Üstad yazarlarımızdan Cevizoğlu,33 askerimizin şehit edildiği Bingöl katliamının perde arkasını araladı.Her yazısı ayrı bir olay olan ve tarihe ışık tutan Cevizoğlu,Bingöl'de şehit edilen askerlerimizin ,Türkeş'i pusuya düşüremedikleri için deliye dönenler tarafından öldürülmüş olabileceğini kaydetti.
HEDEF 33 ASKER DEĞİL BAŞBUĞ TÜRKEŞ’Tİ!
Kamuoyunda “Yeşil” olarak bilinen Mahmut Yıldırım’ın akıbeti hakkında şu günlere kadar kimse bir şey bilmiyordu. Susurluk kazasından sonra “öldürülmüş olabileceği” ihtimali ağırlık kazanmıştı. Buna rağmen bazen “yaşadığı” da konuşuluyordu. Ancak “hiç kimse” hakkındaki gerçek bilgilere sahip değildi. Bu bilgiye sanıyorum çok özel birkaç kişi tüm çıplaklığıyla sahipti ama onlar da konumları gereği ağızlarını sıkı tutuyorlardı…
“Yeşil” hakkındaki bu bilinmezlik, bu sır perdesi oğlu Murat Yıldırım’ın kaleme aldığı “Yeşil” adlı kitaptaki fotoğrafların ortaya çıkması ile biraz aralandı. Fotoğraftaki detaya göre yemek yediği masanın üzerine serdiği gazetedeki bir ilan onun son durumu hakkında bilgi veriyordu. İddiaya göre gazete 2002 yılına aitti. Bu iddia bayağı tutmuştu fakat 15 Mayıs tarihli Radikal gazetesi bu iddiayı çürütüyordu. Böyle bir zamanda bu kitabın yazılması bir tesadüf mü yoksa bir mesaj mıydı onu şimdilik tam bilemiyoruz. Fakat kitabın yayınevine de dikkatlice bakmak gerekir! Ayrıca “Yeşil”e ait olduğu iddia edilen yeni ses kasedinin üzerinde de durulması gerekir. Bütün bunlara rağmen ben bu kitaptaki bir başka detaya ve bu güne kadar kimsenin “ilişkilendiremediği” bir olaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Murat Yıldırım’ın yazdığı “Yeşil” adlı kitaptan önce bir başka kitaba daha dikkatinizi çekecek ve herkesin atladığı bir olayı irdeleyeceğim. Kitabın adı “33 Kurşun”, yazarı da Saygı Öztürk…
Kitap 24 Mayıs 1993 tarihinde PKK tarafından Bingöl-Elazığ karayolunda şehit edilen 33 askerimizi anlatılıyor…
Önce sizi bu olayın iki gün öncesine götüreceğim…
Tarih 22 Mayıs 1993, Bingöl’ün Genç ilçesinden hareket eden bir minibüs içinde MHP ilçe başkanı Hadi Arı olduğu halde Servi beldesine doğru hareket ediyordu. Kimse az sonra olacakları bilmiyor ama bölgede yaşayan her insan gibi onlar da tedirgindiler. Nitekim az sonra minibüs bir grup PKK’lı tarafından durdurulacak ve içlerinden bir tanesi alınıp gidilecekti.
Minibüsü durduran teröristler herkesi aşağıya indirdikten sonra “Hadi Arı kimdir?” diye soruyorlardı. İlk anda kimseden bir cevap alamayan PKK’lılar sağa sola ateş ederek gözdağı veriyorlar ve soruyu tekrar ediyorlardı.
“Hadi Arı kimse çıksın ortaya yoksa herkesi öldürürüz!”
Bunun üzerine MHP Genç ilçe başkanı Hadi Arı başkalarının zarar görmemesi için bir adım öne çıkarak “benim” diyordu.
Böylece teröristler istediğini elde etmenin verdiği sevinçle Hadi Arı’yı alarak kaçıyorlardı...
