Ben artık Çalışamayacağım. Dernekten ayrılıyorum” diyerek başkanlık gÖrevini bırakmıştır.

Bu bÖlümdeki bilgileri ve Nusret BulutÇu’nun ayrılışını, gerek yÖnetim kurulu, gerek adı geÇen ilgililer ve gerekse Giresun üniversitesi RektÖrlüğü bilmektedir. Ayrıca okulun aÇılışında nakdi ve ayni yardım yapanlar kendilerini saklasalar da biz, tarihe geÇsin diye Örnek bir olayı burada yazıya geÇirelim , onlar sÖylemese de biz sÖyleyelim : “Ali YÖre”nin fabrikasında yapılan bir toplantıda Vakıf yetkililerinin “Çağrı Hareketi”nin finans komitesine karşı alaycı bir dille : “Çağrı, mağrı...” diyerek küÇümsemesi ve “Bu işleri onlar yapamaz, bizden başka kimse yapamaz, ancak Vakıf yapar” gibi sÖzler sÖylemesi üzerine, Ali YÖre’nin sağında ve solunda oturan iki kişiyi işaret ederek : “Ne demek kimse yapamaz ! “Mümtaz Safi”, “Mustafa PaÇa” ve ben, üÇümüz yaparız. Onlar da yapmazsa tek başıma ben yaparım” demesi unutulmayacaktır. Ayrıca “Aydın Deliktaşlı” ve “Nurettin Canikli”nin bilgisayar donanımları desteği de unutulmamalıdır. Alucra’da şÖyle bir sÖylenti Çıkarılmış : “İmam-Hatip Derneği’nin binasına bir kere girelim, gerisi kolay, orayı yurt yaparız.” Bu sÖylenti üzerine “Osman Erilli Hoca” İhsan Tekoğlu’nu arayarak : “Rahmetli Baban Mehmet Tekoğlu’nun kemikleri sızlar. Bunlar orayı yurt yapmak istiyorlarmış” demesi üzerine, İhsan Tekoğlu kendisine garanti vererek : “Bu bina ancak okul olacaktır, hiÇ endişeniz olmasın” demiştir.“Doğan Yakupoğlu”, “Hasan Kaptı” ve “İhsan Tekoğlu” birlikte “Osman Erilli Hoca”ya giderek onu ikna etmişler, kendisine sÖz vermişler ve bÖylece bina okul iÇin tahsis edilmiştir. Bu Çalışmalar gerÇekten de kayda değer katkılardandır. Eğitimci “İsmail Tavman” ve Hocası, ayrıca Öğrencilerimden Şebinkarahisarlı hemşehrimiz “Hayri Bakıcı” Bey’in kardeşi Sivas Cumhuriyet üniversitesi Öğretim üyesi Prof. “Zâkir Bakıcı”nın katkıları da Çok yararlı olmuştur. Prof. “Nusret BulutÇu”, “Ömer Demirağ” ve “Mehmet Karamustafaoğlu”nun Sivas Cumhuriyet üniversitesi ve YÖK nezdindeki Çalışmaları da takdire değerdir.)

NÖbet Değişimi Ne Getirmiştir ?

Prof. “Nusret BulutÇu” başkanlığındaki dernek yÖnetimi dağılınca ve kendisi de gÖrevi bırakınca ; iş başa düşmüş “Doğan Yakupoğlu” ve bu satırların yazarı “Hasan Kaptı” ortada kalan yÖnetime sahip Çıkmışlardır. Yapılan gÖrüşme ve Çalışmalar neticesinde “Mehmet Karamustafaoğlu” yeni yÖnetim kurulması iÇin Doğan Yakupoğlu ve Hasan Kaptı tarafından ikna edilmiş ve kendisi şu şartı koşmuştur : “Başkanlığı alır, yÖnetim kurulunu kurarım, başıbozukluğu giderir, kurumsal Çalışmayı başlatırım. Yalnız Hasan Kaptı başkan yardımcılığını kabul ederse.” Bu şart tarafımdan kabul edilmiş ve dernek genel kurulu toplanmıştır. Dernek Genel Kurulu kendisi Antalya’da iken Mehmet Karamustafaoğlu’nu gıyabında başkanlığa seÇmiştir. BÖylece orta yerde sahipsiz kalan derneği yeni yÖnetim üstlenmiştir. üstlenmiştir ama, ortada devralınacak ne hesap, ne kitap ve ne de devredecek sorumlu herhangi bir kimse bulunamayınca, gÖrev devralınamamış, aÇıkÇası üstlenilmiştir. Son yÖnetim kurulu aşağıdaki şekilde oluşmuştur :