Hadi Arı’nın cesedi ertesi gün vücuduna erimiş naylon damlatılmış ve bıçakla yaralandıktan sonra üzerine tuz dökülmüş bir vaziyette bulunmuştu. Bu olay Bingöl’de büyük infial uyandırmıştı... Cenazesi ertesi gün yani 24 Mayıs günü kalkacaktı... Cenaze çok kalabalık ve hava oldukça gergindi. Cenazede MHP Elazığ milletvekili Tuncay Şekercioğlu da vardı. PKK’lıların her an yeni bir saldırısı ile karşı karşıya kalınabilirdi. Fakat Şekercioğlu ve Bingöl il teşkilatının sağduyulu davranışları ve aldıkları tedbirler buna engel oluyordu…
Cenazeden sonra Elazığ’a doğru yola çıkan Tuncay Şekercioğlu’na Bingöl’den büyük bir konvoy eşlik ediyordu. Çünkü yol tehlikeliydi. Bingöl valisi de milletvekiline özel koruma tahsis ediyordu. Özel koruma “Yeşil”den başkası değildi. Yeşil ve diğerlerinin korumasında (normalinden 45 dakika sonra) yola çıkan MHP Elazığ milletvekili Tuncay Şekercioğlu’nun da içinde bulunduğu konvoy Bingöl’den yeni çıkmıştı ki, karşı istikametten araç gelmemesinden şüphelenen “Yeşil”, konvoyu geri çevirmiş ve az ilerideki PKK pususuna düşülmesini önlemişti. Fakat az sonra gelecek askerler bu pusudan kurtulamamış, (ve 45 dakika geciken asıl hedefi kaçırmanın verdiği öfkeyle) şehit edilmişlerdi.
Buraya kadar yazılanlar Saygı Öztürk’ün kitabında anlatılanların bir özetidir. Bu olayı doğrulayan son kaynak ise “Yeşil” adlı kitabın yazarı Yeşil’in oğlu Murat Yıldırım’dan geldi. Murat Yıldırım olayı doğruluyor ve “sanıyorum hedef babam veya milletvekiliydi” diye de ekliyor.
Daha fazla delil istiyorsanız Saygı Öztürk’ün kitabındaki en ciddi iddiayı şimdi buraya alıyorum. Dönemin asayiş bölge komutanı Korgeneral Necati Özgen’e göre de asıl hedef “MHP’lilerdi!”
Bana göre de asıl hedef 33 asker değildi. Hedef Başbuğ Alparslan Türkeş’ti!
Evet, hedef Alparslan Türkeş’ti!
Peki plan neydi?
Baksanıza önce Genç ilçe başkanı Hadi Arı kaçırılıyor ve işkence edilerek öldürülmüş bir halde cesedi karayolunun kenarına atılıyor. Buna oldukça üzülecek olan, o dönemde PKK terörüne ve onların yasal uzantılarına karşı oldukça sert, ancak milletimizin, askerimizin, polisimizin kısaca herkesin yüreğine su serpen ve cesaret veren açıklamalar yapan Başbuğ Alparslan Türkeş de cenazeye katılacak, bu sırada cenazeye silahlı, bombalı saldırı düzenlenecek, eğer başarabilirlerse başta Başbuğ olmak üzere tüm MHP üst düzey yöneticilerini öldürecekler!
Ancak bölgenin olağanüstü şartları ve bölgeyi çok iyi tanıyan, Başbuğun cenazeye gelmesi durumunda tüm Türkiye’de büyük sıkıntılar yaşanabileceğini tahmin eden Bingöl teşkilatı sanıyorum buna engel oldu... Hatta bu durumda Bingöl teşkilatı Elazığ milletvekili Tuncay Şekercioğlu’nun da cenazeye gelmesini istememiş olabilir. Sanıyorum bir iletişim kopukluğu veya milletvekilinin o sırada Erzurum’da bulunması buna engel oldu. Düşünebiliyor musunuz cenazeye yapılacak bir saldırının sonuçlarını! PKK saldırısına maruz kalan cenazeden de onlara karşılık verilecek ve belki de yüzlerce kişi ölecek. Hele hele bir de Başbuğa bir şey olduğunu düşünün, işte o zaman hepimize geçmiş olsun!
Rahmetli Hadi Arı’nın şehit edilmesi bence öyle sıradan bir olay değildi… Türkiye genelinde yaşanacak acımasız bir provokasyonun ilk adımı idi…
Esas oyun iç savaş çıkartmaktı!
kaynak :Giresun Aktuel
|