1 - Mehmet Karamustafaoğlu 5 – Selahattin ÇÖdek

2 – Nusret BulutÇu 6 – Ömer Demirağ

3 – Hasan Kaptı 7 – Tülay Dolu

4 – Muammer Düğenci

Bu yeni yÖnetim kurulunda gÖrev taksimi yapılmış ve Çalışmaya başlanılmıştır. Fakat kısa bir süre sonra Prof. Nusret BulutÇu bu kuruldan da istifa etmiştir. Benim de Öğrencim olan Prof. Nusret BulutÇu, kollektif Çalışmayı sevmeyen, başına buyruk hareket etmeyi seven bir anlayışta olduğu iÇin, ne yazık ki yÖneticilik dÖneminde toparlayıcı ve birleştirici olamamıştır. Derneği bırakıp gittikten sonra, hiÇbir sıfatı ve yetkisi olmadığı halde ; liste yapıp bir kısım Çevrelerle gÖrüşerek para toplamaya kalkışmıştır. Elinde proje veya herhangi bir dosya olmadığı halde ; Alucra’dan telefon ederek İstanbul’daki yeni dernek başkanı Mehmet Karamustafaoğlu’na : “Mehmet Bey sende bir proje olacaktı, onu bana gÖnder de buraya gelmişken bir temel atayım” diyebilmiştir. Bu davranışlarıyla yeni yÖnetime yardım etmekten kaÇınmıştır. NÖbet değişimi yapılarak “Mehmet Karamustafaoğlu”nun başkanlığında pozitif, rasyonel ve gerÇekÇi bir Çalışmaya başlayan yeni yÖnetim, bütün bu olumsuz davranışlara rağmen Çalışmalarını “Yeni ve kapsamlı bir proje” yapmak iÇin yoğunlaştırmıştır.

(Ne üzücü ki, sayın BulutÇu’nun bu hal ve hareketlerinin toplumun gÖzü Önünde tekrarlanması, yapıcı olmak yerine, yıkıcı olmuştur. Kendisi “Doğan Yakupoğlu”, “İhsan Tekoğlu” ve “Hasan Kaptı” tarafından uyarılmış, yeni başkan “Mehmet Karamustafaoğlu” ile kurum ve kurallara uyarak birlikte Çalışması ve başına buyruk hareket etmemesi kendisine tavsiye edilmiştir.)

Mehmet Karamustafaoğlu Gerçeği Nedir ?

“Mehmet Karamustafaoğlu” sosyal yönü gelişmiş, bir Çok sosyal etkinliklerin içinde veya başında bulunmuş, Giresun İl Platformu’nda öne Çıkmış seÇkin bir hemşehrimizdir. Her yÖnüyle deneyimli bir sivil toplum uzmanıdır. Kendi köyü olan “Fevzi Çakmak Köyü”nün dernek başkanlığını da yapmış ve köyüne bir Çok eser kazandırmıştır. Kendi ifadesiyle 160 dernek, vakıf vs. kuruluşta üst düzey yÖneticilik yapmıştır. “Alucra Meslek Yüksek Okulu”nun “Komite” ve “Dernek” yapılanmalarının ilk gününden bugüne kadar iÇinde bulunmuştur. Yüksek okul derneği olan “Alucra Eğitim ve Kültür Derneği”nin başkanlığına seÇilir seÇilmez ilk işi, okulun “Kampus / Yerleşke” işine el atmak olmuştur. Bu maksatla “İhsan Tekoğlu”nun delaletiyle ; kardeşi Y. Mimar “İsmail Tekoğlu”na Sivas Cumhuriyet üniversitesi’nin “Modüler Sistem Tip Projesi”nin Alucra’ya adaptasyonunu yaptırmıştır. Giresun üniversitesi aÇılınca RektÖrlük, daha gelişmiş bir proje yaptırmasını Mehmet Karamustafaoğlu’na tavsiye etmiştir. Bunun iÇin kolları sıvayan Mehmet Karamustafaoğlu ; Alucralı Mimar “Şit Petek” Bey’e “Yeni ve kapsamlı bir proje” yaptırmıştır. Bu proje bitirilme safhasında iken Mehmet Karamustafaoğlu, Doğan Yakupoğlu, Hasan Kaptı ve İhsan Tekoğlu’na haber vermiştir. Onlar da onun bu Çalışmalarını takdir edip, onu tebrik etmişlerdir. Bu yeni projenin Alucra toplumuna tanıtılması iÇin toplantılar yapmış ve slayt gÖsterileriyle bilgi vermiştir. Bu Çalışmaları takdir etmek gerekirken, yÖre insanı bu ya ; hemen “Mehmet Karamustafaoğlu Öne Çıkıyor, her işi kendine mal ediyor...” gibi sÖzlerle onu tenkite başlamıştır. Hani bir sÖz var ya : “Biz bu filmi daha Önce gÖrmüştük !” diye, işte o film “Çağrı Hareketi”ne yapıldığı gibi, Mehmet Karamustafaoğlu iÇin de vizyona konulmuştur. Bu perde arkası gÖstericiler ; aslında dernek iÇin, yüksek okul iÇin ve hatta Alucra iÇin hiÇbir yararlı iş yapmayan, ortalıkta boy gÖstermekten başka bir işe yaramayan, “Çeteleşme” yolunu seÇip huzursuzluk Çıkaran bir avuÇ insandır. Bu Çeteleşme hareketleri benim kÖyüme de el atmış ve köyün birlik ve beraberliğine zarar vermiştir. O kÖy ki, sadece Fevzi Çakmak Köyü için değil, Alucra için de yararlı bir Çok projeye start vermiş bir köydür. Mehmet Karamustafaoğlu’nu hedef alanlar onun iÇin bir Çok suÇ üretmişler, sağda-solda “istemezük” deme kampanyaları aÇmışlardır. Bu “havanda su dÖğen takımı”, Karamustafaoğlu iÇin “sert ve kırıcı davrandığını, insanları küÇük gÖrdüğünü, her yerde Öne Çıktığını ve Çok konuştuğunu” sÖyleyerek ; onun yerine yeni birisinin (!) getirilmesini ve “Başını istemişlerdir”. Pes doğrusu, yaptığı Çalışmalar ve başardığı işler hakkında bilgi vermesin mi ? Ayrıca Öne Çıkmış ta kime ne yapmış ? Bu Çetelerin sayısı sağdan sayarsanız 5 / 10 kişi, soldan sayarsanız 5 / 10 kişi zor Çıkar. İşin garibi bu Çeteler, daha Önce bir araya gelemeyen, her nasılsa şimdilik işbirliği yapan, “Dinci” geçinenlerden takviyeli sözde “Solcu” takımıdır. Böyle filmler tarihte Çok görülen şeylerdendir. Düşünün ve elinizi vicdanınıza koyun ; yerlerde sürünen bir işi almış, ayağa kaldırmış ve kazma vurulup temel atılacak hâle getirmiş bir adamın başı isteniyor ! Bu nasıl bir istek ? “Bu ne perhiz ve ne lahana turşusu ?” Baş isteyenler baş olsa bâri ! İhsan Tekoğlu kardeşimiz : “Ben Mehmet Bey’in avukatı değilim. Yakından gördüm ve anladım ki ; bu arkadaş yetenekli ve deneyimli bir insan. Köyünde, Alucra’da, Giresun’da, İstanbul’da ve Karadeniz Bölgesi’nde bir Çok yararlı iş ve proje gerÇekleştirmiş. Şimdi bu insan “Düşman bile olsa”, onun yaptığı yararlı işleri inkâr edip, görmezden mi gelelim ? İnsaf yahu ! Bu, anlayış ve davranış bize yakışmaz” diyor. Ayrıca : “Eğer yanlış yaparsa, biz onun da karşısında oluruz” diyerek tarafsız bir yaklaşım gÖsteriyordu.

(Yazımızın ileriki bölümlerinde yeri geldikce bu konuya değinecek ve : “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” Hadis-i Şerifi’ni hatırlatacağız.)

(Yazımız, “IV / A” bölümü ile devam edecektir.)

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

KARAMUSTAFAOĞLU GRUP Şirketlerimizi incelemek için aşağıdaki resimleri tıklayınız.

Advertisement
Advertisement
Advertisement